Türkiye'de Kürt sorunu yok, Kürtçe sorunu var diyor iktidarın ikbal gemisine binebilmek için yıllardır aşındırmadığı değer, inkar etmediği özgerçeklik, methiyeler düzmediği iktidar uygulaması kalmayan zat-ı muhterem. Ve nihayet ikinci mevki kamarada kendine bir milletvekilliği yeri verilince iktidarın ikbal gemisinde coştukça coşuyor, hükümetin Kürtlerin gözünde çürüyen, dökülen imajını parlatıp Kürtlere satmak için. HDP'nin yüzde doksan oy aldığı bir şehirden olan bu yazar, çevirmen, entelektüel kerameti kendinden menkul bu şahıs 'Kürtlerin yüzde yetmişbeşi benim gibi düşünüyor, ancak yüzde yirmibeşi HDP gibi düşünüyor' diyor. Akıl, ikbal gemisinin ak akçelerinin hayaliyle zail olunca hesap kitap yapmayı da beceremiyor bu pek entelektüelimiz. Kendi çevresinin yüzde yetmiş beşi kendi gibi düşününce ve bittabiki ki bu Kürdistan'a sevdalı aydınımız yemeli içmeli sefalı çevresinde arz-ı endam etmekten kendi doğduğu memlekete bile gidemeyince bütün Kürtlerin kendi gibi düşündüğünü düşünüyor. Halbuki Mersin gibi bir Türkiye metropolü yerine Kürdistan'dan (kendi memleketi Hakkari'den) milletvekili adayı olsa halk gösterecek ona kimin kim gibi ne gibi düşündüğünü. Ama kurnaz, biliyor başına geleceği.
Anlamışsınızdır Muhsin Kızılkaya adlı iktidarın yeni Mehmet Metiner'inden bahsettiğimi. Kişiliğinin siyasetle, iktidarla kurduğu marazi ilişkiden bahsetmeyeceğim bu yazıda. Bu marazi, iktidarın ve onun ebedi şefinin önünde vecd ile bin secde eden yanını zaten herkes görüyor. Ben bu pek Kürt ve Kürdistan sevdalı yazarımızın Kürtçe ve Kürtlük ile kurduğu ilişkiye değinmek istiyorum biraz. Erdoğan'ın "Kürt sorunu yoktur, Kürtlerin sorunu vardır" vecizesini mi desek ayet-i kerimesini mi desek alıp büyük bir zeka ürünü yorumla "Kürt sorunu yoktur, Kürtçe sorunu vardır"a çeviren mürit, halkın aklını da kendi aklı kadar kıt sandığı için her iki cümledeki basit dil oyununu halkın anlamayacağını ve bu vecizelere akıl yorup "vay be büyük ne derin laf ettiler" diyeceklerini sanıyor.
Kürtçe'nin sorunu olunca bu Kürdün sorunu olmuyor. Kürt vatandaşların sorunu olunca bu Kürt sorunu olmuyor. Bu aklı ak akçeye bu kadar tamah etmiş entelektüelimizin acep bu Kürtçe sorunu diye tabir ettiği şeyin kim tarafından yaratıldığını dair bir sözünün de olması gerekmez miydi? Acaba Kürtçe sorunu var derken kastettiği şey Kürtlerin Kürtçe konuşuyor olması, eğer Kürtçe konuşmaktan vazgeçip asimile olup Türkçe konuşurlarsa bu sorunun ortadan kalkacağı olmasın. Şimdilik bunu açıkça söyleyemiyor tabi. Ama dil konusunda, Kürtçe edebiyat konusunda içinde olduğu pratik yıllardan beridir tam da budur.
Kürtçenin muteber bir dil haline gelmeye başladığı, Kürtlerin dilleri üzerindeki yasağı büyük bedeller ödeyerek kırdığı ve kendi diliyle yazılmış eserlere ulaşmak istediği dönemlerde bu Kürtçeye sevdalı entelektüelimiz Kürtçe eserler mi yazdı dersiniz Kürtler kendi dillerinde edebi zevke varabilsinler diye. Hayır tam aksini yaptı. Modern Kürt anlatısının, Kürt romanının güçlü ismi, Mehmed Uzun'un romanlarını Kürtçeden Türkçeye çevirdi. Bir dilin en zengin anlatma gücünü ve kabiliyetini içinde taşıyan ve sınırlı sayıda var olan romanları Türkçe'ye çevirerek kendi diliyle okumaya susamış insanları Türkçeye yönlendirdi. Kendine sorsanız, amacının Kürt dilinin ne kadar zengin olduğunu göstermek ve Türk okurlarını seçkin Kürt edebiyatı ürünleriyle buluşturmak olduğunu söyleyecektir. Kürtlerin HDP örgütlenmesi ile Türklerle, Türkiyeli diğer halklarla, sol, sosyalist, demokrat çeverelerle buluşma, ortaklaşma projesine en ilkel milliyetçi tavırla karşı çıkarken Kürtleri kendi ana dilleriyle roman okumaktan uzaklaştıracak bir eylemin sahibi olmakta beis görmüyor.
Bana kalırsa bu zatın şu anda takındığı siyasi tavrın ve yer aldığı siyasi mecranın Kürtler nezdinde zerre kadar kıymeti harbiyesi, etkisi yoktur. Fakat bu şahıs asıl rolünü Kürt edebiyatının gelişmesine engel olma yolunda oynamıştır ve bugün iktidarın onu milletvekilliğiyle ödüllendirmesinin asıl nedeni bu hizmetidir. Pek çok Kürt insanının gayret edip Kürtçe öğrenerek Mehmed Uzun romanlarını okuması, Kürtçesini geliştirme çabasına bu ve bunun benzeri "çevirmenciler" büyük darbe vurmuşlardır. Kürt edebiyatçıların, üzerinde durmaları ve tartışmaları gereken önemli bir mevzudur bu Kürtçeden Türkçeye çevirme mevzusu. Zira bu basit bir "iki dil arasındaki alışveriş" değildir. Sömürgeci asimilasyoncu politikalara dibine kadar hizmettir bu.