Tutuklu öğrencilerin önemli bir kısmının avukatlarının da "KCK" adı altındaki operasyonlarla tutuklandığını belirten Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Karlı, "Kürt sorunu tutuklu öğrenciler meselesinin kalbinde yer alıyor" diye konuştu.
TÖDİ tarafından hazırlanan Tutuklu Öğrenciler Raporu, Cezayir Restaurant'ta düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. Raporda, "KCK" adı altındaki operasyonlarda tutuklanan çok sayıda öğrenci olduğuna değinilirken, bu öğrencilerin avukatlarının da "KCK" operasyonları kapsamında tutuklu olmasına dikkat çekildi. Öğrencilerin toplumsal yapıda dinamik olarak yer almalarının doğal olduğunun altının çizildiği raporda, "Öğrencilerin parasız eğitim, harç ücretleri, ders kitapları, halk için eğitim gibi konularda görüş açıklamaları ve eylem yapmaları, siyasal bir özne olarak faaliyet yürütmeleri de son derece doğaldır. Bu durum her şey bir tarafa ifade özgürlüğünü ve insan haklarını temel alan demokratik toplum tahayyülünün gereklerindendir" değerlendirmesine yer verildi.

Kürt sorunu kalbindedir
Toplantıda söz alan Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Karlı ise, öğrenci tutuklamalarının ana hedefinin Kürt öğrenciler olduğunu belirterek, "Kürt sorunu tutuklu öğrenciler meselesinin kalbinde yer alıyor" değerlendirmesini yaptı. Karlı, ülkede düşman bir ceza hukuku bulunduğunu belirterek, insanı temel alan bir Türk Ceza Kanunu yapılmasının gerekliliğini vurguladı. Karlı, "Uluslararası hukuk kurallarının aksine, mahkemenin suçu değil, sanığın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalıştığı bir yapı var" dedi.

Cinsiyetçi muamele
Avukat Deniz Gedik ise, mahkemelerin, suç olarak lanse edilen eylemin çağrısını herhangi bir örgüt yapmışsa, örgütten talimat almış gibi davrandığını belirterek, "Örneğin 8 Mart'a katılmaları gerekçe gösterilen kadınlar, mahkeme önünde cinsiyetleri üzerinden 'gece kimleydin?', 'yanındaki sevgilin miydi?' gibi sorulara maruz kalıyorlar" dedi. Gedik, kadın tutuklu öğrencilerin cezaevlerinde de arama adı altında tacize maruz kaldığını aktardı.
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi Seçil Domur da cezaevinde çok sayıda ağır hasta bulunduğuna dikkat çekerek, bunlardan ikisinin Kayhan Gün ve Bayram Yılmaz adlı iki öğrenci olduğunu ifade etti.

Tutuklananın kaydı siliniyor
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi Başak Demir ise, öğrencilerin tutuklu bulundukları süre boyunca eğitimlerinden yoksun kaldıklarını, sınavlara girememenin yanı sıra YÖK yönetmelikleri yüzünden da mağdur olduklarını söyledi. Demir, "Öğrenciler, masumiyet karinesine aykırı olarak henüz tutukluyken okul tarafından cezalandırılıyorlar. Disiplin soruşturmaları açılıyor, haber verilmeden kayıtları siliniyor, dilekçeleri cevapsız bırakılıyor" dedi.
TODİ aktivisti Ahmet Saymadi de TMY, ÖYM'ler ile TCK'nin ilgili maddelerinin değiştirilmesini, cezaevi koşullarının ise düzeltilmesini talep ederek, tutuklamaları, "Siyasi iktidarın kendini yeniden kurgulamasının karşılığı" olarak değerlendirdi. Saymadi, "anadilde savunmaların" engellendiğine de dikkat çekti.

Öğrenci tanımını dar tutuyor
Raporda, ilköğretim ve lise öğrencilerine ilişkin bilginin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekilerek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in bir soru önergesine verdiği cevapta tutuklu ortaöğrenim öğrencilerinin sayısının bin 579 olarak verildiği kaydedildi. Adalet Bakanlığı, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın vermiş olduğu bir soru önergesine verdiği cevapta ise, "hükümlü" üniversite öğrencisi sayısını 325 olarak açıkladığı belirtilirken, ilgili bakanlıkların şimdiye dek yaptıkları açıklamalarda öğrenci statüsünü son derece dar yorumladığı, açık öğretim, meslek yüksekokulu ve dershane öğrencilerini es geçildiğine de dikkat çekildi. Raporda, açık öğretim lisesi programlarında okuyan tutuklu ve hükümlü sayısının ise 9 bin 977 olduğu belirtildi. Bununla beraber, tutuklandığı esnada öğrenci olan ve bu statüsünü uğradığı disiplin soruşturması nedeniyle kaybeden öğrencilerin ise, resmi rakamlarda yer almadığına işaret edildi.
"Devlet aklının bir devamı olarak AKP Hükümeti, TCK, TMK ve ÖYM ile oluşturduğu üçlü sacayağını, toplumsal muhalefeti ve siyasi rakiplerini sindirmek için kullandığı özel bir araca dönüştürmüştür. Üçlü sacayağının Ergenekon, Koma Civakên Kurdistan (KCK), Devrimci Karargâh, Oda TV, Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisleri (DYGM) gibi davalarla nasıl işletildiği görülmektedir" denilen raporda, cezaevlerinde öğrencilerin yaşadıkları sorunlara da dikkat çekildi.

İSTANBUL