Kürt çocuklar için fazlasıyla dramatik

Açlık ve yoksulluk
- TÜİK verilerine göre; Kuzey Kürdistan'da (Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri) 0-17 yaş arası çocuk nüfusu 6 milyon. Çocuk yoksulluk oranı yüzde 30’un üzerinde. Kürt çocuklarının yaşadığı hanelerin yüzde 40’ı temel ihtiyaçlardan (yiyecek, giysi, ısınma) yoksun.
TÜİK verilerine göre; Kuzey Kürdistan'da (Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri) 0-17 yaş arası çocuk nüfusu 6 milyon. Çocuk yoksulluk oranı yüzde 30’un üzerinde. Kürt çocuklarının yaşadığı hanelerin yüzde 40’ı temel ihtiyaçlardan (yiyecek, giysi, ısınma) yoksun. Örneğin, Riha'da çocukların yüzde 45’i yeni giysi veya ayakkabı alamıyor. Kürt çocukların yüzde 50’si okul gezileri veya etkinliklere maddi nedenlerle katılamıyor.
Kürtçe ana dil olan çocukların yüzde 60’ı erken eğitimde Türkçe’ye uyum sağlamakta zorlanıyor, bu da akademik başarıyı düşürüyor. Kürtçe eğitim resmi olarak sunulmuyor, bu da kültürel ve akademik eşitsizlik yaratıyor.
Kuzey Kürdistan'da bebek ölüm hızı binde 12; Türkiye ortalaması binde 10, OECD ortalaması binde 4.
Çocukların yüzde 20’si yeterli beslenemiyor; Türkiye ortalaması yüzde 13,3 ve OECD ortalaması yüzde 5’in altında.
Sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar var; özellikle kırsal alanlarda hastane ve doktor eksikliği dikkat çekiyor. Bölgedeki düşük sosyoekonomik koşullar, çocukların kronik hastalıklara (örneğin, anemi) yatkınlığını artırıyor.
Kuzey Kürdistan'da 15-17 yaş arası çocukların yüzde 30’u çalışıyor. Kürt çocuklar, özellikle tarım (yüzde 40) ve tekstil sektörlerinde kayıt dışı çalıştırılıyor.
TÜİK ve Adalet Bakanlığı verilerine göre; Kuzey Kürdistan'da çocuk suçluluğu oranı Türkiye ortalamasından daha yüksek. Kürtçe ana dil olan çocuklar, adli süreçlerde Türkçe ifade vermekte zorlanıyor, bu da savunma haklarını kısıtlıyor. Kültürel kimlik kaybı ve ayrımcılık, Kürt çocuklarda özsaygı sorunlarına ve agresif davranışlara yol açabiliyor.
Onlarca çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi, yüzlercesi gözaltına alındı, tutuklandı. Gözaltında, cezaevlerinde ve gözaltı yerleri dışında işkence ve kötü muamele devam etti.
* * *
Kürt çekincesi duruyor
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk haklarına dair dört temel ilke olan; çocukların yaşaması ve gelişmesi, ayrım gözetilmemesi, çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ve çocuk katılımının sağlanmasını temel alan, çocuklara özgü hakları içeren en geniş kapsamlı sözleşmedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, Sözleşme’nin uygulanıp uygulanmadığını izlemekle yükümlü. Türkiye, 1990'da imzalayıp 1995'te yürürlüğü koydu, ancak 17, 18 ve 30. maddelerine çekince koydu. Bu maddeler, Sözleşme'nin ortaya çıkmasında etken rol oynayan etnik, dini veya dil olarak azınlık topluluklar içinde yer alan çocukların kendi kültüründe büyüme ve gelişme hakkı, dilini ve dinini yaşama ve yaşatma, ana dilinde eğitim, ifade özgürlüğü gibi hakları içeriyor. Türkiye, 54 maddelik Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin onlarca maddesini ihlal ediyor, dikkate almıyor: 2, 3, 6, 12, 35, 37, 38, 40, 41 ve 43. maddeler gibi...
* * *
Meclis iktidara çalışıyor
Türkiye Meclisi, geçen yıl da sadece iktidara çalıştı. Bekleyen onlarca dokunulmazlık fezlekesi, cevaplanmayan soru önergeleri, bir tanesi bile kabul edilmeyen kanun teklifleri, uygulanamayan Anayasa Mahkemesi kararları, rehin tutulan vekiller, torbalara doldurulan düzenlemelerle geçti.
* * *
OECD ortalaması altı Avrupa'nın en kötüsü
* TÜİK'in son verilerine göre çocuklarda (0-17 yaş) yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yüzde 36,8. Yaklaşık 7-8 milyon çocuk etkileniyor. Çocuk yoksulluğu genel nüfusa göre belirgin; yüzde 27,9. Çocuk göreli yoksulluk oranının OECD ortalaması yüzde 12,2. Türkiye, Costa Rica'dan sonra 2. en yüksek (yüzde 22,4 civarı). Birçok Kuzey Avrupa ülkesinde yüzde 4-10.
* AB-27'de çocuklar için AROPE (Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski Altında Olma) yüzde 21-24'tür. 2025 verilerine göre Türkiye'de çocuklarda AROPE oranı yüzde 36,8 civarındadır. Bu, Türkiye'de çocuk yoksulluğunun Avrupa'da en yükseklerden biri olduğunu gösterir. Çok boyutlu yoksunluk (beslenme, barınma, eğitim) Türkiye'de daha belirgin.
* Yoksulluk, eğitim dışı kalma, beslenme sorunları ve şiddet riskini artırıyor. OECD raporları, erken çocukluk yatırımlarının (ECEC) Türkiye'de OECD ortalamasının altında olduğunu vurguluyor.
* Türkiye'de (TÜİK 2025) 15-17 yaş işgücüne katılma oranı yüzde 25,5. OECD ve AB ortalamalarında 15-17 yaş çocuk işçiliği çok daha düşük (genelde yüzde 5-10'un altında, sıkı düzenlemelerle).
* OECD ortalamasına göre erken çocukluk eğitimi (3-5 yaş) katılımında Türkiye en düşüklerden. Üst ortaöğretim tamamlama ve NEET (ne eğitim ne istihdam ne de eğitimde) oranları Türkiye'de OECD ortalamasının üzerinde (genç NEET yüzde 15+ bazı gruplarda). PISA/TIMSS'te bölgesel ve sosyoekonomik uçurumlar belirgin; Türkiye alt sıralarda.
* OECD/AB/CoE ülkelerinde çocuk şiddeti ve istismar raporlama ve koruma sistemleri daha güçlü; oranlar genel olarak düşük. CoE raporları Türkiye'de çocuk tutukluluğu, mülteci/yerinden edilmiş çocuklar (1,5 milyon) ve gözaltı koşullarını eleştiriyor (fazla çocuk gözaltı/cezaevi). Çocuk asker kullanımı iddiaları (desteklenen gruplar) uluslararası raporlarda yer alıyor. KidsRights Index 2025'te Türkiye düşük sıralarda (106).
* * *
13 yılda 852 çocuk iş cinayeti kurbanı
İSİG Meclisi’nin raporuna göre; 13 yılda 852 çocuk çalıştırılırken yaşamını yitirdi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 2013 ile 2026 arasındaki “Çocuk İş Cinayetleri Raporu”nu açıkladı. Raporda, bu yıllar arasında en az 852 çocuğun yaşamını yitirdiği bilgisine yer verildi.
En çok çocuk iş cinayetlerinin yaşandığı kentin ise Riha olduğuna dikkat çekildi. Raporda, yaşamını yitiren çocuklarının 122’sinin kız, 730’un erkek olduğu ifade edildi.
Raporda, çocukların yüzde 52 tarım, yüzde 13 inşaat-yol, yüzde 8 konaklama, yüzde 7 metal, yüzde 3 gıda alanlarında çalıştırılırken yaşamını yitirdiği bilgisine de yer verildi. Ayrıca raporda, yaş gruplarına göre ölümlerde 291 çocuğun 5 ile 14 yaş arasında olduğu, 561 çocuğun ise 15 ile 17 yaş arasında olduğu ifade edildi.












