
İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında ders veren Doç. Dr. Kamran Matin, DAİŞ‘in Suriye’de ilerleme kaydetmesini, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi DAİŞ sponsoru devletlerin artan desteğine bağlıyor. Bölgede DAİŞ çetelerine karşı etkili olan tek gücün Kürtler olduğunu vurgulayan Kamran Matin, “Askeri ve lojistik bağlamda yeterli oranda bir desteğin gelmesi durumunda Kürtler, DAİŞ’e karşı savaşın yönünü değiştirebilecek bir güce sahipler“ dedi. Akademisyen Matin ile DAİŞ’in Suriye’deki ilerleyişini, Kürtlerin başarısını ve AKP hükümetinin anti demokratik politikaları üzerine konuştuk.
DAİŞ’in son dönemlerde yine bölgede bir ilerleme sağladığını görüyoruz. DAİŞ’in bu kadar kısa zaman içerisinde Suriye’yi bu denli ele geçirebilmesinin sebebi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Batı ülkeleri DAİŞ’e karşı mücadelesinde bir zayıflama mı var yoksa başka sebepler mi aramalıyız?
Bu tespitler doğru. Bunun da arkasında iki temel neden yatıyor. Birincisi Esad karşıtı birliklerin ana bölgesel destekçileri olan Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin birbirleri arasında daha yakın bir koordinasyon oluşmaya başlaması. Geçtiğimiz üç sene içerisinde özellikle Suudi Arabistan ve Katar, Suriye’deki bazı grupları destekleyerek bölgede yaşayan çeşitli gruplar arasında çatışmayı ve rekabeti körükledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Mart ayındaki Suudi Arabistan ziyaretinden sonra ülkenin politikalarında bazı değişiklikler olduğu da gözleniyor. Diğer bir sebep ise Esad güçlerinin, dengesiz zayiat savaşının sonuçlarının acısını daha fazla yaşamaya başlamasıdır. Çok daha fazla silah gücüne ve uygun askeri yapısına rağmen, Hizbullah ve İran birlikleri tarafından kısmen de olsa iyileştirilmesine rağmen, Suriye ordusunun yetersiz insan kaynaklarına sahip olması yine DAİŞ’in bölgedeki hızlı ilerleyişini açıklayan nedenlerden biridir. Suriye iç savaşında bir dönüm noktası ile karşı karşıyayız ve yazık ki uzun vadede DAİŞ’in elde ettiği gücün sonuçlarını daha fazla göreceğiz.
Bölgede DAİŞ’e karşı en başından beri savaşan bir Kürt mücadelesi var. Bölgede Kürtlerin mücadelesi ve Demokratik Özerklik Sistemi üzerine ne düşünüyorsunuz?
Demokratik Konfederalizm projesinde yer alan Kürt güçlerinin DAİŞ’e karşı savaşan ve örgütü geriye doğru püskürtmeyi başarabilen tek etkili askeri güç olduğu görüldü. Askeri ve lojistik bağlamda yeterli oranda bir desteğin gelmesi durumunda Kürtler, DAİŞ’e karşı savaşın yönünü değiştirebilecek bir güce sahipler. Ancak yeterli destek gelmedi. Bu bahsettiğimiz destek ne yazık ki bölgede savaşan çeşitli grupların farklı siyasi ajandalarından ötürü geleceğe de benzemiyor. Rojava’da Kürtler tarafından oluşturulan özerklik, bölgede yaşayan bütün farklı toplumlara aynı oranda hak, özgürlük ve güvenlik temin ederken, bölgenin barındırdığı çeşitli etnik grupların barışçıl ve demokratik yollarla yönetilmesi için de eşsiz bir siyasi sistem sunuyor. Bu bağlamda da Rojava’daki otonomi, sadece Suriye’de değil bütün Ortadoğu’daki mevcut çatışmaları çözebilecek ve barışçıl alternatifler sunacak bir potansiyele sahip. Bu yüzden de bir an önce bütün demokratik ve yenilikçi güçler tarafından desteklenmesi gerekiyor.
Yakın bir zamanda Cumhuriyet gazetesi MİT TIR’larıyla mühimmat taşındığına ilişkin görüntüleri yayınladı. TIR’ları durduran savcıların ve hatta bu durdurulma eylemine dahil olan askerlerin bile hakkında tutuklama kararı çıktı. Türkiye’nin DAİŞ’i desteklemesi ve anti demokratik politikaları hakkında ne söylersiniz?
AKP hükümetinin Esad karşıtı cihatçı güçleri desteklediği çok açık. Buna dair kanıtlar da her geçen artıyor. AKP Suriye’de birbirleriyle ilintili iki strateji güdüyor. Birincisi Esad rejimini devirmek; bir diğeri de Suriye’deki Kürt özerkliğini yıkmaya çalışarak ortadan kaldırmak. AKP hükümeti bu stratejileri uygulamak için de keskin otoriter ve anti demokratik politikaları uygulamaktan da kaçınmıyor. Kendi iç meselelerini de bu tarz anti demokratik ve otoriter yaklaşımlarıyla ele alıyor. Bunu Gezi Parkı ayaklanmalarında da gördük. Cumhurbaşkanı Erdoğan merkezi bir başkanlık sistemi kurmak için de elinden geleni ardına koymuyor.
Avrupa’dan DAİŞ’e katılmak için bölgeye binlerce kişinin gittiği tahmin ediliyor. Avrupa’daki Müslüman gençler arasında DAİŞ’in bu kadar popüler olmasını neyle açıklıyorsunuz?
Bu oldukça kompleks bir durum. Bir çok nedeni var aslında. Ana nedeni Avrupa ülkelerinde kurumsallaşmış ırkçılık, oldukça yaygın olan İslam fobisi, özellikle Fransa gibi Batı Avrupa ülkelerinde Müslüman toplumların büyük bir çoğunluğunun ekonomik anlamda marjinalliğe itilmesi olduğunu söyleyebiliri. Avrupa devletlerin Ortadoğu’ya yönelik dış politikalarını da eklemek gerekiyor listeye. Avrupa devletlerinin uzun bir süre bölgedeki Arap baskı rejimini desteklediğini unutmamamız gerekiyor. Şimdi bunun sonuçlarını yaşıyoruz. Avrupa ve Amerika’nın yanlış politikalarının yanı sıra DAİ propaganda araçlarını etkin bir şekilde kullandığı için, Avrupa’da siyasi ve sosyo-kültürel anlamda yabancılaşan ve izole olan Müslüman grupları kendi tarafında doğru çekmeyi sağlayabiliyor bu grupları istediği gibi yönetebiliyor.
ÖZLEM GALİP/BRIGHTON