Bazı trajik olaylar var ki, anlatılamaz, bazı hikayeler var ki insanın yüreği dayanmaz, yaşadığımız bazı acılar var ki onları anlatmak için kelimelerin gücü yetmez. Bunları ancak yaşayanların dilinden dinlenerek onların gerçek mahiyetine ulaşmak mümkün olabilir.

İşte o trajik hikayelerden birisi de Şengal katliamıdır. Bu makalede biz değil, o trajik olayı yaşayanlar anlatacak. Onlar anlatsın ki yaşanan bu vahşeti, gerçekleşen bu trajik fermanı olduğu gibi anlayabilelim...
Bir din insanı: ”Ey Hıristiyanlar, ey Müslümanlar, ey Êzîdîler, ey Kürtler şimdiye kadar Êzîdîlere yapılan 72 kırımından bahsederken gözlerimle görmemiştim. Bu nedenle ruhumda gerçek anlamda yaşamamıştım. Vahşet ve kırımı dile getirirken bir insanın başka bir insana, bir kavimin başka bir kavime, bir ulusun başka bir ulusa, bir halkın başka bir halka, bir dinin başka bir dine vicdanı kaldırabileceği kadar bir şiddet uygulayabileceğini düşünerek konuşur, yakarır ve acı çeken halkım için dua ederdim...
“Ama bugün Şengal’de dindaşlarıma, halkıma, soydaşlarıma, kısacası Êzîdî Kürtlere yapılan vahşeti gözlerimle gördüm ki, kırım şimdiye kadar düşleyip tasavvur ettiğim gibi değilmiş. Hayır, binlerce kez hayır ki şimdiye kadar halkıma yapılan 72 fermanın izah ettiğim tarzda değilmiş. Meğer ferman, kırım, vahşet veya tüm bunların en son ve yoğunlaşmış hali olan soykırım çok farklıymış. Evet çok farklıymış. Nasıl mı, işte bugün Şengal’da yapılandır. Evet, ferman bugün Şengal’de yapılan korkunç vahşettir. Gruplar halinde tecavüz edilen kadınlardır, başları kasatura ve kamalarla tek darbe hamlesiyle ikiye bölünen yaşlılardır, dağlarda açlık ve susuzluktan kırılan binlerce çocuktur, elleri arkada bağlanmış, gözleri kirli bir bezle kapatılmış halde boynu kılıç darbesiyle bedeninden koparılan gençlerdir. Namusunu, bedenini kirletmemek için gruplar halinde el ele tutuşarak kendilerini uçurumlardan atlayan Kürt kadınlarıdır. Oğluna,”bu vahşilerin eline sağ geçmemeliyim, bedenimi kirletmemeliyim, namusumu onlara teslim etmemeliyim” deyip, oğlunun kurşunlarıyla öldürülen Êzîdî kadınlarıdır. Bedenleri kirletilmiş halde eve gelen genç kadınların utançlarından dolayı ortamda yaşama imkanı bırakılmadığından dolayı  kendilerini dağlardan atan masum ve ruhları temiz genç kadınlardır...
“Unutmayın bugünü gençler, unutmayın. Bugün yapılanlar sözcüğün gerçek anlamıyla bir fermandır, bir kırımdır, bir soyun ve tarihin en eski inancının ortadan kaldırılması harekatıdır. Unutmayın gençler, unutmayın bugünü. Şengal’de açlık ve susuzluktan ölen çocuklar Kürt çocuklarıdır, tecavüze uğrayan Kürt kadınlarıdır, başları bedenlerinden kesilen Kürt erkeklerdir, boyunları vurulan Kürt gençleridir ve hala kirletilmek için mağaralarda esir tutulan binlerce Kürt kadınlarıdır. Unutmayın gençler, unutmayın...”
Bir erkeğin anlatımı: “Şu an 42 yaşındayım. IŞİD Şengal’e saldırdığında köyümüzü bırakıp kaçtık. Annem ölmeyi, onların eline geçip kadın pazarında satılmaya ve zorla dinini değiştirmeye tercih etti. ‘Öldür beni oğul, öldür beni’ dedi ve annemi kendi elimle öldürdüm. İnsanın çocuğuna kendisini öldürtecek duruma gelmesinin ne demek olduğunu hayal edebilir misiniz?”
Bazı şeylerin anlamı ancak o şeyleri yaşayanları dinlemekle gerçek anlamda anlaşılabilir. İşte 73. Fermanı yaşayan bir Êzîdî kadının anlatımı: “...Biz kadınlar yanımıza birer bıçak alarak kaçtık. O bıçakları yanımıza IŞİD’in eline sağ geçersek kendimizi öldürmek için alıyorduk. Çünkü esir alındığımızda ya bize tecavüz ederler ya da bizi köle pazarlarında satarlardı. Ölüm tek kurtuluş yolumuzdu...”
Bazı gerçekler, o gerçekleri yalın haliyle yaşayan ve ruhlarının derinliklerinde hissedenler ancak bizi doğrular temelinde ayaklandırabilir. İşte 73. Fermanı yaşayan bir Êzîdî erkeğin anlatımları: “...İki kız çocuğumu kendi elimle, evet kendi elimle öldürdüm. O vahşilerin, o canavarların, o dinleriyle sarhoş olan düşkünlerin eline geçip, her gün tecavüz edilerek sonsuz acılar yaşatacaklarına ölmelerini tercih ettim...” Koço köyüne gelip hepimizin Müslüman olmamızı istediler. Dinimizden, iman ve kimliğimizden vazgeçmeyeceğimizi söyleyince bizi bir yere topladılar ve kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden herlkesi vahşice, kalleşçe, canavarca, acımasızca taradılar. 800 kişiden fazla insan orada can verdi. Ben de ölülerin arasında yaralı kurtuldum. O köyde sadece 3 kişi kurtulduk...”
Başka söze gerek var mı? Evet bir tek söz vardır: Kürt gençlerinin yeri Şengal’dır.