Kürt coğrafyası; merkeziyetçi, güvenlikçi ve sermayeyi belli merkezlerde yoğunlaştıran politikalarla geri bırakıldı
- DEM Partili Öznur Bartın, Kürdistan kentlerinin ihtiyacının daha fazla savaş harcaması değil, ana dilinde eğitim, yerel demokrasi ve onurlu barış olduğunu ifade etti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçe görüşmesinde konuşan DEM Partili Öznur Bartın, Şark Islahat Planı'ndan Umumi Müfettişliklere, OHAL'den bugüne uzanan güvenlikçi yönetim çizgisinin, Kuzey Kürdistan'ı üretim ve refah alanı olarak değil, denetlenecek bir saha olarak ele aldığını vurguladı.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2027 bütçe görüşmeleri devam etti. Milletvekillerine dağıtılan bütçe cetvelinin yalnızca bir ödenek cetveli olmadığını, ülkenin kaynaklarının kimler için, hangi coğrafyalarda ve hangi amaçlarla kullanılacağını gösteren bir tercih belgesi olduğunu belirten Öznur Bartın, "Mesele yalnızca ne kadar büyüdüğümüz değil, kimin büyüdüğü, kimin emeğinin karşılığını aldığı ve hangi kentlerin bu ülkenin ortak refahından mahrum bırakıldığıdır. Türkiye’de yaşananı basitçe bölgeler arası gelişmişlik farkı diye tarif etmek, bu farkı yaratan tarihsel ve siyasal tercihleri görünmez kılar. Karşımızda kendiliğinden geri kalmış bir coğrafya değil, merkeziyetçi, güvenlikçi ve sermayeyi belli merkezlerde yoğunlaştıran politikalarla geri bırakılmış Kürt coğrafyası vardır” dedi.
Bakanlığın kendi raporu
Bakanlığın 2025 raporuna atıfta bulunan Bartın, “Rapora göre; Hakkari 81 il içerisinde 77, Şırnak 78, Urfa 79, Muş 80, Ağrı 81. sıradadır. Diyarbakır, Batman, Mardin, Van, Bitlis'te de durum farklı değildir. Yine en sonda 6'ncı ve son gelişmişlik kademesindeki 17 ilin 16’sı Kürt coğrafyasındadır. Hakkâri rekabetçi ve yenilikçi kapasitede ve yaşam kapasitesinde de 81. sıradadır. Bu, tesadüf değildir. Üretimden, teknolojiden ve insanca yaşamın koşullarından uzaklaştırılmış bir coğrafyanın bütünlüklü tablosudur” diye konuştu.
Kürt düşmanlığının birikimi
TÜİK’in 2024 il bazındaki verilerinin de aynı uçurumu gösterdiğini belirten Bartın, şöyle devam etti: “İstanbul’daki kişi başına üretim, Van, Ağrı, Urfa’nın yani bu üç kentin yaklaşık dört katıdır. Bu farkı coğrafyanın kaderi diye açıklayamazsınız. Bu fark; yatırımın, istihdamın, sanayi altyapısının, Kürt düşmanlığının ve kamusal imkanların nerede biriktirildiğinin sonucudur. Bölgesel sıralamalara bakacak olursak Muş, Bitlis ve Hakkari’nin oluşturduğu bölge, 26 bölge içinde 25. sırada; Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’in bulunduğu bölge 23; Diyarbakır ve Urfa’nın bulunduğu bölge 24. sırada."
Denetlenecek saha görüyor
Kürt coğrafyasının geri bırakılmışlığının tarihsel bir anlam ifade ettiğini ifade eden Bartın, şunları söyledi: “Şark Islahat Planı'ndan Umumi Müfettişliklere, OHAL'den bugüne uzanan güvenlikçi yönetim çizgisi, bölgeyi üretim ve refah alanı olarak değil, denetlenecek bir saha olarak ele aldı. Bugün kayyum uygulamaları da bu anlayışın yerel demokrasiye yansıyan biçimidir. Kentin bütçesi, hizmet öncelikleri ve kalkınma kararları üzerinde halkın söz hakkının da ortadan kaldırılmasıdır. Yerelin iradesini tasfiye ederek yerel kalkınma yaratamazsınız.”
Tüm imkanlar daralıyor
Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün bu eşitsizlikten ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Bartın, şöyle sürdürdü: “Kürtçenin kamusal hizmetlerde ve yerel kurumlarda kullanılmasının önündeki engeller, ana dilde eğitim hakkının tanınmaması, halkın kendi yaşamına ve üretim süreçlerine eşit katılımını sınırlamaktadır. Dilini kamusal alanda yaşatamayan, eğitimini kendi ana dilinde alamayan bir toplumun bilgiye, teknolojiye ve ekonomik yaşama eşit erişiminden söz edilemez. Demokratik çözüm ertelendikçe yalnızca siyasal sorun derinleşmiyor; insan kaynağı, üretim kapasitesi ve kalkınma imkanı da daralıyor.”
Kalkınma modeli olamaz
Bütçe rakamlarını değerlendiren Öznur Bartın, Bölgesel Kalkınma Programı’na ayrılan kaynağın yaklaşık 220 katının Ulusal Savunma ve Güvenlik Programı'na ayrıldığının altını çizdi. Savaş sanayisini yeni kalkınma modeli gibi sunmanın, yoksulluğun ve eşitsizliğin üzerini örtemeyeceğini vurgulayan Bartın, “İktidar bir yandan bölgesel gelişmişlik farkını azaltacağını söylüyor. Diğer yandan kaynakların çok daha büyük bölümünü güvenlik ve silahlanma programlarına yöneltiyor. Ekmek varsa özgürlük ve adalet vardır. Hakkari’nin, Van'ın, Şırnak'ın, Ağrı'nın ve bütün bölge kentlerinin ihtiyacı daha fazla güvenlik harcaması değildir; sanayi, istihdam, kamusal hizmet, ana dilinde eğitim, yerel demokrasi ve onurlu barıştır." ANKARA