Hîvron;
Yaşamın her alanında ve her anlamda yeni soluklara gereksinimi olan halkımızın, özelikle kirletilen ve yanlışlara yönlendirilen müzik kulaklarının “Hîvron” gibi doğru, sıcak, müzikal kalitesi arabesk, post-modern-arabesk olmayan yeni müziklere büyük ihtiyacı olduğu kanısındayım.
Bu genç, yetenekli ve Kürdili nameleri yüksek tonda, batı ve Mezopotamya senteziyle yorumlayan sesi dilediğimde, düşündüm ki, bu kirli gırtlağıyla(müzik anlamında) çok hoş yeni bir forumla şarkılar söyleyen Hîvron’u yazmalıyım.
İnanın ki, her yeni çıkan müzik CD’lerini büyük itina ile dilerim ve tüm iyi duygular, deyim yerindeyse çocuk kalbiyle, hiçbir önyargı olmadan, o CD’de ki güzellikleri, müzik adına doğruları ararım… Maalesef, hem de kocaman bir maalesef çok azdır arana şeyler.
Geçmişe gitmeden son on yılda, Kürt müziği adına çıkan sesleri dileyin lütfen, yorumu ve sesiyle hiç bir hattı olmayan, müzik terbiyesinden yoksun, tonundan kaygan söyleyen şarkıcıları duyacaksınız. Yine bir sıradan müzik dileyicisi olsanız dahi, müziği kateden, çalıp çırpılan eserleri dahi doğru bir şekilde yorumlayamayan şarkıcılara şahit olacaksınız. Çok üzücü ve çok acı bir gerçekliğimiz var ki, söylerken dahi yanlış anlaşılmasından korktuğu bir olgudur bu, Özgürlük mücadelesini gölgesine sığınıp, tüm yetmezliklerini örtbas etme telaşında, arabesk, arabesk bağırmayı bizler şarkı söylemek budur diye, kandırmaya çalışan onlarca ses göreceksiniz. Bu olumsuz listeyi onlarca örnekle sergilemek mümkün, ama ben bunun yerine, son on yılda olumlu, müzik değerlerimize değer katan, azda olsa var olan birkaç güzel örnekten biri olan Hîvron’u anlatacağım.

İtinalı yorumun büyüsü

Son on yılda müziğimize güzel nameler, doğru tınılar, geleceğe müzik adına bir şeyleri doğru kulvarda taşıyan tabii ki güzel yetenekler yok değil, ama parmak sayısı kadar. Örneğin, tarzı, sesi, yaptığı yeni veya klasik yorumlarla Kürt müziğinde silinmez izler yaratan birkaç isim vermekte sakınca görmüyorum. Harun Rewşen, Serap Sönmez, Car Newa, Zelal Gökçe, Cihan Çelik, Bülent Turan, Chopy, Ahmet Aslan, Aynur Doğan, Dengbej Aydın, Tara Jaff, Delil Dilanar, Şengül Pak, Mehmet Akbaş,  Hani, Abbas Ahmet gibi,
Hîvron’u dinlerken daha ilk şarkıda, içli, ve bize çok yakın tınılarda, hoş bir nameyi dolaşan keman ve ardından gelen kirli gırtlağıyla o kürdili nağmelerin içinde, ustaca yüzen, süzülen, yer, yer hoş yükseltiler yapan, doğru tonlardan ödün vermeden dolaşan, aranje ve şarkının ruhunu biri birinde ayrıştırmayan itinalı yorumun büyüsüne takılıyor insan. 
Oldukça yetenekli bir bestekâr, yorumcu ve de kompozitör Hîvron. Kendi yaptığı eserleri veya yorumladığı şarkıları, en doğru, en güzel, en hak eden bir şeklide yapmak için, büyük bir itina, merakla hikâyelerini öğrenmiş veya oluşturmuş ve de yorum, aranje, sazların seçimini de büyük bir ustalık sergilemiş.
Bir müzik eserinde, doğruluğu ortaya çıkaran üç önemli etmen vardır; ritim, melodi-ses uyumu ve armoninin sözlerin anlatım hikâyesiyle olan uyumu. Hîvron, yeni ve daha çok başlangıçta olmasına rağmen, bu üç doğru müzik kuralını başarıyla uygulamış demek abartılı olmaz. Bu yüzden dinlerken, kulağınızı tırmalayan yersiz tınılar, gerekli gereksiz vibrasyonlar, yerinde olmayan yüksek tonlar, kelimeleri duygu sömürüsünü gölgesine saklayan acı nameler duymuyorsunuz.
Doğrusu, Hîvron’un “bablîsok”  çalışmasını defalarca dinledim ve her defasında daha bir gizde kalan güzel tınıları duyumsadım. Biri birinden kopuk olmayan, ama biri birini kopyalaması veya ebruli çalıntısı olmayan her bir şarkısı, bir sonrasını aratmayan güzellikteydi.
Kürtçesi oldukça anlaşılır, kelimeleri vurgulaması, müziğin içinde yorumlaması hayli ustaca. Çalışmaya adını veren “bablîsok” şarkısı, başlarken, gitarın namesi bizi batı Akdeniz melodilerine taşırken, hemen ardından gelen keman ve Hîvron’un başarılı Kürdili yorumu, bizden olan, bizim diyarlardaki sevda acılarını serpiştirir üzerimize.  
Bir sevda özlemi bu kadar güzel anlatılabilinir. Hepimizin bir anısı vardır veya bir buruk kopuş öyküsü, “bablîsok” bu duygu atmosferini, Hîvron’un ustaca oluşturduğu notalarıyla, insanı acıdan güç çıkarabilecek bir atmosfere taşıyor. Bu yüzden duygu sömürüsünü gölgesi yok Hîvron’un şarkılarında. Adeta kıskanarak dilendim, bir şarkı bu kadar güzel mi yüklenir notalara, ses tonuna, ahenge.  
Hîvron halk şarkılarındaki yorumuyla da farklı, iddialı ve doğru kulvarda olduğunu kanıtlamış. Örneğin, “Zêrîn” bu şarkı, halkımızın o zengin müzik kültürünün yüzyıllar boyu sevdalardan alıntı izini günümüze değin taşıyan, çok hoş bir ezgi. Hîvron öyle güzel, öyle farklı ve öyle hoş yorumlamış ki, bravo diyorum.
Hîvron’un “Payîz” adlı şarkısını dilerken, dili bilmeseniz de, sonbaharın hüznünü andıran yüreğimizdeki bizi inciten duygularını, nasıl dökülen sonbahar yaprakları gibi sarardığını duyumsarsınız. Bitimsiz sevginin, acı da olsa ayrılışında, yenilgi ruh haline kapılıp, duygularda peşin yenilgiyi kabul ettiren arabesk teslim olmadan da, içli, hüzünlü bir melodiyle anlatılabileceğini, bu şarkıda göreceksiniz.
  Derya Xeyalan, bu şarkıda insanın kendisiyle olan yalnızlık paylaşımı, erişilmese de, sevdanın o buruk sevincinin yaratığı coşkuyu, Hîvron çok başarılı bir melodi ve ritim uyumu içinde bestelemiş. Bu şarkıda Botan yöresine has olan yöresel gırtlağı,  Hîvron çok ustaca ve de yerinde bir yorumla kullanmış.

Kürdistan’da kadın

Hîvron, kültürdeki esaslı yaratıcılığıyla her toplumda olduğu gibi, Kürdistan’da da kadının kültürü oluşturmadaki rolü ve kadının yaratıcılığını da çok iyi kavramış ve bundan çok detaylı, olumlu şekilde etkilenmiş. Hîvron, halk ezgilerini söylerken, bir anne duygusunu, bir kadını ses tınısını, yorumuna başarıyla yerleştirmesi, bu savımın kanıtıdır.
Sanatçının ikinci çalışması olan “Mem û Zîn” de, edebiyatımızın temel taşlarından biri olan Ehmedê Xanî’nin eserini farklı, güzel ve anlamlı bir yorumla yeni nesillere taşımış. Doğru, güzel, bilgili, kültürlü, ne yaptığını bilip, anlatan ve de sanata saygılı olan her bir yorumcu, şarkıcı, sanatçıya kim saygı duymaz ki? Kim sanat adına onu kıskanmaz ki? Kim ona bravo, emeğine, çabana bereket demez ki?

Yolun açık, ses rengin hiç solmasın diyorum sevgili Hîvron.


ROTİNDA YETKİNER
 rotindayetkiner@hotmail.com