Kobanê olmak üzere Rojava Kürdistan’ında artmış durumdadır. Bunun yanında bundan iki ay önce Şengal de böylesi bir saldırı kıskacındaydı. Şengal’de bir insanlık dramı yaşandı. Filmleri aratacak derecede bir dram sahnelendi. Şuan Kobanê’de bu şekildedir. İnsanlık düşmanı faşist güçlerin peydahladığı IŞİD çeteleri Kürt halkına yönelik bir soykırım saldırısı içerisindedir. Bunların yaşandığı böylesi bir dönemde ortak vicdan ile hareket eden sözde enternasyonalist çevreler ya vicdanlarını bir yerlerde unutmuşlar ya da dünyada yaşanan o kadar acı olaylardan sonra böylesi olaylar kendilerine rutin gelmektedir.
Kobanê’de yaşanan bu durum dünya sosyalist çevreleri yakından ilgilendirdiği kadar aynı coğrafyayı paylaşan Ortadoğu’nun demokrat çevrelerini, sosyalist hareketlerini ve bununla beraber Türk solunu da yakından ilgilendiriyor. Ancak bu saldırılara bu çevrelerin vicdanı tepkisi kısmi kalıyor. Birkaç basın açıklaması ile birkaç yürüyüş ve boykot ile sınırlı kalıyor. Kendine enternasyonalist diyen başta Türk solu olmak üzere birçok güç ve örgütler bu acıyı ortak vicdan ile yaşamıyor. Kobanê’deki insanların özgürlük çığlığına ses vermiyorlar. Böylesi bir saldırı karşısında gözleri görmeyen, kulakları duymayan ve hissetme duyusunu kaybetmiş bir enternasyonalist gerçeklikle karşı karşıyayız. Durum bu kadar acı verici. Ne kadar acı olsa da bir gerçekliktir. 40 gündür süren direniş karşısında bu kadar tepkisiz kalabilmek imkansız olması gerek.
Özellikle bu süreçte Kobanê’ye destek olması gereken güçlerden biri Türk sol örgütleridir. Ancak bir iki gücün dışında sesi çıkmayan Türk solu, sokakları güzelleştirmeyi bırakmış durumdadır. Bir zamanlar güzellik sokaklardadır. Devrimin yolu bu sokaklardan geçen diyen bir Türk solu gerçekliği vardı. Şu an bu gerçeklikten uzaklaşma mı yaşanıyor? Bilemiyorum. Ancak Ortadoğu kaynayan bir kazandır. Toplumsal hareketliliğin, faşist saldırıların yaşandığı bir coğrafyadır. Böylesi bir gerçeklik içerisinde bir yerlerde oturup bir şeyler yazmak ortak vicdana hitap etmede eksik kalıyor. Çünkü aynı acıları paylaşmak, yaşamak gerekiyor. Acıların ve sevinçlerin bütünlüğü gerekiyor. Bizler sosyalistler, demokratlar, antifaşist kesimler olarak ortak vicdan bütünlüğünden yanayız. Ancak şu an bulunduğumuz konum parçalı bir kesiti andırıyor.
Ama bu kesitin içinde bir bütün olarak her zaman ayakta kalan bir halk gerçekliği var. O da Kürt halkının ortak vicdan ile ulusal bir gerçeklik ile olaylara yaklaşması var. Şu anda Kürdistan’ın dört parçasında bu gerçeklik vardır. Kobanê’deki çetelerin saldırılarına karşı ortak bir direniş kültürü var. Ortak bir savunma mekanizması var. Çünkü Kürt halkı ortak vicdan ile hareket ediyor. Bu ortak vicdana ise şuana kadar sessiz kalmış sosyalist çevreleri ses vermeye çağırıyor. Bu ses enternasyonalist çevreler ne cevap verecek… Kürt halkı ortak vicdan olmayı bekliyor.