Lis Yayınevi, 12 yıldır Diyarbakır’da ağırlıklı olarak Kürtçe yayıncılık yapan istikrarlı bir yayınevi. Anılan zaman dilim içinde 300 dolayında kitap basıp yayınladılar. Dünya yazarlarının kendi dillerinden Kürtçe’ye kazandırdıkları kitapların yanında, Kürt yazarlarının ilk kez yayınlanan kitaplarının da yayıncısı olan bir yayınevi. Lis yayınevi, her yıl 21 Şubat haftası boyunca kutlanan “Uluslararası Dünya Anadil Günü” nedeniyle bu yıl için özel olarak dil üzerinden çok önemli bir çalışmayı yayınları arasına kattı. 

Daha önce de Lis yazarlarından biri olarak okurun yakından bildiği edebiyatçı, çevirmen Dîlawer Zeraq’ın 20 yıllık çabasının ürünü olan ve 18 bin deyimden oluşan “Ferhenga Biwêjan a mezin” – Büyük Deyimler Sözlüğü üç cilt halinde ve 2000 sayfalık devasa bir külliyat orijinal kutusu içinde numaralı ve sınırlı sayılı olarak okuru / ilgilisi ile buluşturuldu. 


Ferhenga Biwêjan aslında çok “delice cesaret” isteyen bir çalışma. Nasıl doğdu, nasıl başladı? Bu çalışma bir roman, öykü gibi edebiyat eseri yazmaya hiç benzemiyor. Okurlara bu çalışmanın hazırlık evresi ve bugünlere gelişi ile ilgili konuşur musunuz?

Dilawer Zeraq: Yaklaşık 20 yıl önceydi, 95 yılları filan olmalı. 1992’den sonra bazı yasal kısmi serbestlikler söz konusuydu. Kürtçe gramer kitapları yayınlanmaya başlanmıştı. Rewşen, Azadiya Welat ve Nûbihar gibi yayınlar basılıyordu. Bu durum bende şöyle bir ruh hali yarattı. Kürtçe’nin seksen yıllık yasaklılık halinde, Kürtçe yazılı halini kimi yasal nedenlerle bir yana bırakmıştı. Bu durum dile karşı yaklaşımdan doğan farklı bir ruh hali yarattı bende. Konuştuğum dilin, gündelik yaşam içerisinde kaldığı doğup büyüdüğüm Farqîn’de (Silvan’da) bu çalışmaları yaptığım zaman gördüğüm en büyük eksiklik aslında dildeki eksiklik değildi. Bendeki eksiklikti. 

İki dilli büyümüş biriyim. Benim, diğer kimi yazar arkadaşlarım gibi ilkokula başladığım gün ilk kez Türkçe’yle tanıştım gibi bir sorunum olmadı. Okula başladığımda iki dili de zaten biliyordum. Ama bu iki dil uzlaşmamıştı bende. Türkçe ile Kürtçe’nin ne kadar birbirleriyle uzlaşmaz olduğunu okulda fark ettim. Bu fark ediş daha sonra dili sistematik olarak çalışmaya başladığım yıllarda çok net ve acıtıcı bir şekilde ortaya çıktı. 

1995-96’larda yoğun okumalardan sonra yazma sürecine girmiştim. Yazma sürecine geldiğimde bu dille ilgili bilgi birikim ve davranış biçimlerinin yazıya dökülmesi anlamında baktığımda bir bölüm Kürtçe’yle ifade edilebiliyordu. Bir bölüm de Türkçe’yle ifade edilebiliyordu. Yani benim bilincim ikiye bölünmüş bir bilinçti. O ikiye bölünmüş bilinç ilk anda benim bir tek dille yazabilmeme engel oluşturuyordu. Sonradan bunun bana büyük bir kazanç getirebileceğini anladım. Bunu fark edince sadece kendim için iki dili karşılaştırarak kelimeler bazında değil de; daha çok kalıp ve deyimler üzerinden okuma süreçlerini geliştirdim. Ve derleme çalışması başlattım. 


Kelimelerin yerine deyimlerin peşine düşmüşsün bir anlamda… Zor olandan başlamak gibi bir durum mu bu!

Dilawer Zeraq: Zor olduğu konusunda hemfikirim. Ama bir başka yönüyle de benim için kolaydı. Çünkü bir tek kelimeyi tek başına var edebilmek çok zordur. Kelime aslında diğer bir başka kelime ile var olabiliyor. Tabii ki kendi anlamının dışında. Ama deyimler hiçbir kelimeye ve bir başka deyime ihtiyaç duymadan kendi başına var. Zaten deyim kendisine ait her şeyi ifade ediyor. Yani kendi kendine yeten bir yapısı var. Bu anlamda da doğal olarak benim açımdan kolay tarafından başlamış oluyorum. Aslında kalıp anlamında deyimsel ve dilsel birikimim kelimeden çok deyim anlamında çok daha fazla ilerdeydim. Deyimlerin kendi kendine yeten bir yapısı vardı. Ben deyimleri “Dilin Anarşistleri” olarak tanımlıyorum. Dilin yapı taşlarını, dilin kurallarını olumlu anlamda zorlayarak başka formlara katabiliyor deyimler. Bu anlamıyla dışarıdan bakıldığında zor olandan başlamak gibi gözükse de aslında benim için kolaydan başlamaktı. 


Kürtçe üzerinden bir okuma yaptığımızda Kürtçe’ye yeni başlayanlar için deyimlerle başlamak çok daha kolaylaştırıcı olur demek mi gerekiyor?

Dilawer Zeraq: Kürtçe öğrenmek isteyen bir Kürt, ya da bir Türk bu dile başlamak istiyorsa, ya da bu dili öğrenmek istiyorsa; sadece kelime ezberlemenin ona yetmeyeceğini ciddi anlamda fark edecektir. Sadece buradan başlaması gerektiği çok fazla iddialı olabilir. Ama şunu söyleyebilirim. Başlangıçta en azından Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe iki sözlükle başlangıç yapması Kürtçe’yi hem daha iyi ve daha doğru öğrenebilmesi! Hem de mantık anlamında dillerin matematiği ve mantığı anlamında çok önemlidir. Dillerin kendi mantığı ve kalıpları vardır. Başka mantık ve kalıpları kendi içlerine katmaz, karıştırmazlar. Kendi içlerinde hem esnektirler, hem de dışarıya karşı kalın bir kabuğa sahiptirler. 

İşte tam da bu iki sözlükte deyimler aracılığıyla, Kürtçe ve Türkçe’nin mantıkları da karşılaştırılmıştır. Sadece kelime öğreten sözlüklerin yanında bu deyimler sözlüklerinin de çalışılması bir insanın bir dili altı ayda öğrenmesi ancak mümkünken, bu sözlükler sıkı bir çalışmayla bu süreyi oldukça kısaltabilir.


Böyle bir Deyimler Sözlüğüne 20 yıl süreyle kafa yormak sizin Kürtçe kulvarı üzerinde yürüyen edebiyatınıza ne kattı?

Dilawer Zeraq: Bir üst ve akademik düzeyde dil oluşturmama katkısı oldu bu kalıpların. Yazdığım öykü ve romanlar açısından söylersem ilk öykü kitabımda kitabımdaki cümlelerin yumuşaklığının oldukça az olduğunu söyleyebilirim. Bu haliyle bugün bile okuduğumda bana bile son derece sert gelebiliyor. Bu sertliğin nedeni dilin içindeki deyimlerin kullanım biçimiyle ilişkili de aynı zamanda. Deyimlerin, dili anarşistçe, kuralları kendi içinden parçalama eyleminde, oluşan parçacıklar deyimler aracılığıyla dili yumuşatıyor. Bu nedenle son kitabıma baktığımda dilimi oldukça yumuşak buluyorum. Okur olarak baktığımda içinden çok şeyler çıkarılması mümkün ve insanı rahatsız etmeyen cümleler görüyorum. Bu anlamıyla dili yeniden yorumlama açısından bana bu çalışmamın müthiş katkısı olduğunu söyleyebilirim.

Çeviriler açısından da durum ortada; zaten iki dili karşılaştırıyorsun. 1920’lerden başlayan anlamsız ve son derece kötü, yasaklama, yok sayma süreçlerinden dolayı bu iki dil (Kürtçe-Türkçe) birbirlerini anlayamamış. Kürt dili, folkloru ve kültürü “yok sayılarak” da yok olmamış aslında! Bunu da çok net olarak gördüm ben. Tam tersine! Yok denildikçe Kürtçe kendini daha çok var etmiş. Başka hiçbir şeyi kabul etmeyen dilin kendi içindeki mantığını duyacak şekilde büyütmüş ve genişletmiş kendini. Belki de bu durum, bu içten içe genişleme bir patlamanın sonucudur. 

Doksan yıldır Kürtçe yok sayıldı, ama yok olmadı. İçten içe genişledi, aslında nitelikli hale de geldi. 1925’de böyle sözlükler hazırlanabilseydi! Son derece kalitesiz ve niteliksiz olabilirdi. Çünkü bugünkü bilinç ve birikimden o güne baktığımızda o günküler son derece sıradan kalabilirdi. Belki Kürtçe, böyle bir yasaklamayı böyle bir nitelik sıçraması yaratarak boşa çıkarmıştır. Ve siyasal yasaklama süreçlerine de gereken cevabı buradan vermiştir diye düşünüyorum. 


Peki bu alanda başka çalışma yapanların size bu çalışmayı yaparken kılavuzluğu katkısı söz konusu oldu mu? 

Dilawer Zeraq: Tek cilt olarak Türkçe-Kürtçe Deyimler Sözlüğü, 2002’de İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından basıldı. O süreçte Lal Laleş ve bir iki yazar arkadaşım kendince kimi derlemeleri yapmış ama bir kitap haline getiremeyeceklerini düşünmüşlerdi. O birkaç yüz derlemeden oluşan çalışmalarını bana verdiler ve o ilk kitaba katkı sundular. 


Bu üç kitap iki bin sayfalık çalışmaya bir “eşik” demeli miyiz? 

Dilawer Zeraq: Evet bir eşik aşıldı. Ama bu eşik sadece bu sözlüklerle aşılmadı. Örneğin kelimeler bazında hazırlanan sözlüklerle, ayrıca Kürt folkloruna dair kitaplarla ve bütün bunların hepsinin ifade biçimleri ile aşıldı.



Kürtçe’nin gücü


Şunu da söylemeliyim ki; birçok Kürt yazar kafasındaki Kürtçe deyimi motamot Türkçe’ye çevirip Türkçe yazılar yazıyor. O kadar kötü dil ilişkileri kurulmakta ki; o yazılar okunduğunda orta seviyede dil bilincine sahip olanlar açısından bile o yazıların hiçbir anlamı kalmıyor. Bu anlamıyla iki dilin birbirini anlaması söylemini kullanıyorum. İki dil birbirlerini deyimler, sözcükler, atasözleri üzerinden anlar. Yani folklorun temel yapı taşları üzerinden anlar. Sözcükler birebir karşılıklar arar. Ama deyimler ve atasözleri anlamsal karşılıklar arar. 

Bu duruma çok bariz bir örnek vermek isterim. “Günah Keçisi” İsrail kültüründen gelmedir. Keçi kurban etme olarak Türkçe’ye geçmiş. Günah Keçisi deyiminin bir tek karşılığı yoktur Kürtçe’de. İki deyimi örnek verebilirim. Kalem’in karşılığı Kürtçede Pênûs’dur diyecek şekilde bir karşılık yok. Örneğin “Keleha Gunehan”, “Xezala Kulman.” İki şekilde ayrılıyor. Keleha Gunehan dediğimizde ona sürekli günah yüklenen, her şeyin suçu onda vücut bulan kişi için kullanılıyor. Oysa Xezala Kulman dediğimiz zaman o günahın bir de cezası ödetilen söz konusu oluyor. 

Yani birincisinde cezasını yüklemekle kalıyorsun! Ama diğerinde suçlamakla birlikte cezasını da ödetiyorsun. İşte bu tam da dilin genişleme serüvenidir. İnsanı hayretler içinde bırakan müthiş bir şeydir bu! Oysa Türkçe’de sadece “Günah Keçisi” deyip iki anlamda da kullanıyorsun. Oysa Kürtçe’de bunu ayrıştırmak zorundasın. İşte tam da bu çalışmayı yaparken beni hayretler içinde bırakan motor güç bu gelişme trendiydi. Bu çalışmanın yüzde ellisi benden kaynaklanıyorsa, geri kalanı da dilin gücünden kaynaklanıyor. 


Dîlawer Zeraq kimdir?

1965 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğdu. İlköğrenim ve liseyi Diyarbakır-Silvan’da tamamladıktan sonra, 1985 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik bölümünü bitirdi. 1996 yılından beri Kürtçe öykü, roman, Kürt dili alanında derleme ve etimolojik araştırmalar yapmakta ve edebiyat eleştirisi alanında makaleler yazıyor. 2004’te bir grup yazar arkadaşı ile Kovara W kültür, sanat ve edebiyat içerikli 2 ayda bir yayımlanan derginin 2 yıl süreyle editörlüğünü ve redaktörlüğünü yaptı. Kürtçe çıkan günlük AzadiyaWelat gazetesinde kültür ve edebiyat içerikli yazılar yazdı. Kakil, Bişirîna Şermînî, Şevên Winda Wêneyên Meçhûl, Çilkên Pênûsê, Mirina Bêsî, Nexşên Li Giyan, Rajena Kurdî, Ferhenga Têrmên Matematîkê (Mem Wenda ile) öykü, roman, çeviri ve derleme çalışmaları yayınlandı. Ferhenga Biwêjan adıyla Lis Yayıncılıkta yayınlanan üç ciltlik Deyimler Sözlüğü Kürtçeden Kürtçeye, Türkçe-Kürtçe ve Kürtçe-Türkçe çalışması Dîlawer Zeraq’ın son çalışmasıdır. 


ŞEYHMUS DİKEN