Kürdistan Gerilla liderlerinden Besê Hozat’ın, Kürt karşıtı lobiler arasında, Ermenilerin içindeki bazı yapılanmalardan da söz etmesini fırsat bilenler, Kürt düşmanlığını, kadim halk Ermenilerle karşı karşıya getirme çabasına giriştiler.

Dumanlı havayı bekleyen kurtlar, bu vesileyle küçücük su birikintisinde fırtınlar kopararak, iki halk arasına fitne, fesat üflediler. Dedelerini, babalarını kıran İttihatçı çeteyi (rejimin atası) paklama kurnazlığında, vahşetin faturasını bile Kürtlere çıkardılar.
Oysa, Besê Hozat’ın dedikleri doğruydu. Ermeni adını kullanan, çeşit çeşit lobinin varlığı gerçektir.  
Örneklemek gerekirse eğer, önce uzağa da değil, günün Türk medyasına bakın, orada lobiciliğin sayısız örneklerini göreceksiniz. Yaşama güdüsüyle kendini inkar etmiş, adını, dinini değiştirmiş, Türk ırkçısı kesilmişleri saymıyorum. Çıkarı peşinde sürüklenen açık kimlikli "Ermenilerden yaratılmış" "lobici"lerden kimi, Fethullah Gülen doğrultusunun yolunu kayganlaştıran yağ dökücü, kimileri AKP’ye yandaş olmuş, "Ermeni aydın" tipini oynuyor.
Çıkar kokusuna koşan ve yaranma güdüsüyle Kürt karşıtlığını dalgalandıran bu lobiciler, soylarının kırımını da inkar eden cephede, saf tutmuşlardır. Kimileri, bütünleşme cehdiyle, utanmadan, "ben kimim", kimin "biziyim" demeden Gülen örgütü, kimi AKP’nin medyasında, "biz" diyerek söze başlamakta.
Bir de, günün "qar" hesabıyla içeriye yansıyan lobiciliğin, dış yüzü vardır. Kendi tarihini bilmeyen, halkının geçtiği kanlı gediği görmeyen, iktidar merkezli kırım ve kan sesini anlayamayan, cahil cühela Ermeni "aydınları"ndan oluşmaktadır, bu lobi.
Bunlar, demokratlık kamuflajına bürünüp, ırkçı yüzlerine peçe çeken Türk aydınlarının izinde gidenlerdir. "Peçeli ırkçılar"ın, TC’nin atası İttihatçı çeteyi temize çıkarmak için yazdıkları kitaplar, gazete yazılarını ezberleyip, Ermeni Soykırımı'nı da Kürtlere mal etme taklaları atmaktadırlar.
Bu, dünyaya yayılmış etkin bir lobidir…
Oysa gerçek, birazcık zekası, bilgisi olan herkese ayan, beyandır. Benim tekrarım gereksiz, ama yine kaba çizgilerle üstünden geçeyim:
Soykırım vahşeti yıllarında, Kürdistan var, ama Kürt "yok"tu. Çünkü, "var" olmaktan bahsetmek için, örgütlü toplum gerekir. Kürtler ise örgütlü değil, darmadağındı. Kendi halini görmeyen, kaderinin davasını yürütemeyen durumda, tevekkül içinde gelişmeleri bekleyendi.
Ama, geleneksel yapıları ve kültürleriyle Ermenilerle iç içeydiler. Kürdistan’da, her aile, ya da bitişik köyle görülen gündelik olayların dışında, karşılıklı sorunları yok, iki kültür bir aradaydı.
Çünkü, çok kültürlülük, Kürtlerin yaşama biçimiydi. Kendi içinde renkler harmanıydı, Kürdistan. Bir kısmı Sünni İslam, bir kısmı din renkli Alevi, farklı din Êzîdî, Hıristiyan, Musevi, fakat aralarında din, inanç savaşları yoktu. (Bu zehir daha sonra Türk ırkçılığı tarafından serpilecekti.)
Ermeniler, kendi köylerinde dost, komşu, kasabada alış-veriş yapılan "Bacari", atlarını nallayan nalbant, ev ve tarım gereçlerini döven demirci, taşa biçim veren duvar ustası, marangoz, dokumacıydı.
İktidarın kırım planı, bir gece yarısı İstanbul’da, evlere baskınlarıyla hayata geçirilip aydınlar, yazarlar, sanatçılar avlandıklarında, Kürtler olanlardan habersizdi.
Sivas’da, demire biçim vererek, şehre nam veren çeliği biçimlendirip, çakı, bıçak, tırpanlar üreten Ermenilerin kırımından da habersizdi, Kürtler.
Sucuğu, pastırması, halılarıyla kadim şehirleri Kayseri'yi namdar eden, sucukla birlikte şeker sektörünü başlatan Afyonlu, Maraş’a dondurma icadını getiren Ermenileri tarumar eden, soyunu kurutan Kürtler miydi?
Arabistan çöllerine, sürgünün ölüm kafileleri düzenleyenler mi, Kürttü?
Ermenilerin taş mağaza çarşısında dolaşan, Marangozlar mahallesini kolaçan ederek tesbitler yapan, sonra vuruşunu indiren Bahattin Şakir Kürtlerin görevlisi miydi?  
Kardeniz sahillerinde at koşturan, devlet icazetli eşkıya Topal Osman, ta Hakkari'ye gönderilen Çerkez Ethem, Kürt devletinin cellatlar efendisi miydi?
Yunanlılar çekildikten beş gün sonra İzmir’in Ermeni mahallelerini yangına verip, aydınlığında rakı içen Kürt Miri miydi?
Ha, elbette kırımda kullanılan Kürtler vardı. Ama, devletçe  Ermenilerin katli, malı, mülkü fukara Kürde helal kılınmıştı. Dini fetvalarda bir Ermeni öldüren cennetlik sayılarak, barbarlığa can suyu verilmiş, Hamidiye Alayları da yeniden ortalığa salınmıştı.  
Hamidiyecilik ruhu ise Kürdistan davasına düşmanlık üzerine oturtulmuştu. Kendi halkına karşı, kiralık askeri birliklerdi. O ruh, bugün Korucu olarak dolaştırılmaktadır. Korucuların yaptıklarını, kim Kürde mal edebilir?
Ama lobiciler bunu yapıyor…
Yerim doldu. Uzatmayayım: Bu güne bakalım.
Türediler, peçeli demokratlar fitne, fesada devam ede dursun, Ermeniler, bugün başı dik, "ben varım" diyorsa eğer, Kürdistan mücadelesi ve Kürdistan çocuklarının ödedikleri bedel sayesindedir. Yalnız, onlar mı, Çerkezler, Lazlar ve başka halkların ortaya çıkışı da Kürtlerin ödediği bedelle, insanlığa armağandır.
Ermeniler, kimseden aşağı değil, yaratıcı hünerleriyle üstün saygınlıkta, kadim bir halktır, elbette. Ama onları aşağılamaya kalkışan türediler, daha düne kadar Kürdistan’ın çocuklarını da buna dahil ediyor, "Ermeni dölü" diyorlardı.
Kürtler, duyarsızlıkları halinde elbette, Ermenileri eleştirecek, lobileri gözler önüne sereceklerdir. Ama aynı kaderi yaşamış, iç içe bu iki halkın sayısız değerleri vardır. Garo Sasoni, Kürtlerin de yazarıdır. Hrant Dink Kürtlerin damadı, Rakel Dink Kürdistan’ın kızı, Qarabetê Xaco ve Aram Dikran da ortak avazıdır.