Kürtler 15-16 Temmuz 2017 tarihleri arasında kalan günlerde önemli bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantı Başurê Kurdistan’ın Süleymaniye’ kentinde yapıldı. Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) düzenlediği bu toplantıya dört parça Kürdistan’dan ve başta Avrupa olmak üzere farklı coğrafyalarda yaşayan Kürtleri temsilen partiler, örgütler katıldı. Yine katılan delegelerin de söz aldığı bu toplantıya göndermiş oldukları mesajlarla katılan partiler ve örgütler de oldu.

Tarihleri içerisinde Kürtlerin bir araya gelerek kendi aralarında yapmış oldukları başka toplantılarda söz konusu olmuştur. Değişik dönemlerde aşiretler arasında ortak hareket etme yönünde kararlaşmalara gittikleri toplantılar yaşanmıştır. Özellikle de Kürdistan’da yaşanan isyanlar ve direnişler öncesinde bunlara rastlanılmıştır. Bunlar daha çok Kürdistan parçalarının kendi içerisinde  sınırlı kalırken, Süleymaniye’de gerçekleşen toplantının sınırları ise onun ötesine taşmış ve tüm Kürtleri kucaklamıştır.

O nedenle Kürdistan halkı için tarihi öneme sahip olan bu toplantıyı -1940’lı yıllar içerisinde Rojhilat Kürdistan’ı sınırları içerisinde kalan Dalanper dağlarında o günkü koşullarda dört parçadan Kürtlerin katılımıyla gerçekleşen toplantıyı dışında tutarsak-, Kürt aşiretlerinin ya da ileri gelenlerinin kendi aralarında yapmış oldukları toplantılardan daha ayrı önemde ele almak gerekmektedir. Çünkü Kürtler gerçekleştirmiş oldukları bu toplantı ile birlikte geleceklerini belirleme doğrultusunda bir irade haline gelebileceklerini gösterdikleri gibi, bugüne kadar gerçekleştiremedikleri Ulusal Kongre’nin toplanması doğrultusunda da atılan önemli bir adımın da sahibi haline gelmiştir. KDP ve etrafında oluşmuş türevlerinin Süleymaniye’de gerçekleşen bu toplantıya katılmamış olmaları da, bu gerçekliği değiştirmemektedir.

Aslında hiçte kısa sayılmayacak bir süreden beri Kürtler kendi aralarında böyle bir toplantı gerçekleştirmek istiyorlardı. Yapılmak istenen böyle bir toplantıya KDP’nin katılması yönünde bir çabanın da sahibi olunmuştu. Ancak KDP içerisine girilen böyle bir çabaya olumlu yanıt vermediği gibi, engellemek için girişimlerde bulunmaktan da geri kalmadı. Fakat bunda başarılı olamadı. Tüm engelleme çabalarına rağmen, 15- 16 Temmuz tarihleri arasında Kürtler Süleymaniye de önlerine hedef olarak koymuş oldukları bu toplantıyı gerçekleştirdi.

21.yy dünyasında Ortadoğu haritasının yeniden çizilmeye çalışıldığı, bu yönüyle de kader tayin edici gelişmelerin yaşandığı bir süreçte Süleymaniye’de gerçekleşen bu toplantı, Kürdistan halkının geleceğinin belirlenmesinde de önemli bir anlam ifade etti. Tarihin çeşitli dönemlerinde de benzeri özellikler taşıyan süreçler yaşanmıştı. Ancak o zaman Kürtler bir irade haline gelip varlık gösteremedikleri için, uluslararası güçler tarafından ciddiye alınmadıkları gibi, pazarlık masasına konulan nesneler arasında yer almaktan kurtulamamıştı. 1914- 1918 yılları arasında yaşanan Birinci Dünya Savaşı ve hemen sonrasında böyle olmuştu. O zamana kadar iki parça olan Kürdistan dört parçaya bölünmüş ve boynuna geçirilen ölüm fermanı ile tarihten silinmekle karşı karşıya getirilmişti. Ve bunun bir sonucu olarak da Kürdistan halkı o güne kadar tarihinde yaşamadığı kadar fiziki, kültürel, siyasal soykırım saldırıların muhatabı kılınmıştı.

Süleymaniye’de 15- 16 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen toplantı ile Kürtler, 21.yy’ın başlarında bir daha aynı oyunların oynanmasına müsaade etmeyeceklerini gösterdi. Sadece bununla da kalmadı. Uluslararası alanda Kürtler adına kimlerin muhatap alınması gerektiği sorusunun cevabına da açıklık getirdi. Daha önce Kürtler adına hep başka güçler söz söyleme hakkını kendilerinde görmüşlerdi. Bunu yaparken de kan bağı dışında Kürtlükle hiçbir alakası olmayanları da arkalarına, yanlarına almaktan geri kalmamışlardı. 20.yy’ın ilk çeyreğinde yaşanan Lozan görüşmelerinde böyle olmuştu. Şerif Paşa’yı yanına alan İsmet İnönü orada Kürtler adına da konuştuğunu dile getirmişti. Sonraki süreçte de TC devleti Başurê Kurdistan’a yönelik işgal saldırılarına KDP ile ilişkilerine dayanarak meşruiyet kazandırmak istemişti.

Şimdi dört parçada ve Kürtlerin yaşadığı farklı coğrafyalarda örgütlenmiş olan Kürt örgütleri 15-16 Temmuz toplantısı ile bir daha buna olanak tanımayacaklarını ve kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceklerini göstermiş oldular. Sadece bununla da kalmadılar. Kendileri dışında, hiçbir kimse ve gücün hiçbir şekilde Kürtler nezdinde meşruiyetinin olmadığını ilan etmişlerdir. Önemli olan da Kürtlerin sahibi haline geldiği bu gerçekliğin hiçbir şekilde zafiyete uğramasına izin vermemeleridir. Özellikle Kürtlerin kendi aralarında oluşturdukları bu birlikten korkan ve bunu bozmak için her türlü komploya başvuracak olan sömürgeci faşist güçler ve onların işbirlikçisi olarak kalma yönünde ısrar edenler karşısında böyle bir mücadele ve kararlılık içerisinde olmalarıdır. Ve mutlaka gerçekleştirecekleri Ulusal Kongre ile de bu ilanı zaferle taçlandırmalarıdır.