Müzik insanlığın ruhunun derinliklerine işleyen ve onun acısını yumuşatan bir gizemdir. Müzik seni, hayatın acımasızlıklarına karşı duyguların en yoğun yasandığı bir dünyaya götürebiliyor. O dünyanın adı, o an yaşamak istediğin bastırılmış duyguların, fikirlerin ve hayallerin kendisidir. Kimi zaman düşündüren, kimi zaman duygulandıran ve kimi zamanda insana yaşam sevinci verendir müzik. İlk tınıda, ilk melodide, ilk bestelenmiş eserde saklıdır tüm yasanmışlıklarımız. Müzik her toplumun yaşadığı coğrafyada, havasından, toprağından, üretim şeklinden farklılıklar kazanmış ve her insanın ve toplumun gelişiminde bir süreç olmuştur.

Kürt müziğinin derin tarihsel bir geçmişi vardır. Dengbejlikten günümüze kadar süre gelen bir deryadır Kürt müziği. Halen yüzyıllar önce bestelenmiş sarkıları dinler ve okuruz. Hele kimi eserler vardır ki güncelliğini korur. Günümüzde bile o dönemlerin eserlerinden faydalanırız. Öyle derin bir geçmişe sahip ki Kürt müziği, adeta sonsuzluk abidesi gibidir.

Yaklaşık 40 yıldır bu halkın dili, kimliği, kültürü ve onun ülkesi için yürütülen bir mücadele var. 40 yılın mücadelesinde ortaya çıkan savaşçılar olduğu gibi, devrimci sanatçısının da ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir çoğumuzun Çocukluk kahramanlarıdır devrimci sanatçılar (ki büyümüş olsak da halen öyledir)... Şehit Serhatların, Sefkanların, Mizginlerin, Delilaların, Ali Temellerin, Hogirlerin, Argeşlerin ve isimsiz nice devrimci sanatçının şarkıları kulağımızdadır. Öyle bir yer edinmişler ki, okudukları eserler adeta silinmez, geçmez bir kalem mürekkebi gibi. Yüreğine işlemiş hem de nakış nakış. O kadar etki etmişki yüreğine, yıllarda geçse dinleyebildiğin, okuyabildiğin, seslendirebildiğin, faydalanabildiğin ve örnek gösterebildiğin bir derinliğe sahip. 

Tıkandığımız her yerde de bu devrimci sanatçıları örnek veririz. Peki neden? Ben derimki yaşadığın coğrafya, yaşadığın an, bulunduğun ortam, hayal dünyan, düşüncelerin ve soluduğun havanın bile bunda etkisi vardır.

Peki günümüz müziği nerdedir ve nasıl kullanılmakta? 

Bir gerillanın tekniksel olarak sahip olduğu bir imkanı yok. Ama soluduğu hava, oturduğu yer, yaşadığı an, hayalleri ve düşünceleri, seslendirdiği esere ruh ve derinlik katıyor. Ve işte müzik budur diyebiliyorsun. Ki her zaman devrim süreçlerinde müziğin toplumsal ayaklanmada büyük bir etkisi olmuştur, 80’ler 90’lar da yaşananlar bunun bariz örnekleridir. Ki bilinirki bir çok Kürt genci dinlediği eserlerden etkilenip özgürlük saflarında yerini almıştır. İşte şu an yaşanan süreç 20 yıl geride kalındığının bir kanıtıdır. Özgürlük mücadelesi 40. yılında iken, kültür ve müzik ne yazık ki 20. yaşında kalmıştır, ne büyümüş ne de geriye gitmiştir.

O zaman yaşanan durum nedir?

Burada müzikte yaşanan sorunla beraber sosyal medyanın nasıl kullanıldığına da yer vermek gerekiyor. Çok açık ve yalın bir şekilde söylemek gerekirse günümüzün en popüler iletişim aracı haline gelmiştir sosyal medya. İnsanların birbirleriyle bir paylaşım içerisine girdiği, müzikse müziğe dair, resimse resime dair, siyasetse siyasete dair, propagandaysa propagandaya dair ve bir çok şeyin paylaşıldığı, takip edildiği, izlendiği bir alan sosyal medya... Elbetteki herkesin kendisine dair paylaşımlar yapma özgürlüğü vardır. Lakin özgürlüğün bile bir ilkesi ve ölçüsü vardır. Ölçüsüz, ilkesiz bir özgürlük; içi boş, anlamsız ve marjinal bir özgürlüktür. Bunun adına özgürlük bile denmez... Dünya içerisinde yaşam bulan her canlının bir yaşam biçimi vardır ama bizler ilkesi, ölçüsü ve bir ağırlığı olan paylaşımları esas alır ve buna göre kültür sanat alanında bir şekillenmeyi sağlamaya çalışırız. Kuşkusuz sosyal medya da yaşamın bir parçası. Anlamlı ve yerinde kullanıldığında insana kazandıracağı bir çok şey var. Anlamsız ve içi boş şekilde kullanıldığında insanı bitirmeye kadar götüren bir sürecinde başlangıcı olabilir.

Şimdi yaşanan süreç tam da budur. Kültür ve sanatın sosyal medyada bitirilmeye, içi boşaltılmaya, kalitesizliğe ve sıradanlığa doğru götürdüğünü söylemek gerek...
Sosyal medyada müziğe dair, sanata dair ve kültüre dair açılan bir çok sayfa ne yazık ki kültürel soykırıma bilinçsizce katkı sunmaktadır. Bunu bilinçsiz bir hırsla yapıyor, oysa özünde neye hizmet ettiğini kestiremiyor. Burada popülizm ve para olgusu ortaya çıkıyor. Daha fazla beğeni ve sonucunda para kazanayım derken bir kültüründe anlamsız kıldığının bilincinde değil. Her gün onlarca, yüzlerce sayfa açılıyor. Ve o sayfaları açanların tek gayeside bir an önce üye sayısını yükseltip videolardan para kazanmak. Anlamlı olan ve gerçekten bu halkın sanatına, kültürüne, müziğine bir katkısı varsa elbette bundan para kazanmasını, emeğinin karşılığını almasını isteriz. Ama işler hiçte öyle değil. Kürtçe klipler, Kürtçe müzik, Stranen Kurdî gibi sayfalar açılıyor, ve adını sıralayabileceğimiz onlarca sayfa. Yazılan isimler rastgeledir, hedef gösterilen isimler değildir. Tabiki hep ciddi şeyler paylaşılacak değil. Komik videolarda paylaşılır, paylaşılmaz değil. Ama mantık şu, müzik klibi paylaşsam, tiyatro paylaşsam, resim vb. şeylerle ilgili paylaşsam fazla beğeni almaz. Başlıyor komik, enterasan videolar aramaya. Ve paylaşım için sıraya koyuyor. Oysa yabancı insanlar sanatsal, enterasan videolar paylaşıyor ve bunu milyonlar izliyor. Yani kişi şunu düşünemiyor; ben insanların bu duruma gelmesine ön ayak oldum. Tiyatroyu sevdiremez, beğendiremez duruma getirenlerden biri de benim diyemiyor. Önceden kabullenmiş ve bunu devam ettirmeyi büyük bir hırsla yapıyor… 

Tamam da sen büyük sayfa oluşturmuş olabilirsin, peki sayfanda bu halka, bu mücadeleye ne sunuyorsun. Ne kadar kültürünü koruyorsun. Ne kadar geliştiriyorsun. Sana bugünleri yaratanlara sayfanda ne kadar layık oluyorsun. Daha fazla para ve beğeni kazanayım derken bir halkın kültürel yozlaşmasının gelişmesine neden oluyorsun... Tüm Kürt sayfa yöneticilerinin bu konuda biraz oturup düşünmesi gerekir. Ne yapabilirim dememeli. Yapacağın, değiştirebileceğin çok şey var. Bu mücadele uzun soluklu bir yoldur. Bıkmayacaksın, bu halkın kültürel zenginliğini, gelişimini tüm dünyaya tanıtacak, izlettirecek ve elden ele dolaşmasını sağlayacaksın. 

Paylaştığın sanatçının kime hizmet ettiğini, paylaştığın şarkının neye hizmet ettiğini iyi hesaplayacaksın. Çünkü senin paylaşımın Kürt müzik dünyasında yeni bir şekillenmeye yol açıyor…

İşte bizler hep birlikte elele verip bu gidişata dur diyebiliriz. Sanırsam Kürt halkı dışında hiçbir halkta bu kadar Stranbej yoktur. Bu sayfalar bazı insanlara “sen sanatçı değilsin” diyebilmeli. Bakın yeni sesler ortaya çıkıyor, çıkmalıda ama kendisini bir tanınma düzeyine getirenlerin kendisine dair tek bir eseri yoktur. Onlara bu ortamı yaratanların eserlerini okuyup üretmeme pozisyonunda duruyorlar. Sadece tüketiyorlar. Büyük üstat Ahmet Kaya’nın dediği gibi “üretme kabızı”.

İşte bizlerin bu gidişatı hep birlikte durdurmamız gerekiyor. Kürtlerin çoğunun sesi güzeldir. Ama sanat sadece sesin güzel olduğuna bakmıyor. Sanatçı üreten, toplumun aynası, öncüsü ve yön verenidir. Sanatçı sadece şarkı okuyan değildir. Ama ne yazık ki müziği şarkı okuyup para kazanma durumuna getirdiler. Burada olması gereken kurum ve devrimci sanatçıların birliktenliği ve buna karşı mücadele yürütmesidir. Bu uğurda yaşamlarını yitirmiş ama halen onların eserleriyle yaşadığımız devrimci sanatçıların kemiklerini sızlatmayalım.