
PKK ve PAJK'lı tutsaklar, Kürt halkına "bu saldırılar iktidarın sıkışmışlığı ve korkusunu yansıtmaktadır. Safları sıklaştıralım. Her yeri eylem ve serhildan alanına çevirelim. Birbirimize sonuna kadar sahiplenelim. Zafer direnen halkımızın olacaktır" çağrısında bulundu.
Türk cezaevlerindeki tüm PKK ve PAJK'lı tutsaklar adına Deniz Kaya imzasıyla dün yapılan açıklamada, açlık grevi eyleminin büyük bir kararlılık ve moralle devam ettiği bildirildi. Deniz Kaya'nın açıklaması şöyle: "Eylemimizin kutsallığı ve arkadaşlarımızın fedaice tutumunu hazmedemeyen iktidarın ve özel savaşın her türlü piyonu, yardakçıları ve hempası, yoğun bir psikolojik savaşla gerçekleri muğlaklaştırmak, çarpıtmak ve kutsal davamıza leke sürmek için harekete geçmiştir. Halkımız açıkça bilmelidir ki, iktidarın yalaka basını ve özel savaşın hizmetinde olan kalemşorlerin eylemimize ilişkin söylemleri hem gerçek dışı hem de ahlak dışıdır… Biliyoruz ki, halkımız bunları iyi tanımakta ve hiçbir şekilde itibar etmemektedir.
Soytarılar bilmelidir ki…
Önderliğimize dil uzatan Başbakanın danışmanı Yalçın Akdoğan gibi soytarılar bilmelidir ki, güneş balçıkla sıvanmaz. Padişaha yaranmak için soytarılık yapanlar bugün, yarın ikbal edinebilirler, ama halkımızın ve tarihin nezdinde hep ahlaksız ve lanetli olarak yad edileceklerdir. Eylemimize yönelik yapılan alçakça karalama ve dezanformasyonlardan biri de kendine 'Kürdüm' diyen İbrahim Güçlü gibilerin mide bulandıran ve ahlaksızlıkta sınır tanımayan tutumlarıdır. Bu kadar çirkince ve pervasızca PKK ve Önderliğimize saldırmak, ancak hastalıklı bir kafanın ürünü olabilir. 'Sinek küçüktür, ama mide bulandırır' derler. Bu gibi unsurların yaptığı da bundan farksızdır. Halkımız bunlara hiçbir şekilde itibar etmediği gibi her zaman ve her mekanda lanetleyecek, tükürüğünde boğacaktır.
Binlerce yoldaşımız bekliyor
Tüm kamuoyu ve halkımız bilmelidir, açlık grevine dahil olmak için kendini dayatan, sıra bekleyen binlerce yoldaşımız vardır. Zindan yapımız fedai bir ruhla ve coşkuyla 4. Stratejik Dönemi karşılama ve buna denk bir katılım çabası içindedir. Mücadelemizin her alanda gelişen direnişi ve eylemimiz karşısında zorlanan AKP iktidarı sadece yalan ve dezanformasyonla yetinmemekte sokağa taşan ve serhildana kalkan halkımıza karşı her türlü baskı, yöntemi devreye sokmakta faşist polislerini halkımızın üzerine salmaktadır. Kurşun ve gaz bombalarıyla insanlarımız yaralanmakta, katledilmektedir. Unutulmamalıdır ki, halkımız 30 yıldır asker, polis, kontra, tank, top ve her türlü faşist baskıya rağmen geri adım atmadı, direnişten taviz vermedi. Kendi evlatlarına ölümüne sahip çıktı. Bundan sonra da bunu yapacağına inancımız sonsuzdur. AKP'nin faşist polis baskısı halkımızı yıldırmayacaktır. Özgür Kürt'ün iradesi kırılamayacaktır. Halkımıza çağrımızdır; bu saldırılar iktidarın sıkışmışlığı ve korkusunu yansıtmaktadır. Safları sıklaştıralım. Her yeri eylem ve serhildan alanına çevirelim. Birbirimize sonuna kadar sahiplenelim. Zafer direnen halkımızın olacaktır."
Korkulan an yaklaşıyor
Diyarbakır Barosu tarafından oluşturulan Diyarbakır Cezaevi İzleme Komisyonu üyeleri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde açlık grevindeki tutsakları ziyaret etti. Komisyon üyesi Av. Gülşen Özbek ve Av. Muhterem Süren, eylemcilerin ağırlaşan sağlık durumları nedeniyle her an ölümlerin yaşanabileceğine dikkat çekerek, tutsakların talepleri yerine getirilmediği sürece açlık grevinden vazgeçmeyeceklerini belirttiklerini kaydetti.
Tutsakların 12 Eylül'den bu yana sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 50'nci gününe girerken, ilk eylem grubunda yer alan 78 tutsağın sağlık durumu kritik aşamada. Şu ana kadar aile, avukat ve çeşitli çevrelerden gözlemci heyetlerin girişimleri sonucu cezaevlerinden bilgi alınırken, son dönemlerde ortaya atılan kimi spekülasyonların önünü almak için İHD, MAZLUMDER, TİHV, SES, TUHAD-FED ve Diyarbakır Barosu, Cezaevi İnceleme Komisyonu oluşturarak cezaevlerinden sağlıklı bilgiyi birinci elden almaya çalışıyor. Komisyon üyeleri, açlık grevi eylemi ile ilgili son gelişmeleri DİHA'ya anlattı.
Süren: Her an ölüm yaşanabilir
Komisyonda yer alan İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muhterem Süren, Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne düzenledikleri son ziyarette ilk eylem grubunda yer alan tutsaklar ile görüşemediklerini belirtti. Özellikle ilk grupta yer alanlarda baş gösteren ciddi sağlık sorunlarının hareket kabiliyetlerini engellediğini, bu nedenle görüşe gelemediklerini söyleyen Süren, ilk tespitlerinin ise tutsakların artık sağlıklarının kritik bir aşamaya geldiği yönünde.
Her an ölümlerin yaşanabilme ihtimalinin arttığına vurgu yapan Süren, "Ama bunun yanında moral olarak çok iyiler. Açıkçası bizim de beklemediğimiz derecede moralliler. Ve bize şunu da söylüyorlar; 'Taleplerimiz yerine getirilmediği sürece hiçbir şekilde açlık grevinden vazgeçmeyeceğiz.' Açlık grevinde olmayanların gruplar halinde refakatçi olduğunu belirten Süren, tutsakların tıbbi müdahaleyi kabul etmeyecekleri bilgisini verdiğini belirtti.
Av. Özbek: Sıvı alımı zorlaştı
Diyarbakır Barosu adına Cezaevi İzleme Komisyonu içinde yer alan Av. Gülşen Özbek, Diyarbakır E ve D Tipi cezaevlerine yaptıkları ziyaretlerde fizyolojik olarak dıştan ilk göze çarpanın tutsakların yürümekte zorluk çekmeleri olduğunu söyledi. Konuşmakta yavaşlama, unutkanlık, gözlerde sararma ve dalgınlığın da baş gösterdiğini vurgulayan Özbek, ilk grupta yer alıp şuan görüşe çıkamayanlar ile ilgili bilgiyi ise koğuşlarda refakatçi olarak kalan diğer tutsaklardan aldıklarını ifade etti. Özellikle bu grubun sindirim sisteminde kanama, burun kanaması başladığını söyleyen Özbek, bunlarla birlikte sıvı almalarının da zorlaştığına işaret etti.
Savcı aracılığıyla baskı
Tüm bunlar yaşanırken tutsakların moral ve motivasyonlarının eksilmediğini belirten Özbek, şu ana kadar resmi olarak hiç kimsenin tutuklularla görüşmediğini söyledi. Özbek, ''Ama diğer yandan açlık grevini sonlandırmaları için kendilerine, savcılar aracılığı kimi telkin ve baskılar uygulandığını söylediler. Fakat açlık grevinde bulunanlar savcıya 'Bu iş sizi aşar, bu işin muhatabı siz değilsiniz' diye cevap vererek ne kadar kararlı olduklarını göstermişler. E Tipi Cezaevi'nde bulunan müvekkilim ile görüştüğümde kendilerine B1 değil B12 vitamininin verildiğini söyledi. Her iki vitamin arasındaki fark ise B1 250 miligram iken B12 10 miligram değerinde. B1 vitamini talepleri ise elimizde bulunmuyor, denilerek geri çevrilmiş. Ki zaten tedaviyi kabul etmiyorlar. Sağlık sorunlarına rağmen başlatmış oldukları bu direnişi sonuna kadar götürmekte kararlı olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar" dedi.
Bilici: Talepler meşru ve haklı
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici de, tutsakların taleplerinin kendilerine göre de meşru ve haklı talepler olduğunu ifade etti. Bilici, şunları söyledi: "Diyalog ve müzakere ile aynı talepleri bizler de dile getiriyoruz. Biz Temas ve Diyalog Grubu olarak Adalet Bakanı ile bir görüşme yapmıştık. Bu görüşmedeki taleplerimiz de aynıydı; yani diyalog ve müzakerelerin yeniden başlaması, tecridin kaldırılması, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması, anayasa yazım ve yapım sürecinin hızlandırılması. Adalet Bakanı anadilde savunmanın bir an önce yapılabileceğini buna ilişkin adım atılabileceği yönünde açıklamaları olmuştu. Bu yeterli midir? Değil, tabi. Tecridin kaldırılması gerekiyor. Tecrit kaldırılmadan müzakere ve diyalog başlamadan ülkenin sorunları çözülemez."