Nûpel Munzur, 8 Mart’ta Avrupa’daki Kürt kadınların tecride karşı direnişi serhildan ruhuyla zirveye taşıyacaklarını, aktif yürütücü olarak yer alacakları Kadın Grevi’ne kendi renkleriyle katılacaklarını belirtti.

Avrupa’da yaşayan Kürt kadınlar, 2019 8 Martı’nı bulundukları alanlarda ‘Kadın direnişi özgürleştirir’ diyerek karşılayacak. Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) Aktivisti Nûpel Munzur, Demokratik Toplum Partisi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg Milletvekili Leyla Güven’in öncülüğünde başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevi direnişlerini zirveye taşıma yükümlülüğüyle hareket edeceklerini söylüyor ve “Direnişi olmayanın özgürlüğü de olmaz” diyor. Munzur, Kürt kadınların 8 Mart Grevi’ni desteklemekle kalmayıp aktif yürütücüsü konumunda olacağının da altını çiziyor.

 

Yıl sonuna kadar direniş

Bu yılki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleriyle Kürt Halk Önderliği şahsında tüm Kürdistan halkına uygulanan tecritle yok etme konseptini serhildan ruhuyla kırmayı ve süreci özgürlük adımına dönüştürmeyi hedeflediklerinin altını çizen Munzur, şöyle devam etti:“2019 yılı başında olduğu gibi yıl sonuna kadar da her anı direnişle geçireceğiz. Bugün dünyanın her yerinde kadınlar isyan halinde. Öncülüğünü de Kürt kadınlar yapıyor. Feminist, solcu ve sistem karşıtı kadın örgütleriyle sadece pratik olarak değil, ideolojik bir birlikteliği de yakalamış durumda. Enternasyonalist ruhun kolektifleştiğini ve ortak mücadelenin ivme kazandığını belirtebiliriz.”

Kadın Grevi’nin aktif yürütücüsüyüz

TJK-E aktivisti, Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar kadın hareketlerinin cinsiyet eşitliğine, faşizme ve gerici uygulamalara karşı aldığı 8 Mart Grevi kararını desteklemekle kalmayıp, grevin birebir yürütücüsü olacaklarını belirtti. Munzur, bunun için her bölgede Kürt kadın meclislerinin ortak planlamalar temelinde kendi renkleriyle katılacaklarını kaydetti.

Dünya kadınlarına ulaşmak ve ortak mücadele zeminlerini yaratmanın Kürt Kadın Hareketi’nin temel amaçlarından biri olduğunu belirten Nûpel Munzur, “Devletçi, iktidarcı ve erkek egemenlikli zihniyet yapılarını eleştirmek, bununla da kalmayıp komünal değerleri gün yüzüne çıkarıp çağı insanlık değerleriyle buluşturma çabalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Hedefimiz bu kadar açık, net ve büyüktür. Kadınların ortak duygu, düşünce ve eylemselliklerini oluşturmak için tüm her türlü zemin vardır. Yeter ki evrensel değerler temelinde bir yaklaşım esas alınsın. Rosaların, Claraların verdiği özgürlük mücadelesini en çok da Kürt kadınlar sahipleniyor. Bu mücadelenin sürdürücü gücü durumundayız. Onun için de bugün tüm dünya kadın hareketleri ile ortak paydada buluşuyoruz. En önemlisi de beş binyıldır temelleri atılan toplumsal cinsiyetçi bakış açısı v yaşam tarzına karşı doğal toplumun eşitlikçi, özgür, kapsayıcı ve tamamlayıcı değer yargılarına duygu ve düşüncemizle, rengimiz ve anlayışımızla cevap olmaya çalışıyoruz. Bu açıdan kadın mücadelesinin temel sürdürücüsü durumundayız” diye konuştu.

Kampanya gündem oluşturdu

Nûpel Munzur, TJK-E’nin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma ve Mücadele Günü’nde başlattığı ‘Kadına şiddet politiktir. O sen de olabilirdin!” kampanyasına dair de konuştu. Kadına dönük şiddetin en örgütlü halini devlet ve iktidarın temsil ettiğini kaydeden Munzur, devamla şöyle dedi: “Kadın özgürlük mücadelesini engellemek için her gün yetkili ağızlardan kadınlar hedef haline getirilip, sokak ve ev içi faşizmi besleniyor. Kadınların günlük olarak şiddet görmesi ve katledilmesinden hiçbir şekilde rahatsızlık duyulmuyor, aksine teşvik ediliyor. Giderek artan şiddet sarmalına karşı da kadınların ortak mücadelesi büyüyerek devam ediyor.”

25 Kasım’dan bu yana seminer, panel ve kamp eğitimleriyle kampanyanın yoğun işlenerek gündem oluşturduğunu belirten Munzur, kadına yönelik ciddi saldırı durumu göz önüne getirildiğinde mevcut düzeyin yeterli olmadığını, mücadelenin devam ettirileceğini vurguladı.

Onurlu duruş kazanacaktır

8 Mart vesilesiyle kadınlara çağrıda bulunan Munzur, Halkınızın ve yoldaşlarımızın direnişi karşısında AKP/MHP faşizmi ve komplocu, soykırımcı güçler kaybedecektir. Kazanan halkımızın onurlu duruşu ve davası olacaktır. Avrupa’da yaşayan tüm kadınları, böylesi tarihi bir günde kendi öz değerlerine, geleceğine sahip çıkarak, direniş ruhuyla alanlara inmeye çağırıyorum. Önderliğin özgürlüğünü elde ederek zaferi kazanacağız” dedi.

 

HABER MERKEZİ