Kürt hukukçular bu kez yürüdü

Umut Hakkı, eylem
- Özgürlük İçin Hukukçular Derneği öncülüğünde Amed'de buluşan hukukçular, “Umut hakkı derhal uygulansın” şiarıyla yürüdü. Hukukçular, gerçek ve kalıcı barışın temel koşulu olarak şunun altını çizdi:
- ‘Umut hakkı’nın hayata geçirilmesi; Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması; Kürtlerin hukuk dışı bırakılmasına son verilmesi ve demokratik entegrasyon hukukunun inşa edilmesi.
'Umut hakkı'nın hayata geçirilmesi talebiyle yapılan yürüyüşte, Meclis ve Adalet Bakanlığına ‘umut hakkı’nı güvence altına alan ve özgürlüğü hukukun merkezine yerleştiren yasal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirme çağrısında bulunuldu.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), “Umut hakkı derhal uygulansın” şiarıyla Amed’de yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşe, Kürdistan ve Türkiye kentlerinden cübbeleriyle katılan avukatların yanı sıra siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Sûr ilçesindeki Ulu Cami önünden “Umut hakkı derhal uygulansın” pankartı ardından yapılan yürüyüş, Diyarbakır Adliyesi önünde son buldu. Yürüyüş sonrası açıklama yapan ÖHD Eşbaşkanı Serhat Çakmak, 'umut hakkı' için adım atılması durumunda, bu topraklarda barış, huzur ve onurlu bir yaşamın sağlanacağına dikkat çekti.
ÖHD Eşbaşkanı Ekin Yeter, tarafından okunan açıklamada özetle şunlara yer verildi: “AİHM'in nezdinde 18 Mart 2014'teki kararıyla gündemimizde olan umut hakkı, Kürt sorununun siyasi barışçıl yöntemlerle çözümüne odaklanan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin merkezine oturmuş durumdadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, umut hakkının derhal uygulanması için 2021'den beri doğrudan Türkiye’ye yazılı çağrılarda bulunuyor. Türkiye tarafından Sözleşme’nin 46. maddesi gereği üstlenilen taahhütler yerine getirilmiyor. Türkiye, mevcut siyasal sürecin gerisinde olduğu gibi anayasal ve uluslararası hukukun da gerisinde duruyor. Bunun değişmesi, pozitif gelişmelere evrilmesi gerekiyor.
Komite, 17 Eylül 2025 tarihindeki son açıklamasında, daha fazla gecikmeksizin yetkililere gerekli tedbirleri almaları çağrısını yaptı. Söz konusu yasal engeller, yapısal bir sorun teşkil ettiğinden, sistematik ihlaller doğurduğundan dolayı herkesi ilgilendiriyor. 2024 Cenevre BM CAT oturumlarında hükümet yetkililerince verilen oransal bilgi, meselenin binlerce mahpusu ilgilendirdiğini gözler önüne serdi. ‘Umut hakkı’nın uygulanması; tahliye olanağını mutlak engelleyen (5237 sayılı yasanın 47, 5275 sayılı yasanın 25, 107/16, Geçici Madde 2, 3713 sayılı yasanın 17/4. Maddeleri) yasal düzenlemelerin koşulsuz bir şekilde kaldırılması, ardından infaz ve koşullu salıverilme sürelerinin değiştirilmesi, bu cezaların uluslararası standartlara göre en geç 25 yılın sonunda gözden geçirilmesini gerektiriyor. Yasal ve uygulamadaki engeller dolayısıyla gözden geçirme mekanizması yeni, yargısal, bağımsız ve tarafsız, şeffaf, düzenli ve etkili olacak şekilde oluşturulmalıdır.
Ötelenmesi yanlış olur
AHİM kararlarına konu olan umut hakkı ile ilgili düzenlemelerin, geçiş yasası tartışmalarına ötelenmesi hukuk düzenine uygun olmayacaktır. Umut hakkı da diğer kararların icrası gibi herhangi bir gelişmeye bağlı kalmadan, AİHS madde 46 ve Anayasa madde 90 gereği derhal icra edilmeli, yasalar evrensel standartlara uyumlu hale getirilmelidir.
Eşitler arası ilişki için
Kuşkusuz Sayın Öcalan’ın pozisyonunun AİHM kararları ile sınırlı ele alınmasının yeterli görülmesi mümkün değildir. Barış yalnızca çatışmalı sürecin ve şiddetin geride bırakılması değildir. Mevcut zeminin kalıcı hale gelmesi, toplumsal uzlaşı, barışçıl yol ve yöntemlerin hayata geçmesi açısından oynayacağı rol tarihseldir. Diyalog ve müzakere, doğası gereği özgürlük temelinde eşitler arası bir ilişkinin kurulmasını gerektirmektedir.
Kardeşlik hukuku temelinde dayanışmanın ve ortak yaşamın somutlaşması, Kürt halkının eşit yurttaşlık temelinde siyasi ve kolektif haklarının tanınması ve güvence altına alınmasıyla mümkündür. Bin yıllık bir geçmişe sahip tarihsel bu gerçekliğin demokratik bir forma kavuşması için de Sayın Öcalan’ın yeni bir zeminde rolünü oynamasına ihtiyaç vardır. Bu rol ve mücadele; toplumsal katılımı ve bütünleşmeyi güçlendirecek, yüz yıllık demokrasi açığını kapatacak ve toplumu çağdaş demokratik normlarla uyumlu bir düzeye taşıyacak potansiyel barındırmaktadır.
Kalıcı barış için
‘Umut hakkı’nın hayata geçirilmesi; Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması; Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin hukuk dışı bırakılmasına son verilmesi ve demokratik entegrasyon hukukunun inşa edilmesi, gerçek ve kalıcı barışın temel koşuludur. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak; belirttiğimiz tüm bu nedenlerle TBMM’yi ve Adalet Bakanlığını, umut hakkını güvence altına alan ve özgürlüğü hukukun merkezine yerleştiren yasal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirmeye çağırıyoruz.”
Umut ilkesi uygulansın
Açıklamanın ardından konuşan Amed Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, şunları söyledi: "Umut hakkı sadece bir kişinin hakkı değil. İnsan hukuku hakkıdır. Sadece Sayın Öcalan için değil, ömür boyu hapis cezası alan herkes için. O yüzden Türkiye’nin AİHM kararını uygulaması gerekiyor. Hükümete çağrımız var: bir an önce 'umut hakkı' için ceza infazında değişiklik yapılsın. Bu sorunlar ortadan kalksın. Bu sorun hukuk yoluyla sağlansın. Umut hakkı ve umut ilkesi uygulansın, Sayın Öcalan'ın özgür çalışır koşulları sağlanmalı.”
Açıklama, atılan sloganlarla son buldu. AMED










