Türkiye, Rusya ve İran’ın öncülük ettiği muhalifler ile Baas Rejimi arasında Moskova antlaşması ile başlayıp Astana ile devam eden ateşkes görüşmelerinde gözler, Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın 20 Şubat’ta ertelendiğini duyurduğu Cenevre’ye çevrildi. 

Rusya’nın Moskova Antlaşması ile Esad yönetiminin egemenliğini kayıt altına alıp, Astana’da DAİŞ ve El Nusra dışındaki grupları biata zorladığı görüşmelerin, Cenevre’de Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir sözleşmeye kavuşması bekleniyor. 

Daha önce üç kez yapılan ve sonuç alınmayan Cenevre görüşmelerinin dördüncüsünde, rejim ile bir araya getirilecek muhalefetin içine bu sefer ABD’nin eli ile TEVDEM, PYD, Özerklik Yönetimi ve Kuzey Suriye Federasyonu yetkililerinin de eklenmesi bekleniyor. ABD’nin, Kürtlerin öncülük ettiği gruplara, Irak Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani destekli ENKS’yi de dahil etmek istediği kaydediliyor. Kürtsüz üç Cenevre görüşmesinden sonuç alamayan ABD, koalisyon devletleri ve Rusya’nın 4’üncü görüşmelere Kürtleri dahil etmek istediği ifade ediliyor. 


Türkiye Cenevre dışı kalabilir

Türkiye’nin ise, Kürtlerin yer almaması için elindeki tüm kartları sahaya süreceği, ancak Moskova antlaşması ve Astana görüşmelerinden sonra attığı imzalar gereği başarılı olamayacağı söyleniyor. Hatta ABD ve Rusya’nın, Türkiye’nin hamlelerine, ismi El Nusra ve DAİŞ ile anılmış devletleri görüşmeler dışı bırakma tehdidiyle cevap verebileceği belirtiliyor. Bu çerçevede Türkiye, Arabistan ve Katar’ın Cenevre dışında kalmasının sürpriz olmayacağı kaydediliyor. 


Güvenli Bölge: Şehba

BM’nin görüşme masasına, ABD Başkanı Donald Trump’un söz ettiği “güvenli bölge”yi öncelikli olarak getireceği belirtiliyor. Bab’ı da içine alacak şekilde tüm Şehba’nın bu bölge tanımına alınacağı ifade ediliyor. Bu bölge tanımlandıktan sonra Türkiye’nin elinden mülteci kartını almak için Bab, Reqa, Deyr El-Zor ve İdlip’teki sivillerin bu bölgeye taşınacağı ve bu bölgenin finansmanının mülteci kabul etmeyen Arabistan, Katar ve AB ülkelerine bırakılacağı kaydediliyor. 


Bab kime kalacak?

Yaşanacak en önemli sorun ise DAİŞ’in Bab’tan nasıl çıkarılacağı konusu olduğu belirtiliyor. Türkiye’nin rejim ile karşılaşmasını istemeyen Rusya’nın, Türkiye’ye adım adım Suriye topraklarından çıkmayacağı dayatacağı ifade ediliyor. Yine ABD ve Rusya’nın Türkiye’ye “İzin verdik ama Bab’ta ilerleme kaydedemedin, çekil” diyeceği belirtiliyor. Bu noktada da Bab’ı alma konusunda rejim ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) alternatif olabileceği değerlendiriliyor. Rejimin Halep’i kontrol etmede zorluk yaşadığı öngörüsünden, Bab’a yönelmeyi tek başına göze alamayacağı belirtiliyor. QSD’nin yalnız başına ya da rejim ile ittifak halinde Bab’a girmesi beklenen gelişme olarak görülüyor. 


Kobanê-Efrîn koridoru

Tüm bu başlıkların Cenevre’de masaya yatırılacağı ve bir sözleşmeyle kararlaştırılması, “güvenli bölge”den askeri güçlerin çekilmesi ve kentleri yerel yönetimlerin belirlemesi bekleniyor. 

Öte yandan Türkiye’nin Kobanê ve Efrîn kantonlarının birleşmesini engellemek için askeri müdahale dahil girdiği tüm politikaların sonuçsuz kalacağı ve ister “güvenli bölge” ister BAB’a QSD’nin girmesiyle koridorun açılacağı belirtiliyor.