Hollanda Demokratik Toplum Merkezi (DEM-NED) öncüğünde Hollanda’nın Gelderland bölgesinde orta öğretim okullarında Kürdistan kültürü, tarihi ve dili üzerine seminerlerler veriliyor.

Hollanda’nın Gelderland bölgesindeki orta-lise düzeyindeki okullarda Kürt dili, kültürü ve tarihine ilişkin sunumlar yapılıyor. Hedef, Kürtlerin ders müfredatına da eklenmesi.

Hollanda Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DEM-NED) Dışilişkiler Koordinasyonundan Nurten Zeryam Özdemir, Türkiye’nin 9 Ekim’de Rojava’ya dönük başlattığı işgal sonrası, Hollanda’da Kürt sorunu başta olmak üzere; Kürt halkına, kültürüne ilginin arttığını söyledi. Özellikle Gelderland bölgesindeki okul yönetimlerinin Kürtlerin kültürü, kim olduklarına dair kendilerinden çok fazlaca bilgi istediklerini söyleyen Özdemir, “Bunu talep eden okullar genelde ortaokul ve lise düzeyinde eğitim ve öğrenim veriyorlar. Bu talebi karşılamak için Kürtlerin tarihi, kültürü hakkında bilgi içeren dosyalar hazırladık. İlk olarak iki okulda konu ile ilgili birer sunum yaptık. Öğrencilerin yaş aralığı 14-17’diydi. Gittiğimiz okullarda Kürtlerin kökeni, tarihleri, dilleri, gelenek ve görenekleri, kültürleri, işgal edilmiş Kürdistanı ve Kürt sorunun nedenleri hakkında sunumlar yaptık. Yaklaşık 3 saate yakın süren bu sunum sonrasında öğrencilerin sorularını aldık ve cevaplamaya çalıştık” dedi.

Ulusal kıyafetlerle sunum yapılırken, Efrînli halk ozanı Masiwan ise Kürtçe parçalar seslendirdi.

   

Kürtlerle ilgili bilgi eksikliği var

Öğrencilerin Kürtler hakkında bilgi sahibi olmadığını gözlemlediklerini belirten Özdemir, “Elbette Kürtler hakkında okullarda herhangi bir eğitim veya öğrenim verilmediğini, bilgi eksikliğinin olduğunu biliyorduk. Bizler bu durumun Kürdistan’ın işgal ve sömürge olması ile doğrudan ilintili olduğunu, Kürt tarihi, dili ve gelenek-göreneklerine bilinçli olarak işgalci dört devlet tarafından unutturulmaya, yok edilmeye çalışıldığını ifade ettik” diye konuştu.

Müfredat talebi

Sunumlarından öğretmenlerin memnun kaldığını, tekrar çağırmak istediklerini belirten Özdemir, Kürtler hakkında bilgi isteyen diğer okullara ilişkin de planlama yaptıklarını söyledi. Özdemir, “Bu çalışmayı DEM-NED olarak yapıyoruz. Okulların talepleri dışında, başka kurum, okul ve benzeri yerlerle de görüşerek bu çalışmayı büyütmeyi hedefliyoruz. Ayrıca okullara ‘Kürt tarihi, kültürü, dili’ konularını da müfredatlarına ders olarak eklenmesi talebimizde olacak” diye belirtti.

9 Ekim ardından

Okullardan gelen talebin 9 Ekim’deki saldırılar sonrasında Hollanda medyasının işgali geniş şekilde işlemesiyle doğrudan ilgisi olduğunun altını çizen Özdemir, “Yani basının Kürt halkının karşılaştığı insanlık dışı uygulamalara, katliamlara yer vermesi, halkta da ‘Kim bu Kürtler?’ sorusununun sorulmasına yol açtı. Medya da görünür olmaya başlamamız, insanların da dikkatini çekti. DEMNED olarak bu dönemde, hem işgalin Hollanda basınında yer almasını hem de Kürt halkının kim olduğu noktasında yaptığımız çalışmalarla cevap olmaya çalışıyoruz” dedi.

İşgal saldırılarını gündemde tuttuk

Hollanda Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DEM-NED) Dışilişkiler Koordinasyonundan Nurten Zeryam Özdemir, Rojava’ya yönelik saldırı ve katliamların Hollanda’ya gelen mağdurları ile ilgili çalışmalar yürüttüklerini de aktardı.

Bu dönemde Rojava’daki savaş sonrası Hollanda’ya göç etmek zorunda kalan aileleri tespit ederek, Hollanda basını ile iletişimlerini sağladıklarını da aktaran Özdemir, “Basın da bu ailelerle geniş röportajlar yaptı. İşgalden sonra ki bu iki ay boyunca, hiç durmadan işgal ve katliamı basının gündeminde tutmaya gayret ettik. Dolayısıyla şu tespitte bulunmak pekde yanlış değil, ‘Basın kamuoyu oluşturmanın en önemli aracıdır’. Ve kendimizi şu noktada eleştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Özdemir, “Kurumlarımız 40 yıldır Avrupa’da çalışma yürütüyor. Hedeflediğimiz düzeyde olmasak da kurumlarımızın varlığı, halkımızın Avrupada sürekli sokaklarda eylemsellik halinde oluşu da kamuoyunun dikkatini çekiyor” diye belirtti.

Kendimizi daha iyi anlatmalıyız

“Kadim bir halkın Avrupalılar tarafından tanınmıyor olmasının bizlerin kendimizi yeterince anlatamayışımızdan da kaynaklı” diyen Özdemir, “Bu süreçte kendi çeperimizde çalıştığımızı görmüş olduk. Yani Avrupalılarla, Avrupa kamuoyu, basını, siyasetçileri ile çalışmaları eksik yürüttüğümüzü söylemeliyim. Oysa bizlerin Avrupada ki demokrasi tanımı içerisinde yer alan özgürlük, eşitlik kavramlarını da aşan ‘özgürlük, demokrasi, eşitlik’ tanımımız ve mücadelemiz var. Biz bunları anlatmakta biraz geç kaldık. Kendimizi ne kadar iyi anlatabilirsek, kendi kültürümüzü, mücadelemizi, varoluşsal haklarımızı ne kadar iyi ifade edebilirsek Avrupa’nın her toplumsal kademesinde yer alabileceğimize inanıyorum” diye ekledi.

 

ç