Ülkemizde ulusal demokratik bir eğitim modeli oturtulmaya çalışılırken, Kürdistan’ın özgün koşullarını da göz önünde bulundurmakta fayda var. Henüz eğitim sistemi oturtulmadığı için esnek, üretken ve ihtiyaçlara göre sürekli değişebilen bir modelden bahsedilebilir. Buna iki şekilde form kazandırılabilir. Birinci formun temel hedef kitlesi, okul çağındaki çocuk ve gençlerden oluşur; ilkokuldan (öncesini de kapsamalı) üniversiteye kadarki tüm eğitim kademelerini içinde barındırır. Kürt halkı ve diğer Kürdistani halklar-topluluklar bu konuda epeyce tecrübe kazandılar. Alfabe farklılığı ve felsefik bakış açısında kimi eksiklikler olsa da Güney Kürdistan’da yıllardır Kurmanci ve Sorani lehçeleriyle Kürtçe eğitim verilmekte. Zaten Sorani lehçesi hiçbir zaman yasaklanmamıştır. Yine Mexmûr mülteci kampında (Şehid Rustem Cudi) yirmi yıla yakındır Kürtçenin birkaç lehçesiyle eğitim veriliyor. Hem de Latin alfabesiyle. (Güney Kürdistan ve tüm Irak topraklarında Latin alfabesiyle eğitim görülen tek yer orasıydı. Şimdi buna Şengal de eklenmiştir)
Hakeza Rojava Devrimi'yle birlikte orada da Kürtçe eğitim okulları üniversite ve akademiler hızla açılıp çok dilli ve çok lehçeli (ulusal demokratik karakterine uygun olarak) eğitim verilmeye başlandı. Bizim Bakur parçasında da Amed, Gever ve Cizirê’de Kürtçe eğitim okulları açıldı. Fakat bunların sayısı az ve daha da çoğaltılmalı. Tüm bunlar birer tecrübe ve birikimdir. Kürt halkının ve tüm Kürdistani halkların toplumsal özellik ve özgünlüklerine uygun anadilinde eğitim okullarını açma örgütlülüğü, gücü ve kapasitesi vardır. Sömürgeci devlet mekanizmalarının izni-parayı beklemeden Bakur’un birçok şehir ve ilçesinde (İstanbul, Adana, Mersin, İzmir gibi kimi metropol kentleri de dahil olmak üzere) Ferzad Kemanger, Berivan ve Üveyş Ana eğitim okulları gibi okullar açılabilir.
İlk etapta en azından belediyelerin kazanıldığı şehir, ilçe ve beldelerde en az birer okulla demokratik ulusal eğitim sürecine başlanılabilir. Zordur ama imkansız değildir. Zaten Kürt Özgürlük Hareketi'nin sözlüğünde “imkansız” diye bir sözcük hiçbir zaman yer almamıştır. Ona hep “imkansızı başarmanın adıdır” denilmiştir. Ve gerçekten de öyle olmuştur. Kürt dil hareketinin doğru-objektif bir planlaması ve kararlı çabasıyla zor gibi görünen bu “okullaşma” süreci de başarıyla sonuçlanabilir. Gerçi devrimcilikte “son”, “sonuç” gibi kavramlara da yer yoktur. Çünkü sürekli devinen, gelişen ve yayılan felsefik bir bakış açısıdır devrimcilik. Diyalektik materyalizmin olmazsa olmazlarından bir tanesidir hareketlilik. Kuşkusuz bu devrim, söz konusu olan bu eğitim modeli için de hep geçerli olacaktır, o ayrı bir konudur. Kastedilen ise, belirli bir hedefe ulaşmadır. Bu başarıldığında önemli bir eşik aşılmış olacaktır.
Ulusal demokratik eğitim modelindeki ikinci formun temel hedef kitlesi ise okul çağındaki çocuk ve gençler (okula gidebilecek olanlar dışında) dışında kalan tüm toplumsal kesimleri kapsar. Her yaş ve katmanda bulunanlara dönük pratik, esnek ve yaratıcı bir eğitim programı yapılarak herkesin anadiliyle kendini sözlü, yazılı ifade edebilecek bir seviyeye ulaşması hedefi konulabilir. Belediye eşbaşkanları, çalışanları, siyasi parti yöneticileri, üyeleri, tüm dernek, kurum ve kuruluşlarının kadroları böyle özgün bir eğitimle eğitilebilirler. Ancak bu şekilde asimilasyonun önüne geçilebilir. On yıllarca yoğun bir inkar ve asimilasyon politikasına maruz kalan Kürt halkı salt bir formla (salt okullarla veya salt siyasi çalışmalarla) bu konudaki toplumsal ihtiyaçlara cevap olamaz.
Her iki formun birlikte, eşgüdüm ve yaygın kullanılmasıyla somut bir kazanım elde edilebilir. On yıllarca yoğun bir inkar ve asimilasyon politikasına maruz kalan Kürt halkı salt bir formla, salt okullarla veya salt siyasi çalışma ile değil, her iki formun yaygın kullanılmasıyla somut bir kazanım elde edilebilir. Bu hem mümkündür, hem de dönemin ertelenemez bir görevidir. Anadil de kutsal bir görevdir, tüm halkların ve toplulukların hakkıdır. Hareketimiz sadece Kürtlerin anadilde eğitim hakkını savunmuyor; bu topraklarda yaşayan tüm halkların (Kürt, Türk, Çerkes, Arap, Acem, Süryani, Asuri, Ermeni ve tüm halkların) eğitim hakkını savunmakta, onun için mücadele etmektedir. Bu aynı zamanda ahlaki ve politik toplum gerçekliğinin de bir gereğidir.
Kürtçe eğitimden bahsederken lehçelerin eşitliğine de dikkat etmek gerekir. Kurmanci lehçesinin egemenliğine dayalı tutum ve yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. Kırmançki (Zazaki) lehçesinin korunmasına ve geliştirilmesine dönük özel tedbirler (pozitif ayrımcılık da dahil) alınabilir. Kırmançki lehçesi, Kürtçe’nin en eski lehçesidir. Aynı zamanda en çok otantik özelliklerini koruyan bir lehçesidir. Zendavesta (mishefa reş) da Kırmançki (Zazaca) ile yazıldığını tarihçiler söylemektedir. Kırmancki (Zazaki) ne kadar güçlenirse Kürtçe’nin tüm lehçeleri o kadar güçlenir. Çünkü Kürtçe’nin kökeni Kırmançki’dir. Mutlaka korunmalı ve geliştirilmelidir.
Bandırma 1 nolu T Tipi Cezaevi