Kayyumlara karşı ortak açıklama yapan Kürt partileri, “Kayyum, sadece HDP’nin, Kürdistani seçim ittifakının ve Kürt halkının sorunu değildir; tüm Türkiye halklarının, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Bu tutuma karşı suskun kalmak, onaylamaktır” dedi.

Azadî Hareketi, İnsan ve Özgürlük Partisi (PîA), Kürt Demokratlar Platformu (KDP), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Devrimci Demokratlar (DDKD) ve Kürdistan Demokrat Partisi Türkiye (TKDP), kayyum atanmalarına karşı HDP Amed İl Binası’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, HDP’li milletvekilleri ve Kürt parti temsilcileri katıldı.

Darbe olarak görüyoruz

 KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek tarafından okunan ortak açıklamada, “Halkın iradesi ile seçilen üç büyükşehir belediye başkanlarının, İçişleri Bakanlığı’nın gösterdiği gerekçeyle görevden alınıp bu şekilde yerlerine kayyum atamasını halkın iradesine yapılan bir gasp, hukuka ve demokrasiye yapılmış bir darbe olarak görüyoruz” denildi.

Halkın iradesine darbedir

 DBP’li belediyelere atanan kayyumların anımsatıldığı açıklamada, şunlar belirtildi: “2016’dan başlayarak, iki dönemdir başa gelen belediye başkanlarını ekseriyetle, tutarlı hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadan görevden alınmaları, yerlerine kayyumların atanmaları, toplumu sivil ve meşru siyasetten, demokrasiden uzaklaştırma çabasıdır.

AKP iktidarı ortaya koyduğu bu tutum ile demokrasiden umudunu kestiğini göstermiştir. Biz Kürdistani parti ve oluşumlar olarak; bu tür kararları kınadığımızı ve tanımadığımızı deklare ediyoruz. Bu kayyum kararları, Türkiye demokrasisine ve halkımızın iradesine vurulmuş bir darbedir.

Bu sadece HDP’nin, Kürdistani seçim ittifakının ve Kürt halkının sorunu değildir; tüm Türkiye halklarının, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Bu tutuma karşı suskun kalmak, onaylamaktır.”

 
 

Demokratik İslam Kongresi: Barış umudu dinamitleniyor

 

Demokratik İslam Kongresi (DİK), kayyum atanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. DAİT, iktidar odaklarının toplumsal barış imkânının doğduğu zamanlarda bu umudu dinamitlemek için ellerindeki tüm olanakları seferber ettiğini belirtti. “Çünkü zulmün doğası bunu gerektirir. Barışın kıvılcımına dahi tahammül edemezler” denilen açıklamada, şunlar ifade edildi: ”Kayyum atayarak darbe yapmak sadece halklara değil, toplumsal barışa, ahlaka, hukuka ve insanlığın ortak değerlerine de darbedir. Yeryüzünde bozgunculuk yapmaktır. Fitne ve fesadı çoğaltmaktır. İnsan onurunu ve değerini aşağılamaktır. Allah’ın insana verdiği aklı ve iradeyi küçümsemektir. ‘Zulüm karşısında susanın dilsiz şeytan olacağı’ düsturuyla bu hak ve hukuk gaspına karşı çıkıyor, barışa ulaşmanın tek yolunun toplumsal dayanışma ve birlikte direnişten geçtiğinin altını çiziyoruz. Zulümle abad olunmaz ve elbette adaletin, vicdanın, hukukun, barışın hakim olacağına inancımız tamdır.”