Hüseyin AYKOL
Kürt sorununu parlamento zemininde çözmek için kurulan partilerin hemen hemen hepsi Türklerle ve onların kurduğu sol ve sosyalist partilerle birlikte mücadele etmek istedi.
Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi gibi ‘sol’ ve hatta Adalet Partisi gibi sağ partilerde yer alan Kürtlerin temsilcileri, 1990’lı yılların başlarından itibaren kendi partilerini kurmaya başladılar. 7 Haziran 1990’da kurulan Halkın Emek Partisi’nin (HEP) kurucu genel başkanı Fehmi Işıklar idi. HEP hakkında 3 Temmuz 1992’de açılan dava, 14 Temmuz 1993’te kapatma kararıyla sonuçlandı. Kararın TBMM’ye iletildiği anda Fehmi Işıklar, Feridun Yazar, Ahmet Karataş, İbrahim Aksoy’un vekillikleri düştü. HEP, solcu-sosyaldemokrat bir parti olduğunu DİSK eski genel sekreteri Fehmi Işıklar’ı genel başkan yaparak göstermişti. Dahası İbrahim Aksoy gibi başka çevreden biri de partiye girebildiği gibi, Ahmet Karataş gibi bir Türk de partiliydi.
HEP’e kapatma davası açılması üzerine aynı çevre tarafından 19 Ekim 1992’de kurulan Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) hakkında 29 Ocak 1993’te kapatma davası açıldı. Bunun üzerine partinin feshedilmesine karar verildi. Ancak kapatma davası devam etti ve parti programı gerekçe gösterilerek 23 Kasım 1993’te kapatıldı.
HEP’in ardından ÖZDEP’in de kapatılma sürecine girmesi üzerine aynı çevre, 7 Mayıs 1993’te Demokrasi Partisi’ni (DEP) kurdu. DEP hakkında da 2 Aralık 1993’te kapatma davası açıldı. Dava, 16 Haziran 1994’te partinin kapatılmasıyla sonuçlandı. Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararıyla 13 kişinin milletvekillikleri sona erdi. DEP davası, AİHM’in yargılamanın yeniden yapılması kararıyla yıllarca sürerken, parti Türkiyelileşmeyi önüne hedef olarak koyamadı.
Türkiyelileşme çabaları
DEP’in kapatılma sürecine girmesi üzerine, aynı çevre tarafından 11 Mayıs 1994 günü Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. Partinin kurucu genel başkanı Murat Bozlak, Ahmet Turan Demir’in birkaç dönem genel başkanlığı ardından yeniden genel başkan seçildi. HADEP hakkında 29 Ocak 1999’da açılan dava 13 Mart 2003’te partinin kapatılmasıyla sona erdi. A.Turan Demir gibi bir Türk’ün HADEP’te birkaç kez genel başkan seçilmesi ve onun eliyle Karadeniz ve Ege’ye açılmak istenmesi, partinin Türkiyelileşmesi çabalarına öncülük edecekti. Ancak kapatma davaları, partilere nefes aldırmıyordu.
HADEP’in kapatılabileceği korkusuyla aynı çevre tarafından 24 Ekim 1997’de Demokratik Halk Partisi (DEHAP) kuruldu. HADEP’in kapatılmasından sonra aktif siyasete başlayan DEHAP’ta genel başkanlığa Tuncer Bakırhan seçildi. Parti hakkında 13 Mart 2003’te kapatma davası açıldı. DEHAP 19 Aralık 2005’te kendisini feshetti; ancak parti hakkındaki kapatma davası devam etti. Davanın sonuç kararı, üzerinden 15 yıl geçmiş olmasına henüz açıklanmadı.
Özgür Toplum Partisi, HEP-DEP çevresi tarafından 6 Haziran 2003’te kuruldu. DEHAP’ın kapatılması halinde aktif hale getirilmesi planlanan parti, Yargıtay Başsavcılığı’nın genel kurulunu toplamadığı için yaptığı uyarı ardından 26 Mayıs 2007’de kendisini feshetti. Parti’nin genel başkanı yine A.T. Demir idi.
Seçime parti olarak giriş
Aynı çevre tarafından 19 Kasım 2005’te kurulan Demokratik Toplum Partisi (DTP), siyasete eşbaşkan uygulaması getirerek bir ilke imza attı. Partinin ilk Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk olurken; Yargıtay Başsavcılığı’nın uyarısı üzerine uygulama resmen kaldırılsa da, fiili olarak uygulanmaya devam etti. Parti’nin 2007 genel seçimlerine bağımsız adaylarla girip, mecliste grup kurmasından sonra yapılan genel kurulda, Nurettin Demirtaş ile Emine Ayna eşbaşkanlıklara seçildiler. DTP hakkında 16 Kasım 2007’de kapatma davası açıldı. Anayasa Mahkemesi 11 Aralık 2009’da verdiği kararda DTP’yi kapattı ve aralarında Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un bulunduğu 37 kişiye 5 yıllığına siyaset yasağı getirdi.
HEP-DEP çevresi tarafından 2 Mayıs 2008’de Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) kuruldu. Kurucu genel başkanlığını Avukat Mustafa Ayzit’in yaptığı BDP’nin 7 Eylül 2008’de yapılan birinci olağan kongresinde Demir Çelik genel başkanı seçildi. BDP, 29 Mart 2009’da yapılan yerel seçimlere 41 ilde örgütlenme şartını tamamlayarak parti adıyla katıldı.
Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasından sonra BDP, eski DTP’lileri partilerinde siyaset yapmaya çağırdı. DTP’nin siyasi yasaklı dört belediye başkanı haricindeki 94 belediye başkanı 23 Aralık 2009’da Diyarbakır’da yapılan bir törenle BDP’ye katıldılar. Eski DTP’li 19 milletvekili ile İstanbul bağımsız milletvekili M.Ufuk Uras, 25 Aralık 2009’da BDP’ye geçerek mecliste grup kurdular. Barış ve Demokrasi Partisi’nin 1 Şubat 2010 günü yapılan olağanüstü kongresinde ve 14 Ekim 2012’de yapılan 2. Olağanüstü Kongresi’nde partinin eşbaşkanlıklarına Selahattin Demirtaş ile Gültan Kışanak seçildiler.
Bölgeye geri çekiliş
Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) 11 Temmuz 2014 günü gerçekleştirdiği 3. Olağan Kongresi’nde isim değişikliğine gidilerek ismini Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak değiştirildi. Seçim sonucunda DBP Eşbaşkanlığına Emine Ayna ve Kamuran Yüksek seçildi. DBP’nin Eşbaşkanlığı’na, 23 Ağustos 2015 günü yapılan 3. Olağanüstü Kongre’de Ayna ve Yüksek yeniden seçildi.
DBP Eşbaşkanlığı’na 28 Mayıs 2016 günü Kamuran Yüksek ile birlikte seçilen Sebahat Tuncel, HDP’li milletvekillerinin tutuklanmasını protesto ederken, 4 Kasım 2016 günü gözaltına alındı ve 6 Kasım 2016 günü tutuklandı. DBP, 4. Olağan Büyük Kongresi’ni 9 Temmuz 20017 günü gerçekleştirdi ve Sebahat Tuncel, Mehmet Arslan ile birlikte, partinin Eşbaşkanlığı’na yeniden seçildi.
Halkların Demokratik Partisi
Kürt legal siyasi mücadelesinin ”Türkiyelileşme” hayali Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) hayat buldu. HDP; Barış ve Demokrasi Partisi, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, Emek Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi gibi solcu partilerin yanı sıra bazı sosyalist gruplar, feminist hareketler, LGBT dernekleri, sendikalar ile belli başlı etnik girişimlerin dahil olduğu Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) partileşme kararıyla ortaya çıktı.
Halkların Demokratik Kongresi, 2011 genel seçimlerinde yüzde 10 seçim barajına takılmamak için ”Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku” adı altında 61 bağımsız milletvekilini destekleyerek dahil oldu ve bu vekillerden otuz altısı meclise girdi. Ancak Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin Yüksek Seçim Kurulu tarafından düşürülmesiyle bu sayı otuz beşe indi.
HDK, siyasi parti oluşumu için İçişleri Bakanlığı’na 15 Ekim 2012’de resmen başvurdu. HDP’nin eşbaşkanlarından Yavuz Önen, yeni oluşumun HDK’nin bir alternatifi olmaktan ziyade kongreyi besleyecek siyasi kanadı olacağını belirtti. Ekim 2013’te Barış ve Demokrasi Partisi’nin milletvekillerinden Ertuğrul Kürkçü, Sebahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder partiden ayrılarak HDP’ye katıldı.
Emek Partisi (EMEP) kurucusu Abdullah Levent Tüzel, partisi HDP’den ayrılmasına rağmen mecliste HDP’nin bir üyesi olarak yer aldı. Halkların Demokratik Kongresi’nin bir üyesi olan ve 2012’de HDP’nin kuruluş sürecinde de bir bileşen olarak yer alan EMEP, 17 Haziran 2014’te HDP’den ayrıldı. Ancak EMEP, HDK’nin bir üyesi olmaya devam etti. Ayrıca 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’ı destekledi.
Cumhurbaşkanını meclisin değil, halkın seçtiği 2014 seçimlerinde, Selahattin Demirtaş’ın yaklaşık 4 milyon oyla, yüzde 10 barajına yaklaşması üzerine HDP, Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerine parti olarak katılmaya karar verdi. Bu durum tartışmalara neden olsa da partinin yüzde 13.2’lik bir oy oranıyla meclise 80 milletvekili yolladı.
Seçimler öncesinde AKP hükümetinin PKK’nin silahlı mücadeleyi bırakması için başlattığı çözüm sürecine HDP, tüm samimiyetiyle yardımcı olmak istedi. Hem PKK lideri Abdullah Öcalan ile İmralı‘da hem de diğer PKK liderleriyle Kandil’de sürdürülen görüşmelere HDP adına Selahattin Demirtaş, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken, 7 Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri süreci başlayana kadar katıldı.
Tutuklamalar
Halkların Demokratik Partisi eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da dahil olmak üzere çok sayıda HDP’li milletvekili, siyasetçi ve yönetici; genellikle mecliste yaptığı konuşmalarda ”silahlı terör örgütüne üye olmak”, ”terör örgütü propagandası yapmak”, ”terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla tutuklandılar.
HDP Eşbaşkanları ve Eşbaşkan yardımcısı Alp Altınörs ile birlikte milletvekilleri Nursel Aydoğan, Sırrı Süreyya Önder, Selma Irmak, Ziya Pir, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, İdris Baluken, Leyla Birlik ve İmam Taşçıer, 4 Kasım 2016 günü gözaltına alındı. HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ile birçok milletvekili tutuklandı. Daha sonraki süreçte de milletvekili ve belediye başkanları tutuklanarak cezaevlerine gönderildi.
Partinin ilk eşbaşkanları
İlgili yasanın değiştirmesiyle partide eşbaşkanlık sistemi resmen işlemekte. Partinin ilk eşbaşkanları 15 Ekim 2012 günü seçilen Fatma Gök ile Yavuz Önen’di. Daha sonra yerine Sebahat Tuncel ile Ertuğrul Kürkçü seçildi. Ardından Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş eşbaşkan oldu. Figen Yüksekdağ’ın tutuklanması üzerine Serpil Kemalbay seçildi. Selahattin Demirtaş ve Serpil Kemalbay’ın tutuklanması ardından ise, HDP’nin eşbaşkanlıklarına Pervin Buldan ile Sezai Temelli, 11 Şubat 2018 günü seçildiler.
HDP, 7 Haziran 2015 günü yapılan genel seçimlerde Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ eşbaşkanlığında 6 milyondan fazla oy alarak yüzde 13.2’lik bir yüzdeye ulaştı ve meclise 80 milletvekili gönderdi. 1 Kasım 2015 günü tekrarlanan seçimlerde ise milletvekili sayısı 59’a düştü. Ancak yine de, meclisteki üçüncü büyük parti durumunda.
Halkların Demokratik Partisi, Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri sonrasında kurulan hükümette iki bakanlıkla temsil edildi. Kocaeli Milletvekili Ali Haydar Konca Avrupa Birliği Bakanı ve İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ise Kalkınma Bakanı olarak görev yaptı. Bu bakanlar, işlevsel olamadıkları için 23 Eylül 2015 günü bakanlıktan istifa ettiler. Levent Tüzel ise kendisine teklif edilen bakanlık görevini en başından kabul etmedi.
Halkların Demokrasi Partisi, Türkiye Partisi olduğunu 2015 seçimlerinde gösterdiği gibi, ülkenin koyu bir dikta rejimine mi yöneleceği, yoksa iyi-kötü bir parlamenter demokraside mi kalacağının oylanacağı 24 Haziran 2018 seçimlerinde kilit önem taşıyor.