- Kürt halkının önündeki tehlikelerden biri, eleştiri adı altında yürütülen yıkıcı ve sonuçsuz siyaset anlayışıdır. Bunun ürettiği şey mücadele değil, umutsuzluk, parçalanma ve kutuplaşmadır.
- Sosyal medya kahramanlarına değil, sorumluluk alan, bedel ödeyen, halkın kazanımlarını savunan ve farklı görüşlere rağmen ulusal birlik fikrini büyütmeye çalışanlara ihtiyaç var.
SERHAT YILMAZ
Son yıllarda kendilerini “milliyetçi”, “Kürdistani” ve hatta Kürt halkının gerçek temsilcileri olarak sunan bazı çevreleri dikkatle takip ediyorum. Tablo, oldukça düşündürücüdür.
Bu çevrelerin sosyal medya hesaplarına baktığınızda sürekli aynı hedefleri görüyorsunuz: Abdullah Öcalan, Kürt Özgürlük Hareketi, DEM Parti, Kürt siyasetçileri ve bu mücadelenin şehitleri. Günün her saati hakaret, küçümseme, karalama ve düşmanlaştırma üzerine kurulu bir dil kullanıyorlar. Aynı kişilerin Türkiye'nin, İran'ın, Suriye'nin ve Kürt halkının haklarını inkâr eden tüm devletçi politikaların karşısında aynı cesareti gösterdiğine ise şahit olmuyoruz.
Kendilerine “Madem bu kadar yanlış yapılıyor, buyurun siz mücadele edin” denildiğinde, ortada örgütlenme, siyasi program, toplumsal çalışma ve halka sunulmuş gerçekçi bir proje de yok. Kürdistan adına konuşurlar ama Kürdistan için bedel ödemeye gelince ortalıkta görünmezler. Mücadele çağrısı yaparlar ama mücadele alanında yoklar. Halk adına ahkâm keserler ama halkın içinde değiller. Bugün Avrupa'nın sağladığı özgürlük ortamında, sıcak evlerinde oturup sosyal medya üzerinden devrimcilik taslamak kolaydır. En kolay şey, klavye başında hakaret etmek, küçümsemek ve yıllardır mücadele eden insanları hedef göstermektir. Zor olan ise sorumluluk almak, halkın yükünü omuzlamak ve siyasi bedel ödemektir.
En büyük çelişki ise birlik söylemleri ile pratikleri arasındadır. Meydanlarda “Yek e, ye ke, yek e, gelê Kurd yek e” sloganı atılırken, sosyal medyada ve günlük siyasette Kürtleri birbirine düşüren, farklı düşünen herkesi hain ilan eden bir dil kullanılıyor. Birlik sloganlarla değil, tutumla ve siyasi ahlakla ölçülür.
Bugün Kürt halkının önündeki en büyük tehlikelerden biri, eleştiri adı altında yürütülen yıkıcı ve sonuçsuz siyaset anlayışıdır. Bu anlayışın ürettiği şey mücadele değildir; umutsuzluk, parçalanma ve kutuplaşmadır. Bu dilin en fazla işine yaradığı kesimler ise Kürt halkının özgürlük ve statü taleplerinden rahatsızlık duyan devletlerdir. Elbette herkes eleştirilebilir. Hiçbir lider, hiçbir hareket, hiçbir parti eleştiriden muaf değildir. Eleştirinin de ahlakı, ilkesi ve amacı olmalıdır.
Kürt halkının bugün ihtiyacı olan şey sosyal medya kahramanları değil; sorumluluk alan, bedel ödeyen, halkın kazanımlarını savunan ve farklı görüşlere rağmen ulusal birlik fikrini büyütmeye çalışanlardır. Gerçek Kürdistanilik, Kürtlerin birbirine düşman olmasını sağlamak değil, ortak hakları, ortak geleceği ve ortak kazanımları etrafında kenetlenmesine katkı sunmaktır.