Türkiye tam bir adi şantajcı devlet haline gelmiş durumda. En kolay şantaj da tek kişilik cezaevinde esaret altında tutulan Kürt Halk Önderi’ne tecrit uygulaması olmaktadır. Zaman zaman 2-3 aylık tecrit uygulayan AKP hükümeti, 2011 yılında tam bir buçuk yıl ne avukatların, ne ailenin, ne de başka bir kişinin Kürt Halk Önderini ziyaret etmesine izin verdi. Bir halkın önderine böyle adi bir şantaj yapmak kadar çirkin bir politika olabilir mi? Daha iki ay öncesine kadar devlet heyetinin sürekli görüştüğü, HDP heyetinin İmralı’ya gidip görüştüğü ve çatışmasızlığın mimarı olarak görülen Kürt Halk Önderi şimdi tecrit altında tutuluyor. Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi “Önderliklerine yaklaşım savaş ve barış gerekçesidir” dediği halde böyle bir tecrit uygulamak, açıkça bir provokasyon ve savaş kışkırtıcılığıdır. 

Çatışmasızlığı yaratan Önderlikse, bu Önderliğe tecrit uygulandığında çatışmasızlığın anlamı kalır mı? AKP hükümeti Kürt Halk Önderi’ne tecrit uygulayarak çatışmasızlığı ortadan kaldırmıştır. Eğer şu anda her türlü askeri operasyon ve kışkırtmaya rağmen savaş gelişmiyorsa, bunu sağlatan Kürt Özgürlük Hareketi’nin sabırlı ve soğukkanlı davranmasıdır. Kürt Özgürlük Hareketi de Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu gibi öfkeli ve saldırgan bir ruh halinde olsaydı çatışmalar çoktan başlamıştı. Aslında AKP seçim öncesi yaygın olmasa da kontrolü düşük yoğunlukta bir savaş arzuluyor; bunun üzerinden de otoriterleşme eğilimine ve başkanlık sistemine oy devşirmeyi hedefliyordu. Ne var ki Kürt Özgürlük Hareketi bu oyuna gelmemiş, AKP’nin planları bozulmuştur. 


Soykırımcı zihniyet korunmak isteniyor

AKP hükümeti Erdoğan şahsında siyasi programını ortaya koymuştur. HDP’nin demokratik ulus projesine, çoğulcu Türkiye gerçeğine karşı AKP, tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek, dil, tek mezheple yanıt vermiştir. Daha doğrusu demokratik ulus siyasetine karşı savaş açmıştır. Şu anda HDP’ye karşı savaş, demokratik ulusa, daha doğrusu demokratik birlik içinde ortak yaşama karşı savaş anlamına gelmektedir. 90 yıllık Türkiye’deki kültürel soykırımcı zihniyet büyük bir dirençle korunmak istenmektedir. 

AKP, eski Türkiye bize karşı birleşmiş demagojisi yapıyor. HDP’ye karşı savaş, eski Türkiye’nin demokratik ulusla yaratılacak yeni ve demokratik Türkiye’ye karşı savaşıdır. AKP’nin çok çirkin bir seçim kampanyası yürütmesi ise eski Türkiye zihniyeti ile yeni Türkiye zihniyetinin ak ve kara gibi çok farklı olmasının sonucudur. Demokratik ulus Türkiye’sinde AKP’nin bu zihniyeti ve kafa yapısı ile varlığını sürdürmesi zordur. 

Tayyip Erdoğan’ın hükümet yetkilileriyle HDP İmralı Heyeti’nin Kürt Halk Önderi’nin on maddelik demokratikleşme için müzakere başlıklarının Dolmabahçe Sarayı’nda okunmasından sonra öfkelenmesi bu nedenledir. Çünkü on madde, Erdoğan zihniyetinin kabul edemeyeceği yeni Türkiye’nin yaratılmasını sağlayacaktı. Bu nedenle “Bu on maddenin demokrasiyle ilgisi yok” diyerek reddetme ve itibarsızlaştırma tutumu içine girmiştir. “İmralı, yani Kürt Halk Önderi meşrulaştırılıyor, bunu kabul etmeyiz” denilmiştir. Böylece Kürt Halk Önderi’ne yönelik düşmanlık açığa vurulmuştur. İki yıl önce idamı gündeme getiren; Devlet Bahçeli ile idam ipi yarışına giren Erdoğan, yine Kürt Halk Önderi düşmanlığı yapmaktadır. Erdoğan’ın Kürt Halk Önderi düşmanlığı, AKP’nin Kürt Halk Önderi düşmanlığıdır. 

Daha üç ay önce Kürt Halk Önderi ile demokratikleşme deklarasyonu için İmralı’da oturarak, Kürt Halk Önderi’nin ayağına giderek ortak açıklama yapılmasını kabul ederken, şimdi Kürt Halk Önderi için “Silah bıraktırmazsa görüşme olmaz” diyorlar. Alçakça bir şantaj yapıyorlar. Kürt halkının Önderine ve Kürt halkının siyasi iradem dediği bir Öndere böyle yaklaşanların tabii ki Kürt sorununu çözmesi mümkün değildir. 


AKP düşmanca politikasında ısrarlı 

AKP hükümeti ve Erdoğan’ın “Kürt sorunu kalmamıştır” demeleri, bir politik yaklaşım ve planlamanın sonucudur. Kürt sorunu yoksa Kürt sorunu var diyenlerle, Kürt sorununun çözümünü isteyenlerle savaşılır. 90 yıllık inkarcı zihniyet yeni koşullarda sürdürülmektedir. Bu zihniyet, tabii ki Kürt halkının özgürlük mücadelesine önderlik eden ve Kürt sorununu Türkiye’nin gündemine koyan ve Erdoğan’ın deyişiyle bu sorunun Türkiye toplumunda meşruiyetini ve kabulünü sağlatan bir Önderliğe düşmanlık yapar. Bu düşmanlık, AKP yetkililerinin tümünde vardır. Özellikle son zamanlarda Önderlik düşmanlığını dışa vuran Yalçın Akdoğan, AKP’nin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Aslında Yalçın Akdoğan kişiliğinde AKP’nin tüm gerçekliği şeffaf biçimde gözler önüne serilmektedir. Merdi Kıpti gibi her zaman yiğitliğinden dem vururken, hırsızlığını ifade etmektedir. Erdoğan’ın bu adamı neden danışman yaptığı anlaşılmıştır. Bu adamda Erdoğan’ın faşist ruhu dolaşmaktadır. Büyüklerimiz, kır atın yanında duran ya huyundan, ya suyundan kaparmış derler. 

Bu faşist kafalı adam, HDP neden yüzde 10 barajını aşmak için çalışıyor diye öfkeleniyor. “Yüzde 10 barajını aşmak bir projedir” diyor. Bu adama göre AKP dışında Türkiye’de kurulan tüm partiler projedir. Hiç kimse parti kurmamalı ve yüzde 10 barajını aşmaya teşebbüs etmemelidir! Teşebbüs ederse hemen hain damgası yer ve dış güçlerin projesi ilan edilir. Partiler kurulursa Meclis’e girmek için ne yapacaktır? Tabii ki yüzde 10 barajını aşmak için örgütlenecek ve çalışacaktır. Yüzde 10 barajını aşmayan parti milletvekili çıkaramaz. Bu nedenle yüzde 10 barajını aşma çabası göstermek partilerin en doğal hakkıdır. Utanması gereken, yüzde 10 barajını koyanlar ve koruyanlardır. Eğer bir dış proje ve komplo varsa, o da Türkiye halkının iradesine ipotek koyulmasıdır. Her parti milletvekili çıkarıp Meclis’e girmek isteyeceğine göre, yapacağı yüzde 10 barajını aşma çabasını göstermekten başka bir şey olamaz. Ya bu gerçeklik kabul edilecektir, ya da partiler 12 Eylül anayasasının öngördüğü özel savaş demokrasisinin süsü olmak için kurulurlar denilecektir. 


Çaresizlik ve son çırıpınış

Demokrasi, yeni düşüncelerin de gelişmesine imkan verme düzenidir. Yüzde 10 barajı daha baştan yeni düşüncelerin adım adım gelişmesine engel olma ve mevcut statükoyu koruma barajı, engelidir. Şimdi HDP faşist ve hegemon kafayla konulmuş ve korunmuş yüzde 10 barajını aşarak demokrasi için gerekli yeni fikirlerin, yeni politikaların gelişmesi önündeki engelleri yerle bir edecektir. İşte Erdoğan’ın da, onun çömezi Yalçın Akdoğan’ın da feryat figanı bunadır. 

HDP’nin barajı aşması, bu adamları o kadar çaresiz bırakmıştır ki, şimdi dünyanın en büyük demagojisini ve yalanını ortaya atıyorlar. Neymiş? HDP projesi ve yüzde 10’u aşma mücadelesi Abdullah Öcalan’ı saf dışı etme projesiymiş! İşte sıkışma buna derler. Kendilerini kurtarmak için tecrit uyguladıkları ve öfkelendikleri Kürt Halk Önderi’ne sarılıyorlar. HDP barajı aşarsa Kürt Halk Önderi saf dışı edilecekmiş! İşte çaresizlik ve son çırpınış buna denir. Dünya alem de biliyor ki, HDP projesi Kürt Halk Önderi’nindir. Parti ile seçime girme projesi bu Önderliğe aittir. Bu Önderlik, barajı aşamayız, bağımsızlarla girelim diyenleri şiddetle eleştirmiştir. Başta da HDP’yi ve yöneticilerini eleştirmiştir. Hatta yüzde 10 barajı aşıldığında barajı aşma inancı olmayanların yakasına yapışacağım demiştir. 

Erdoğan ve Yalçın Akdoğan, Kürt Halk Önderi’’ne bu nedenle öfkelidirler. HDP’nin parti amblemi ile ve ittifak kurarak seçime girmesini istemesinden dolayı Kürt Halk Önderi’ne öfkelidirler. HDP barajı aştığında Kürt Halk Önderi’nin elinin güçleneceğini bildiklerinden, bu Önderliğin parti ile seçime girilmeli kararına öfkelidirler. Erdoğan bu nedenle Kürt Halk Önderi’ni, HDP’yi ve çözüm sürecini güçlendiren Dolmabahçe mutabakatına karşı çıkmış, “Kürt sorunu yok, muhatap yok, masa yok” diyerek kültürel soykırımcı kafasını ve politikasını ortaya koymuştur. Zaten Erdoğan her gün “tek, tek, tek” diyerek bu zihniyetini ve programını ortaya koymaktadır. 

HDP barajı aştığında Kürt Halk Önderi’nin de, HDP’nin de eli güçlenecektir. Kürt Halk Önderi İmralı’da gelişecek bir müzakerede sadece Kürtlerin değil, Türkiye’nin tüm demokrasi güçlerinin temsilcisi ve siyasi Önderi olarak rol oynayacaktır. AKP bu nedenle HDP’nin barajı aşmasını istemiyor. Bir çocuk bile, HDP barajı aşarsa Kürt Halk Önderi’nin elinin güçleneceğini bilir. Kaldı ki HDP projesi ve parti amblemi ile seçime girilmesi HDP’ye rağmen bu Önderliğin isteğiyle olmuştur. Yoksa ilk önceleri HDP içinde HDP projesine de, parti ile seçime girilmesine de sıcak bakılmıyordu. Zaten bu nedenle “HDP projesine ve yüzde 10 barajının aşılmasına inanmayan HDP’lilerin yakasına yapışacağım” demiştir. Yani yanılgılarını, yanlışlıklarını yüzüne vuracağım demiştir. Hatta PKK içinde bile “HDP projesine net bakmayan, yüzde 10 barajının aşılmasına net bakmayan, yüzde 10 barajının aşılmasına inanmayanların yakasına yapışacağım” demiştir. Bu nedenle parti ile seçime girilmesi ve HDP’nin barajı aşması Abdullah Öcalan’ı zayıflatma çabasıdır diyenler kuyruğu sıkışanlardır. Kürt halkı ve tüm demokrasi güçleri bugünkü HDP projesinin ve yükselişinin bir İmralı projesi olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle kimse yalan söyleyip burnunu uzatmasın. 


AKP’nin baraj senaryoları

Bu AKP’lilere, yandaşlarına ve yardakçılarına sorarlar, o zaman niye Kürt Halk Önderine tecrit uyguluyorsunuz; her gün görüştürün, bu Önderlik sizin hayal ettiğiniz şeyleri söylesin! Kürt Halk Önderi’ne tecrit uyguluyorsanız hepiniz büyük yalancılarsınız. En büyük Kürt Halk Önderi düşmanlarının şimdi bu Önderliğe sarılmaları tarihin en büyük paradoksu, çaresizliği ve ironisidir. 

AKP’lileri anladık; ancak bir yalaka ve karanlık ilişkileri olan Haşim Haşimi bile “HDP barajı aşarak Apo’yu etkisizleştirecektir” diyor. Bu adamın akıl hocaları ve karanlık ilişkileri bu aklı ona vermiş olabilir. HDP’nin başarısında kendilerinin kaybedeceğini görenler bu aklı verebilir. Bu aklı verenler en büyük Kürt Halk Önderi düşmanlarıdır. Çünkü bu Önderlik bu halkı örgütlemiş, PKK’yi geliştirmiş; sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da güç haline getirmiştir. Bu nedenle Önderliği sevmezler. Dolayısıyla Haşim Haşimi’nin HDP düşmanlığı gerçek, Kürt Halk Önderi sevgisi ise sahtedir. 

Haşim Haşimi şu anda Kürt halkına karşı ihanet içindedir. Çünkü her gün tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet diyerek demokratik ulus, ortak vatan ve halkların özgür ve demokratik yaşamını kabul etmeyen Tayyip Erdoğan’ın en büyük savunucusu haline gelmiştir. Kim Erdoğan’ın siyasetine hizmet ederse, onun zihniyetine ve projesine alet olursa o, Kürt halkına ihanet etmiş olur.

Haşim Haşimi hiç değilse utansın! HDP projesi de, yüzde 10 barajının aşılması için parti olarak seçime girme kararı da bu Önderliğe aittir. Dolayısıyla utansın, Kürt Halk Önderi’ni bu Önderliğin projelerinin karşısına koymasın! Haşim Haşimi hiç umutlanmasın, hiç kimse bu Önderliği saf dışı edemez. Kimler bu Önderliği saf dışı etmek istemedi ki! Uluslararası komploda kimler yer almadı ki! ABD, Avrupa ve kimi Kürt işbirlikçileri bu Önderliği saf dışı etmek için neler yapmadı ki! Kimler bu Önderliği saf dışı etmek için PKK içindeki bazı düşkünleri kullanmadılar ki! Haşim Haşimi bunların hepsini bilir. Şimdi de Haşim Haşimi ve onun zembereğini kuranlar HDP’nin yüzde 10 barajını aşmasını engelleyerek bu Önderliği etkisizleştirmek isteyenlerdir. Dolayısıyla Haşim Haşimi’nin söylediklerinden daha çirkin ve alçakça bir söylem olabilir mi? Bu söylemi Haşim Haşimi’nin ağzına kim vermiştir? MİT mi verdi, JİTEM mi verdi? Haşim Haşimi, ne dediğini kulağı duysun! Acaba 1990’lı yıllarda birçok yurtsever faili meçhul cinayetle katledilirken Haşim Haşimi bu kafası nedeniyle mi yaşatıldı ve yaşatılıyor? Bu halk “Bijî Serok Apo” diyerek HDP’ye oy vermektedir. Barajları, Kürt Halk Önderi’ni İmralı’ya gömmek isteyenleri saf dışı etmek için kıracaktır. Yüzde 10 barajının kırılması, Kürtlerin siyasi iradesini kırmak isteyenlerin aşılması olacaktır. Herhalde Haşim Haşimi de Kürt Halk Önderi’ni İmralı’da gömmek için AKP gibi yüzde 10 barajını savunmakta ve HDP’nin barajı aşmaması için çirkin seçim kampanyasının figüranı olmaktadır.  Bu bir hafta da geçecektir. Haşim Haşimi’nin ne kadar ikiyüzlü, Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi düşmanı ve AKP’nin özel savaş merkezinin figüranı olduğu anlaşılacak ve bir daha hiçbir Kürt’ün yüzüne bakamayacaktır.