
TTB Genel Başkanı Özdemir Aktan, "Bu öğrenciler bize sağlık hakkı için nasıl mücadele etmemizi öğrettiler" dedi.
Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi'nin tıp ve eczacılık gibi fakültelerinde öğrenim gören öğrencilere yönelik 6 Haziran'da 7 ilde başlatılan eş zamanlı operasyon sonucunda gözaltına alınan 43 öğrenciden 13'ü tutuklanmıştı. Öğrenciler hakkında açılan davanın ilk duruşması Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başladı. Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz öğrencilerin yanı sıra avukatlar ve aileleri ile birlikte KESK Genel Başkanı Lami Özgen, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, BDP Batman Milletvekili Ayla Akat, BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, TTB eski Genel Başkanı Eriş Bilaloğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu katıldı. Duruşma öğrencilerin savunmaları ile başladı.
'Sağlık hakkı aramak suç oldu'
Duruşma başlamadan önce Ankara Adliye Sarayı önüne gelen sağlık örgütleri, emekçiler, STK ve siyasi parti temsilcileri ile öğrenciler ise davaya ilişkin basın açıklaması yaptı. ES Genel Başkanı Çetin Erdolu, geleceğin doktorları olacak öğrencilerin tutuklandığını belirterek, "Sağlık emekçileri halkın sağlık hizmetlerini savundukları için bugün cezaevindeler. Onlar halkın sağlık haklarını savunanlardı. Bu öğrencilerden korktukları için bugün bu arkadaşlar içerdeler. Biz yılmadık yılmayacağız" dedi. Çetin Erdolu'dan sonra konuşan TTB Genel Başkanı Özdemir Aktan ise, öğrencileri almaya geldiklerini vurgulayarak, öğrencilerin tutuklu olmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Aktan, "Bu öğrenciler bize sağlık hakkı için nasıl mücadele etmemizi öğrettiler. Bu ülkede sağlık hakkı aramak suç oldu. Bu öğrenciler yanlış sağlık politikalarına karşı oldukları için bugün cezaevine girdiler. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir" diye konuştu.
Türkçeyi iyi biliyorlar…
Kimlik tespitinin ardından öğrencilerin savunmasına geçildi. Öğrencilerden Tuncay Gökçem, hakkındaki iddiaları reddeti ve sağlıkçılar olarak hastanın sağlığını öğrenmek için anadilin önemine vurgu yaptı. Gökçem, sağlıkçıların düzenlediği mitingi katılmasının suç oluşturmadığını belirterek, tutuklanmaları sonrası haklarında "kara propaganda" yapıldığını söyledi ve legal kuruluşlardan aldıkları eğitimlerin illegal gibi gösterildiğini ifade etti. Gökçem’in ardından söz alan Ahmet Demirel, Recep Kar, Mehmet Aydın, Perişan Akan, Mustafa Akın ve Mustafa Karataş ise mahkemeye Kürtçe savunma yapmak istediklerini söyledi. Talep hakkında görüşü sorulan savcı, sanıkların Türkçe konuşup ve anlayabildiklerini fakat Meclis’te yasal düzenleme çalışmaları dikkate alındığında talebi mahkeme heyetinin taktirine bıraktığını söyledi. Kısa bir aranın ardından mahkeme başkanı, sanıkların Türkçeyi iyi derecede bildiklerini gerekçe göstererek Kürtçe savunma talebini reddetti.
Mahkemenin kararının ardından söz alan Avukat Öztürk Türdoğan, Kürt öğrencilerin savunmalarda ayrımcılığa maruz kaldığını belirterek, anadilde savunma yapmak isteyen öğrencilere Türkçe sorular sorulduğunu söyledi. Türkdoğan, “Lozan Antlaşması ve Meclis’te yapılan çalışmalar ortada. Türkiye ısrarla buna uymuyor. Bu öğrenciler 6 aydan fazla bir zamandır tutuklu. Halen burada buna engel çıkarılıyor” tepkisini gösterdi. Türkdoğan’ın konuşmasının ardından Mustafa Karakurt’un savunması ile duruşmaya devam edildi. Karakurt, mezun olmasına 20 gün kala evine baskın düzenlendiğini ve tutuklandığını belirterek, “Bana tutanak zorla imzalatıldı. Evimde çıktığı iddia edilen belgeleri kabul etmiyorum” dedi. Karakurt’un savunmasının ardından mahkemeye öğlen arası verildi. Duruşma aranın ardından devam etti.
ANKARA