Ortadoğu coğrafyasında insanın dönüşümü ve değişimi muhteşem olmamıştır. İnsan ilgisiz bırakılmıştır. İlgisiz ve değersiz olmayan, yer üstü ve yer altı zenginliklerdir. Bu zenginlikler (kaynaklar) muhteşem dönüşleri gerçekleştirerek, savaşları kaçınılmaz kılmıştır. Keskinleşen savaşlar, ölçüsü olmayan adaletsizlikleri ortaya çıkarmıştır. İnsanlık tarihindeki yeri ve konumu sebebiyle belalı bir coğrafya konumuna girmiştir. İnsan eliyle yapılan ve insani olmayan bu olayların gelişimi, belki de dengeli olmayan dünya hallerinden kaynaklıdır!
Kapitalist modernite, sistemsel olarak bir canavar gibi ortaya çıkmıştır. Dibinde hiçbir zaman ateşi sönmeyen kazanları kaynatmıştır. Kazanlar kaynadıkça, savaşlar mayalanmıştır. Bu nedenle halklar yanmıştır. Haliyle huzur, adalet ve özgürlük gelmemiştir. Barış ve bahar havaları esmez olmuştur. Çöle dönüşen insan zihniyeti, doğruları görmek yerine, yanlışlara meyil göstermiştir. Böylesi çetrefilli ve labirentli bir sahadan kendi varlığını korumak oldukça zordur.
Dikkat edilirse, kapitalist modernite eliyle yaratılan modern canavarlar, bu coğrafyadan tutunabilmektedir. Çünkü nerede ne yapılıyor, tam olarak anlaşılmamaktadır. Bu coğrafya üzerinde herkesin mutlaka bir sözü vardır. Bu sözler şunlardır: Kan gölü, talan, yıkım, savaş, petrol, sömürü... Onun için korkular, endişeler, kaygılar, ölümler öldürmeler her zaman olmuştur. Zaman ölüm, öldürmenin, gözyaşının gölgesinde geçiyorsa eğer, bunu tersine çevirmek yolları da vardır. Bu yolları deneyen alternatif sistemler olmuşsa da, başarılı olamamışlardır. Ya güçsüz kılınmış ya da sistemleri güçlü olmadığı için yıkılmaya mahkûm olmuştur.
Bu coğrafyada hiçbir fırsat Kürtlere altın tepside sunulmadı. Dağınık ve kendi trajedisi içinde kavrulan, birliğini, beraberliğini ve sistemini kuramayan bu trajedi içinde hep birbiriyle uğraşan, kavgalı, çatışmalı olan; bunun yanı sıra her türlü baskıyı-bastırmayı gören, yok sayılan, kendilerine ait olan doğal hiçbir haklarından yararlanmayan trajik-komik bir yaşamın içinde bugüne kadar kendi varlıklarını korumuşlardır. Zaman Kürtler için hep acı olarak akmıştır. Tarih, zamanla akıp geçmişse de, hikayeleri hep aynı olmuştur. Tepside sunulan ya savaş olmuş ya da ihanettir. Zira zaman aktıkça, trajedileri daha da büyümüş. Trajedi büyüdükçe, hikaye değişmemiş. Tam da böylesi akışkan bir zamanda, Kürtlerin kendi kendilerine sunacağı altın tepside ulusal Kürt konferansı olacaktır.
Başlangıçlar, her zaman yeni bir zemin yaratma imkanına sahiptir. Bu zemin nereye bir kayış yaparsa, kendisiyle birlikte doğru ve yanlış bir takım hesapları yapmaya götürür. Dolayısıyla yanlış hesaplar, her zaman bu zemini kayganlaştırır. Oysa zemin sağlam ise, zamana uygun olarak kendi akışı içinde doğruları yakalama şansına sahiptir. Doğrular üzerinde kendini sağlamlaştırır. Sağlam oldukça, güçlenir. Güçlendikçe, kendine güvenilir bir hal alır. Bu temel-zemin üzerine yapılan, her ne ise doğru yolu bulur.
Hep ertelemeyle karşı karşıya kalan konferansın gerçekleşmemesinin sebebini, birkaç hususla belirtmek mümkündür. Uluslararası denge politikasındaki ölçüsüz çıkarlar, ABD, İsrail ve Türkiye’nin bunun onay vermemesi, kısaca birilerinin işine gelmiyordu. Ancak Ortadoğu üzerinde şekillenen, değişen ve gelişen politikalar, bunun yanı sıra Özgürlük Hareketi’nin öncülük ettiği, ısrarla konferansın gerçekleşmesi istemi doğrultusunda kısa bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşmesi, yeni bir dönemin başlayacağına işaret etmektedir. Önemli olan, Kürtlerin kendi iradeleriyle birlikteliklerini sağlayarak bir araya gelmeleri, bu coğrafyada kendilerini savunmalarıdır.
Bu durum, kaypak ve kaygan zemin üzerinde tutunmalarıdır. Parçalanmışlığı, dağınıklığı ve çatışmasızlığı ortadan kaldırmalarıdır. Konferans birçok şeye vesile olacağı gibi, en önemlisi de Rojava’dan yaşananları enine boyuna ele alması ve buna göre bir mesajın çıkmasıdır. Dolayısıyla konferansın gerçekleşmesi halinde birlik ve beraberlik duygusu güçlenecektir. Kürtlerin birbiriyle çatışması ve çatıştırılması tehlikesi ortadan kalkacaktır. Böylece, konferans tüm Ortadoğu hakları için bir referans olacaktır.
Kandıra 2 nolu F Tipi Cezaevi