Abdullah Gül “iyi şeyler olacak” diye vermişti müjdeyi. Fazla geçmeden görüldü ki, “iyi şeylerle” kasıt bir yönüyle KCK operasyonları altında legal zeminin Kürtlerden temizlenmesiymiş. 12 Eylül operasyonlarını aratmayacak bir pervasızlıkla gece yarısı basılan evlerden AKP ve rejim karşıtı yurtsever insanlar bir bir toplandı, ibret-i alem için kelepçelenerek zındanlara gönderildi. Bu “iyi şeyler mevsimi” üç yıldır aralıksız sürüyor. Mevsimin ne zaman sonlanacağı ise belli değil.
“İyi şeyler mevsimi”nde 6.300 Kürt yurtseveri tutuklandı. PKK’li tutuklularla bu rakam onbeş bini aştı. Bu rakam içinde 2.300 Kürt çocuğu da yer alıyor. Taş attıklarından dolayı zındanlarında çocukların rehin tutulduğu, Anti-Terör-Yasalarıyla yaşlarından daha fazla cezalara çarptırıldıkları hiçbir ülke yok yeryüzünde, İsrail de dahil.
“İyi şeyler” torbasından diri Kürtler için ölüm ve gözyaşı, bomba ve gaz, jop ve zındandan başka bir şey çıkmadı. Tarih tanıktır ki Türkler için iyi olan, Kürtlerin hanesine hep kötü sonuçlarıyla sirayet etti. Türklerin hanesine artı olarak yansıyan, Kürtlerden hep birşeyler alıp götürdü. Bunun en somut ve yakın göstergesi de PKK ve Mahmur Kamplarından barışa bir şans tanıma adına gelen Kürt Barış Elçilerine yaklaşım oldu. Kürt halkı yaşayan evlatlarını kucaklamak amacıyla yollara dökülür, şenlikler yaparken, Türk tarafı karalar bağladı, saldırıya geçmek için havayı kokladı.
Türk tarafı için tersi bir etki yaratsa da Kürt cephesinde iyi şeyler oluyor. Kürtler kendi aralarındaki ilişkilere çeki düzen veriyor ve kapılarına gelip dayanan fırsatı kaçırmamak için birbirlerini kucaklıyorlar.
Ocak ayında Hewlêr’de biraraya gelen Güney-Batı Kürdistan’dan temsilcilere Kürdistan Başkanı Mesud Barzani gidilmesi gereken yolu “arkanızdayız, ama önce birlik olun” diyerek gösterdi. Ve ardından Kürt Yurtsever Meclisi ENKS ile PYD’nin oluşturduğu Halk Meclisi ortak bir deklarasyonla kamuoyunun önüne çıkarak ortak hareket edecekleri mesajını verdiler. Birlik yönünde atılan bu adım tarihsel önemdedir ve Güney-Batı Kürdistan’a sağlanacak statünün teminatıdır. Bu Birlik ete ve kemiğe büründüğünde, mücadelede karşılığını bulduğunda Türkiye ve hamilik ettiği Müslüman Kardeşler Örgütü’nün tüm hesapları alt-üst olacak ve Kürt halkı özgürlüğüne kavuşacaktır.
Bu tarilsel adımı Şubat ayında yine Hewlêr’de biraraya gelen tüm parçalardan Kürt yurtsever örgütleri perçinlediler. İstisnasız tüm Kürt partileri ilk defa Kürt ve dünya kamuoyuna ortak bir mesaj verdiler, birliğin önemine işaret ettiler. Ve hemen ardından 9 Mart günü Amad’de biraraya gelen Kuzey Kürdistanlı parti, örgüt ve şahsiyetler Kürt halkının çıkarları doğrultusunda ortak hareket edeceklerini duyurup pratik işler için kolları sıvadılar.
Irak karışık. Sünniler ve Şiiler arasındaki ilişkiler kopma noktasında. Irak’taki karışıklığı aşmada Kürtler belirleyici aktör konumunda. Buna rağmen ama gün gelir ve Şiilerle Sünniler daha geniş çaplı bir boğazlaşmaya girerlerse, Kürtler farklı alternatiflerle kamuoyunun karşısına çıkabilirler. Bu da Kürdistan’ın bağımsızlığının ilanıdır. Bu yönde belirli hazırlıkların yapıldığı, kamuoyunun duyarlı hale getirildiği gözlerden kaçmıyor.
Güney Kürdistan’ın bağımsızlık yolunda hızla ilerlediği, Güney-Batı Kürdistan’ın uluslararası hukukça güvence altına alınacak yeni bir statü ile ulusal haklarına kavuşma yönünde hamleler yaptığı, Kuzey yakasında birlik yolunda irade beyanıyla onyılların, yüzyılların kölelik ilişkilerine dinamit konduğu bir mevsimin başındayız.
Geriye tek bir halka kaldı. O da Doğu Kürdistan. Kürdistan’ın üç parçasındaki bu olumlu gelişmeler oraya da yansıyacak, o yakada da Kürt halkı birliğin yolunu tutacaktır.
Bu ayrı ayrı, birbirinden bağımsızmış gibi görünen adımlar, çaba ve hamleler biraraya getirildiğinde karşımıza Kürdistan Ulusal Birlik Projesi çıkıyor. Böylesi bir projenin yaşama geçmesiyle sömürgeci devletlerle onların arkasındaki güçler konum ve duruşlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaklardır. Böylesi bir projenin yaşama geçmesiyle birlikte artık “terör ve terörizm” yaftasının kullanım süresinin sonuna gelindiği görülecektir.
Şayet Newroz baskı ve zorbalığa karşı direniş ve mücadelenin simgesi, özgürlük ve kurtuluşun sembolü, aydınlık ve güzel günlerin müjdesi ise, işte Newroz geldi. Ve şayet her kışın sonu Newroz’sa, işte Newroz tüm güzellikleriyle kapımızda.
Tüm günleriniz Newroz gibi olsun, aydınlık ve güzel! Newroz’unuz kutlu olsun!
msahin146@web.de
Kürt cephesinde iyi şeyler oluyor