Türk devletinin Kürdistan’da işlediği savaş suçları ve katliamlarına dünyanın farklı yerlerinden tepkiler geliyor. 

Gazetemize demeç veren insan hakları avukatı ve İskoç Yeşiller Partisi Uluslararası Komite üyesi Anni Pues, Türk devletinin saldırıları karşısında Kürt halkının yanında olduklarını vurguladı. Pues, Türk devletinden şiddete son vermesi ve Kürt tarafıyla müzakereleri başlatmasını isterken, yazar Aliza Markus’da “Popüler bir slogandan alıntı yapmak istiyorum ‘PKK halktır ve halk PKK’dir” dedi.

Anni Pues, “İskoç Yeşiller Partisi dayanışmasıyla Kürt halkının yanındadır. Gelişmelerden oldukça kaygı duymaktayız ve Türkiye’yi şiddete son vermeye ve müzakereleri başlatmaya acilen çağırıyoruz. Barış çağrısında bulunan dilekçeyi imzaladıkları için gözaltına alınan meslektaşlarım konusunda oldukça kaygılıyım. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesi kapsamında yer aldığı üzere, dilekçede söylenen her şey, ifade özgürlüğü kapsamındadır. Akademisyenlerin gözaltına alınması, sivil ve siyasi haklara ve hukukun üstünlüğüne karşı büyük bir saldırıdır” dedi.  

Avrupa Birliği’nin ilkelerinde tutarlı olması gerektiğini vurgulayan Anni Pues şunları belirtti: “Türkiye Kürt halkına yeniden savaş açmış gözüküyor. Şiddete son vermeli. Avrupa Birliği de, insan haklarının korunması, hukukun üstünlüğü ve sivil ve siyasi özgürlükler konusundaki kararlılığını kanıtlamak zorundadır. Giderek otoriter hale gelen bir rejime milyarlar sağlama yerine, müzakere masasına geri dönmesi için Erdoğan’a siyasi baskı önemlidir. Türk devleti askeri açıdan PKK’yi yenmek ve bu şekilde Kürt sorununun çözüldüğünü duyurmak istiyor. Yani Türkiye’nin güneydoğusunda sivil merkezlere yönelik şiddetli saldırılar ve orada sert müdahaleli sokağa çıkma yasağı koymaya istekli olmanın ötesinde bir durum bu. Savaşçıları sivillerden ayırma zorluğu ya da imkansızlığı, Türk devletin karşı karşıya kaldığı sorunun kökenidir. Gerçek şu ki, bu sorunun askeri bir çözümü yoktur. Başarılı olabilirliğin tek yolu siyasidir.”


PKK halk, halk da PKK’dir

Yazar Aliza Marcus da, “PKK’yi destekleyenlerin popüler bir sloganından alıntı yapmak istiyorum: “PKK halktır ve halk PKK’dir.” PKK’yi belki halkın hepsi desteklemiyor olabilir ama PKK mevcut durumda en önde gelen Kürt ulusal hareketi.”

Halk tarafından PKK’ye olan desteğin çok güçlü olmasından dolayı, Türk devletinin direniş içinde olanları bölgelerin büyük bölümün boşaltmadan püskürtemediğini vurgulayan Marcus, devletin 90’lı yıllardan beri yerleşim yerlerini boşaltma taktiğine sık sık başvurduğunu dile getirdi. Markus, Türk devletinin köyleri boşaltma ve koruculuk sistemini örnek olarak gösterdi. Tüm bu uygulamaya rağmen, köyler boşaltılsa da gerillanın faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getiren Markus’un son olarak dile getirdiği hususlar şöyle: “PKK ile doğrudan müzakere eden ilk Türk lideri olma kredisi, Türkiye’nin cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilebilir. O aynı zamanda hükümetteki ilk ve ikinci döneminde demokratik reformlara odaklanan, destekleyen ilk Türk lideri oldu. Hem müzakereler, hem de reformları durdurdu. Ancak sorunlar devam etmektedir. 1984 yılından bu yana, PKK’yi Türkiye’nin güneydoğusundan çıkarma mücadelesi işe yaramadı. Şimdi de yaramayacaktır. Tek şans, barışçıl bir anlaşmaya varmak için iki taraf arasında resmi müzakerelerdir. Savaş uzamaya devam ettikçe, o kadar çok sivil, Türk askeri, polis ve PKK’li yaşamını yitirecek.” 


SUNA ALAN / LONDRA