
Anadil üzerindeki baskıyı anlatırken daha önceki filmlerinizde de ana-oğul ilişkisinden ilerlemiştiniz. Bu anlatım şekli nereden aklınıza geldi?
90’lardan önce ve 90’lar boyunca, anadilimizle olan bütün temaslarımız kesilmişken, bir sürü Kürt çocuğu gibi benim de elimde kalan tek şey annemdi. Şu anda Kürtçe film yapıyorsam anneme borçluyum. Çünkü, annem Kürtçeyi muhafaza edip bana öğretti. Annem çok iyi bir hikâye anlatıcısıdır, küçükken bütün köy çocukları bizim evdeki sobanın etrafında toplanırdık, annem bize çok güzel masallar anlatırdı. Hatta öyle hikâyelerdi ki bunlar, sonradan izlediğim filmlerde o hikâyeleri görüyordum. Annem, ana dilimdir. Onun için bu anne oğul hikayeleri bir şekilde kendisini bana dayatmış olabilir belki. Anadil anneden çocuğa geçer. Anadil aracılığıyla da, kişinin ait olduğu toplumun geçmiş kültürel ve tarihsel mirası çocuğa geçer. Daha sonra çocuk bütün her şeyi bu kültürel, tarihsel miras ve temel üzerine inşa eder. Kendisiyle, anadiliyle barışık olmayan evrensel olanla barışık olamaz. Bunun için bütün bu güzellikleri geleceğe taşıyan annelerin hakkını ne yaparsak yapalım ödeyemeyiz.
Filminiz Saraybosna’da ödül aldıktan sonra sürekli olarak Türk filmi olarak lanse edildi. Sonrasında da tartışmalar başladı. Siz bir röportajınızda, “En azından Türkiye sinemasında” anlaşalım dediniz… Kürt sineması demeyi neden reddediyorlar sizce?
Şöyle söyleyeyim, ben film yapıyorum ve benim görsel dünyam Kürtçe, hayal ettiklerim Kürtçenin dünyasına ait. Bunun içindir ki filmlerimi Kürtçe yapıyorum. Bugüne kadar yaptığım bütün filmlerimi Kürtçe yaptım ve yapmak da istiyorum. Çünkü ben Kürtçe hayal ediyorum. Kürtçe üretiyorum. Bunu başka yerlere çekmeye hiç gerek yok. Filmimizin başkalarının lanse etme biçimiyle değil, kendisiyle değerlendirilmesini tercih ederim. Bir filmi en iyi tanımlayan şey yine filmin kendisidir. Filmin bir “Türk Filmi” olarak lanse edilmesine karşı çıkan Kürt arkadaşlarımı da gayet iyi anlıyorum ama onların içi rahat olsun bence, bizim aynamız, işimiz olmalı her zaman, başkalarının lafları ve temelsiz tanımları değil.
Kürt filmi denmesi için kıstas ne olmalı?
Dil çok önemli bir kıstas, dil bir filmin kimliğini belirleyen en önemli bileşen kanımca. Çünkü bir film, çekildiği dilin dünyasını da içine alır. O dilin dünyası da, o filmi içine alır. Bir filmin Kürt filmi olması için Kürtçe olması şart. Diğer taraftan, mevcut koşullarda filmin dağıtım kimliğini daha çok ana yapımcının ait olduğu ülke belirliyor. Filmin ana yapımcısının ülkesi filmin kimliğini belirliyor kağıt üzerinde. Bunun için Kürt sinemasının gelişebilmesi için Kürtlerin kendi kamu fonlarını oluşturmaları gerekiyor. Bu kamu fonlarıyla sadece Kürt sinemasını desteklemek ile kalmamalı, ortak yapımcı olarak dünya sinemasının içinde de yer almalılar.
Kürt sinemasının gelişmesi için neler yapılabilir?
Ortadoğu Sinema Akademisi’nin film projelerini desteklemesi, festivaller organize etmesi, proje geliştirme fonlarıyla daha proje aşamasındayken filmlere dahil olması önemli gelişmeler, bunlar çok kıymetli adımlar. Çoğalırsa güzel olur. Kürdistan’da uluslararası festivallerin organize edilmesi, dünyanın dört bir yanından sinemacıların bu festivaller vesilesi ile Kürdistan’da buluşması, kaliteli film seçkilerinin bu festivallerde gösterilmesi çok besleyici ve geliştirici olur diye düşünüyorum. Aynı zamanda Duhok Film Festivali, Amed Uluslararası Film Festivali gibi festivaller çoğalırsa, Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürt sinemacılar ve dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürt sinemacılar için bir buluşma noktası işlevini de görmüş olacaktır bu festivaller. Diğer bir sorun Kürtçe oynayabilecek iyi oyuncuların yetişmesi gerekiyor. Bu büyük bir ihtiyaç.
Bunun için sinema akademileri, oyunculuk akademileri kurulmalı, Kürtçe tiyatrolar desteklenmeli. Kürt sineması her yaşta iyi oyuncular yetiştiremedikçe gelişip büyümesi çok zor. O zaman hep belirli bir seviyede kalır. Farklı katmanlardaki hikayeleri de anlatabilmek için her yaştan iyi oyuncularımızın olması şart. Ayrıca dünya sinemasından önemli filmler de getirilip bu sinema ağı sayesinde halka gösterilebilir. Bu tür gösterimler film yapmak isteyen genç yönetmenler için de ilham ve motivasyon kaynağı olabilir.
Yeni filmler yolda mı?
Filmin gösterim hazırlıkları dışında, ikinci uzun metraj filmimin senaryosu üzerine çalışıyorum. Bir belgesel projem var, fırsat olursa onu da yapmak istiyorum. Hedefim daha fazla film yapabilmek. Belgesel, kısa, uzun benim için hepsi sinema, fark etmez, onun için hangisinin koşullarını oluşturabiliyorsam onu yapıyorum.
Anadil hakkı için okul boykotunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Anadil temel bir haktır. Kürt halkı yıllardır dilinin kaybolmaması için mücadele ediyor, bedeller veriyor. Kürtçenin yaşaması ve gelişmesi için, kendi okulunda mahallesinde, şehrinde Kürtçe yaşamak için verilen bir mücadele var ortada. Kürt halkı Kürtçe eğitimin anayasal statüye kavuşmasını istiyor artık. “Seçmeli dersler var, onları seçin” diyorlar. Evet batıdaki şehirlerde Kürtçe seçmeli ders olabilir, bu gayet normal ama Kürdistan’da temel eğitim dili Kürtçe olmalı bence. Türkçe ise seçmeli ders olabilir. Batı’daki şehirlerde Kürtçe, Kürdistan’daki şehirlerde Türkçe seçmeli ders olabilir ancak. Diğer taraftan halkın kendi imkanlarıyla kurduğu ve Kürtçe eğitim verecek olan her okul bir kazanımdır. Meclisin de bu okulların hizmet verebilmesi için yasal zemin yaratması gerekiyor. Devlet resmi okullarda bu hizmeti sunmuyorsa Kürtçe okumak isteyenlere, halkın kendi özgücü ile yarattığı bu tür imkanlara da müdahale etmemelidir diye düşünüyorum.
Erol Mintaş
15 Eylül 1982’de Qers’te doğan Mintaş, 2006 yılında Marmara Üniversitesi “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği”ni bitirip, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü “Sinema-TV” Bölümünde Yüksek Lisans programına başladı. Çeşitli yayınlarda (Evrensel, Radikal Genç, Koala kultur …) sinema yazıları yazdı, “Bir anlatım dili olarak varoluşçuluk ve Tarkovsky Sineması” isimli tez çalışmasıyla yüksek lisansını bitirdi. Kısa ve uzun metrajlı filmleri ; Butimar (2008), Berf (2010), Ucube (2012) ve son filmi Klama Dayîka Min.
EVRİM KEPENEK/DİHA/İZMİR