Öcalan ve Erdoğan.
TC adına bu süreci Erdoğan tek başına yönetiyor. Bu teklik Türk tarafında oldukça bariz. Hatta süreçte önemli görevler alan Erdoğan’ın memurlarının konuşma hakkı bile yok gibi gözüküyor. Sürece İmralı denirse Erdoğan direk olarak ekarte edilmiş oluyor. Erdoğan bu neden ile sürecin İmralı olarak isimlendirilmesine karşı, haklı olarak. Ancak Öcalan’dan bahsederken İmralı denmesine karşı değil ve bu onun düşünce ve davranışı ile aykırılık arz etmiyor. Ona ve memurlarına göre Öcalan bu sürecin aktörü değil, “enstrümanı.”
Bana göre de, Kürt tarafı ısrarla bu sürece İmralı dememesi gerekiriyor. Benzer nedenler ile.
Evet yeni bir süreçteyiz. Bu yeni sürecin öncekilerden farklı birçok özellikleri var. Zamanla bu farklılıkların ayrıntılarını özellikle psikolojik ve psiko-sosyolojik açıdan yazılması gerekir. Bu yazımda yeni süreç ile başlayan ve farklı aspektleri ile devam eden Kürt kadının cezalandırma-terbiye etme durumunu yazmadan önce bir noktaya değinmek gerekir.
Murat Karayılan, cumartesi günü, Strasbourg’da yapılan 15 Şubat protesto yürüyüşüne gönderdiği görsel mesajda “mücadelede ile sonuç almak istiyoruz” dedi. Sonuç almanın iki yöntemi olan, masa ve sahayı da açık bıraktı ve bunu “iki eksenli” olarak değerlendirdi. Evet, masada sonuç almak zor olanıdır. Bu yeni sürecin temel özelliği tarafların masada sonuç almak istemeleridir.
Sonunda masada sonuç alınacak. Bu sürecin uzaması iki tarafında çıkarına olmaz. Üstelik uzadıkça iki taraftan da ölümler olacak. Bu da masada ki görüşmeleri daha da zorlaştırır. Barışa ve çözüme karar verecek olanlar savaşanlardır ve masanın iki tarafında onlar olacak.
Şimdilik göründüğü kadarı ile masanın Kürt tarafında oturacakları da Erdoğan tespit etmek istiyor. Bu Erdoğan için ne kadar haklı bir talep ise, Kürt tarafı için de o kadar çok kabul edilemeyecek bir dayatmadır. Bu öyle sanıldığı kadar basit bir öneri-dayatma değildir. Bir masanın etrafındakilerinin konumlanışı, iyi ayarlanırsa, içeriğini belirler-tayın eder. Teritoryal konumlanmanın psikodinamiği, psikyatri de kendi başına önemli bir konudur. Masadan başarı ile kalkmak isteyenlerin ders kitabı gibi okuması gerekir.
Bu süreçte görüldüğü kadarı ile, Erdoğan masanın öbür tarafında Kürt kadını istemiyor. 9 Ocak’ta Paris’te Sakine, Fidan ve Layla’nın kateldilmesi ile başlayan Kürt kadınını cezalandırma süreci, BDP Eşbaşkanı, ve DTK Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve Aysel Tuğluk’un Erdoğan tarafından veto edilmesi ile devam ediyor.
Erdoğan kamuya açık ilan etti, “teröristler ile kucaklaşanları“ affetmem ve onlar ile masaya oturmam, dedi. Gültan ve Aysel’in veto edilmesinin nedeni bu olabilir mi? Bunu Türk halkının hassasiyetleri diye sunmak, Türk halkını aptal yerine koymaktır. O “terörist” dediklerinin partisinin kurucusu, Abdullah Öcalan ile görüşeceksin ama onun kurduğu partinin üyeleri ile kucaklaşanları aforoz edeceksin. Burda mantık yok. Mantığın olmadığı yerde araştırılması gereken başka şeyler vardır.
Ben bunu Erdoğan’ın Kürt kadınını cezalandırması olarak görüyorum. Erdoğan ve şürekası Kürt kadınını neden cezalandırmak ister, bunun ile neye ulaşmak ister ayrı bir konu. Ancak bu süreç devam edeceğe benziyor. Cezalandırma-ödüllendirme davranış terapisinin temelidir. Erdoğan bu yöntemler ile Kürt kadınını uslandırmak-terbiye etmek istiyor.
Bu mümkün müdür? Gelecek yazı konum.
Kürdistan’ın içinde bulunduğu durum, bireylerin sağlıklı yetişmesine müsait değil, ancak bu Kürt kadınları için geçerli değil. Erdoğan birilerini terbiye edekse, manipüle edecekse çok yanlış bir adrestedir...
Kürt kadınını değil Erdoğan, Kürt erkeği de terbiye edemez... Manipüle edemez...
Kürt kadınını terbiye etmek...
Yeni bir süreçteyiz. Kürt ve Türk basınında bu sürece genellikle “İmralı süreci” deniyor. Bir önceki yazımda bu sürecin İmralı sıfatı ile birlikte kullanılmasının inkarın bir biçimi olduğunu, sürecin sembollerini açıklarken vurgulamıştım. Anlaşılan sürecin iki aktöründen biri olan Başbakan beni duydu(!) ancak asıl duyması gerekenler önemliydi. Erdoğan sürece İmralı denmesine karşı. Çünkü sürecin şu anda göründüğü biçimi ile iki aktörü var.