Türkiye’nin sorunlarının temel çözüm zemini artık net bir şekilde görüldü. Asıl mesele tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik özellikleri içeren Kürt sorunudur. Kürt sorunu tek boyutlu değil. Yüz yıllık sorun, on binlerce insanın ölümü, binlerce köyün boşaltılması, milyonlarca insanın göç ettirilmesi, beraberinde farklı sorunları da boyutlandırmış durumdadır.
Türkiye, bütün bu sorunların gerçek çözümüne Kürt meselesinin demokratik çözümü ile başlayabilir. Bunun için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın son hamlesi ile hem devlete hem de bütün demokratik çevrelere iyi bir zemin sunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü Kürt sorununun gerçek çözümü, Türkiye’nin tüm toplumsal ve ekonomik sorunlarının da demokratik ve özgürlükçü çözümü demektir. İşte tam bu noktada Aleviler bu süreçle doğru bir bağ kurmak, sürecin içine girmek, gelişmenin ve çözümün öznesi haline gelmek durumundadır. Alevilerin tüm temel hak ve özgürlükler sorununun çözümü Kürt sorunun içerisinde yer almaktadır. Bunu bilince çıkarmak ve siyasal alanda çözüme kavuşturmak durumundadırlar.
Aleviler artık resmi devlet partilerinin arka bahçesi olmaktan çıkıp, kendi özgürlüklerinin öznesi haline gelebilmelidir. Kürt sorunu üzerinden Öcalan ve PKK’nin geliştirdiği zemin tam da Alevilerin temel hak ve özgürlüklerine kavuşması için önemli ve tarihi bir fırsattır. Zaten büyük bölümü Kürt olan Alevilerin, Türkmen Alevilerle birlikte, "müzakere süreci"nin bir tarafı olarak kendisini görmesi, Kürt Özgürlük Hareketi ve HDP gibi demokrasi güçleri ile ortaklaşması çözüm ve demokratikleşme sürecine ivme kazandıracağı gibi, Türkiye’de halkların ve inançların kimliklerinin özgürlük zemininde tanınmasını beraberinde getirecektir. Alevilerin parçalı yapısı ve demokrasi cephesinden kendisini ayrı tutması kendilerini güçsüz kılar. Çünkü toplumsal ve bireyin kişiliğinin parçalanması hakikatin yitimidir.
Aleviler kendi hakikatini parçalanmış siyasal örgütlenmeler ve CHP gibi devlet partileri yerine kendi özünün ve hakikatinin parçası olan ezilenlerin mücadelesi ile ortaklaştırmalıdır. Bunu yaparken de kendisini bu sürecin kıyısında, karşısında değil bir tarafında görmelidir. Özcesi Aleviler, İmralı’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürecin içine kaygısız, hesapsız girmeli ve bu süreçte ezilenleri temsil edenlerin yanında olmalı, devleti demokrasiye duyarlı hale getirmek için çaba göstermelidir. Bunun için de "özel davet ve çağrı" beklentisine ya da "seçim gelsin de duruma göre tavır takınırız" tavrına girmemelidir.
Buna karşın HDP ve diğer güçler de Alevilere sadece bir cephe bileşeni olarak bakmamalı, Alevileri temel bir güç ve özne, sürecin temel dinamiği olarak görmelidir. Sadece siyasal temsiliyet ve resmiyet üzerinden bir buluşma değil, HDP’yi Alevilerin bir mekanı, örgütü olarak ortaya koymalı ve bu "yol"da ortaklaşmalıdır. Eğer Aleviler sürece girmez, Kürt sorununun çözümü aşamasında müzakerenin temel tarafı olarak kendilerini göstermezse, devlet ve CHP farklı politikalar geliştirerek Alevileri heder edecek oyunlar oynayacaktır. Zaman geç olmadan Aleviler sürece müdahil olarak, halkın gerçek temsilcileri yanında yer almalıdır.