Genç kadın şair Bêrîvan ZînZal’ın yazdığı Beybûn (Papatya) isimli ilk şiir kitabı Şemal Yayınevi’nden çıktı. Nîsêbin’de doğup büyüyen şairin şiirleri duygu ve hikaye itibariyle bu coğrafyadaki acılı yaşanmışlıkları, kaybedişleri, özlemleri ve sevdaları barındırıyor. ZînZal, kitabında Rojavalı çoçuklara adadığı ‘’Roj Dê Bê’’ (Gün Gelecek) şiirinde şöyle diyor: ‘’Min hêviyên li bêrîka xwe / Li zarokên welatê rojê belav kirin./Hêviyên azadiyê / Hêviyên yekîtiyê / Hêviyên biratiyê / Mezin bibin zarokno!... / Bi kêf û xweşî / Bi serbilindî / Bi çîrokên bapîrên xwe / Bi zimanê xwe / Bi dîroka xwe / Hûn her hebin zarokno. / Ez dizanim / Roj dê bê! / Bi hebûna we / Bi kenê we / Bi we.

Şair Bêrîvan ZînZal şiir yolculuğunu, bu yolculuktaki esin kaynaklarını ve ilk kitabı Beybûn’u anlattı.


Şiir yazmaya ne zaman başladınız? Bu yanınız nasıl gelişti ya da nasıl keşfettiniz?

1985 yılında Nîsêbin’de doğdum. Çocukluğuma dair anılarımda hep gözyaşı vardı. O zamanlar anlamlandıramadığım korkular hakimdi her yerde. Ve ben o korkuları, ölümleri ağıtlaştıran kadınların arasında büyüdüm. Hepsi birer sevdalıydı ve hepsinin bir yarası vardı. Çok sonradan anladım ki, insan sadece karşı cinse değil; diline sevdalanıyor mesela, toprağına, tarihine... Tam da bu noktada yazmaya başladım. Acıların yazarak hafiflediğini onlardan öğrendim. Coğrafyamda geçen her gün bir şiir tadındadır. Ve şiire en çok acının yakıştığına inanıyorum. Şimdi ise kendi acılarımı, özlemlerimi yoğuruyorum.


Şiirlerinizi yazarken size neler esin kaynağı oluyor?  

Kişinin kendi yaşadıkları en büyük ilham kaynağıdır. Hangi hikayeye sığınırsa sığınsın dönüp dolaşacağı yer kendisi, kendi yaşanmışlıkları etrafında gelişmiş hikayelerdir. Yani her şiir öyle ya da böyle biraz da benim ve doğup büyüdüğüm toprağın iç çekişleri oluyor. Yarım kalmış, yarım bırakılmış sevdalar... Nîsêbin’de doğup büyüyen biri olarak sınırları hiç bir zaman sevmedim. Sınırların hüngür hüngür ağladığını bilenlerdenim. O sesi duymak için büyümek gerekmiyor maalesef. Bu yüzdendir ki yazarken sınırsız olmayı tercih ettim. Şiir yazarken acı çekiyorum hatta bazen ağlarken yakalıyorum kendimi. İşte o an sözcükler o acıyla harmanlanıyor. Ve ben şiir için acı çekmeyi seviyorum... Bir gecede üç arkadaşımı kaybettim ve sadece onlar için yazılmış onlarca şiirim var; lakin Beybûn yetmiyordu onları anlatmaya; eksik kalırdı; hatta haksızlık olurdu.... Bu şiirlerimi ayrıca bir kitapta toplamayı düşünüyorum.


Şiirlerinizi kitaplaştırma kararı nasıl gelişti? Neden ‘Beybûn’? 

Bu karar iyi yazdığıma inandığım için değildi; aksine bu inanç yazma arzusunu yok eder kanaatindeyim. Kürt edebiyatında ben de bir kum tanesi olmak istedim. Bu süreç sancılı lakin güzeldi. Anne olduktan sonra kitap fikri daha cazip gelmeye başladı. Masumiyeti, baharı ve yeni başlangıçları barındırır Beybûn. Gül gibi değildir mesela. Beklemediğiniz bir anda canınızı yakacak bir dikeni yoktur. Olduğu gibidir. Aşkın diğer yüzüdür Beybûn ve aşka en çok yakışandır. Sınırsızdır, her yerde sizi kucaklamaya hazırdır. Vatansız sevdaların topraktaki resmidir. Bu yüzden kitabı yitirilmiş aşklara armağan ettim. Çünkü bilmediğimiz çok güçlü sevdalar toprağa gömüldü ve açan her Beybûn bir sevdanın başkaldırışı gibi geliyor.


Nasıl karşılandı şiirleriniz? Ne tür tepkiler aldınız?

Çok güzel tepkiler alıyorum ve bu olumlu tepkiler bendeki yazma aşkını perçinleştiriyor. Kadın kimliğim yazar kimliğimin önüne geçiyor bazen ama bundan hiç bir şekilde rahatsızlık duymuyorum. Kadın eliyle yoğrulmuş her şeyin lezzetli olduğuna inanıyorum. Beybûn bir adımdı. Artık ben de yazıyordum. Anadilimle yazmanın heyecanıydı. Noksanlık olduğu inancında olduğum için olumsuz her şeye açıktım zaten. Yakın çevremden olumsuz yönde bir eleştiri almadım lakin önemli olan okuyucunun ne düşündüğüydü. Kitabı alıp fotoğraf çekip yollayan onlarca okuyucum oldu. Bu paha biçilmez bir mutluluktur. 


Önümüzdeki döneme ilişkin yeni bir projeniz var mı? 

Şimdi ikinci şiir kitabımı yazıyorum lakin acele etmiyorum. Şiirin yanı sıra anadilimde tasarladığım ve hayata geçirmek istediğim farklı bir çok proje var. Unutulmaya yüz tutmuş Kürtçe kısa öyküleri toplamak istiyorum. Çocukluğumda ninemin, halamın anlattığı gerçek hikayelerin tadı hala damağımda ve bunu herkesin tatması gerektiği inancındayım. Ayrıca çocuklar için öykü yazmak istiyorum. Bir kaç denemem oldu lakin kitaplaştırmak için yeterli olduğuna inandığım gün bunu yapmak istiyorum. 


SUNA ALAN/LONDRA