
“Sri Lanka’da ABD’nin müdahalesiyle barış süreci çökünce soykırım başlıyor” diyen Gerger, Kürtler için bu tehlikenin ortadan kaldırılması için barış sürecinde herkesin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Almanya’nın Bremen kentinde Sri Lanka devletinin Tamil halkına karşı işlediği savaş ve insanlık suçlarını inceleyen Halk Mahkemesi heyeti kararını verdi. Uzman kişilerden oluşan mahkeme heyeti, kararını 10 Aralık Uluslararası İnsan Hakları Günü’nde düzenlediği bir basın açıklamasıyla duyurdu. Mahkeme heyeti, Sri Lanka devletinin 2007 yılında Tamil halkına yönelik başlattığı operasyonu “soykırım” olarak nitelendirdi. Heyet, ABD ve İngiltere’nin de soykırımın suç ortağı olduğuna hükmetti. Aynı suçlamaların yöneltildiği Hindistan konusunda ise iddiaların daha fazla araştırılması gerektiğine karar verdi.
Vicdanlarda mahkum oldular
Gazetemize konuşan mahkeme heyeti üyesi akademisyen-yazar Haluk Gerger, mahkemenin yaptırım gücü olmadığını ancak soykırımı vicdanlarda mahkum etmesi açısından önemli bir karara imza attığını vurguladı. Gazetimizin de yazarı olan Haluk Gerger, “Devletler üzerinde baskı kurarak moral ve vicdan müdahalesinde bulunuyoruz. Toplumsal baskıyı harekete geçirip bu ülkelerin bazı adımlar atmaya mecbur kalmalarını amaçlıyoruz. Biz yaptırım gücümüzü halklardan aldık” dedi.
Fiziki-kültürel-manevi soykırım
Özgürlük mücadelesi veren Tamiller’in her anlamda ağır bir soykırıma tabi tutulduğuna vurgu yapan Gerger, “Sri Lanka hükümeti 80 bin kişiyi öldürdüğünü söylüyor. Fakat kimi kaynaklar 400 bin kişiden bahsediyor. Soykırım sadece katliam da değildir. Kadınlara tecavüz edildi. İnsanlar yerinden yurdundan edildi. Fiziki soykırımın yanında kültürel ve manevi soykırım da yapıldı. Tamiller zorla asimile edilmeye çalışıldı” şeklinde konuştu.
AİHM’e başvuru yapılacak
“Onun için iş burada bitmedi” diyen Gerger, bundan sonra kararlarının hayata geçmesi için çalışmalar yürüteceklerini açıkladı: “Topladığımız tüm belge ve bilgileri başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olmak üzere ilgili tüm kurumlara göndereceğiz. Uluslararası tüm kurumlara çağrı yaparak harekete geçmeye çağıracağız.”
Tekçilik ve asimilasyon hakimdi
Haluk Gerger, mahkum ettikleri Sri Lanka devletinin politikasını şöyle özetledi: “Bunlar özel devletlerdir. Çok kültürlülüğe rağmen ‘tek millet, tek dil’ asimilasyonuna dayalı devletlerdir. Bu tür devletler, diğer devletlere göre şiddet uygulamaya daha meyillidir; soykırım uygulama ihtimalleri daha fazladır. Bu devletlerin yapısı toplumsal realiteyle uyuşmamakta. Bu da bu tür devletleri azgın bir şiddete sevk ediyor. Sri Lanka hükümeti başka bir kimliği kabul etmediği için Tamilleri tanımıyor. Oysa Tamil hareketi barışçıl bir hareket olarak başlıyor. Tamillerin gerilla hareketine yani silahlı harekete başlamaları kendi istekleriyle değil, dayatıldığı içindir.”
Kürtlerle benzerlikleri çok
Özgürlük mücadelesi veren Tamiller ile Kürtlerin de çok benzer yanları olduğuna dikkat çeken akademisyen Gerger, bunları şöyle özetledi: “Kürt halkı ile Tamil halkının kaderi birbirine çok benziyor. Her iki halkın yaşadığı sorunların ve mücadelelerinin aynı olduğuna şahit olduk. Türk devletinin Kürtlere dayattığı savaş gibi Tamillere de savaş dayatılmış. Tamil halkı da gerillaya muazzam bir destek vermiş. Tamiller de tıpkı Kürtler gibi kendilerini koruyacak olan tek güç olarak gerillaları görmüş. Yine feodal yapının yıkılması, yeni bir anlayışın, toplumsal ve modern bilinçlemenin olması da Kürt hareketi ile benzerdir. Daha önemlisi ise dünya hinterlandı içinde hiç destek almadan sürdürülen tek ulusal kurtuluş mücadelesinin PKK hareketi olduğunu söylemiştim. Şimdi anladım ki Tamil hareketi de böyledir. Onun için Tamiller de PKK gibi Avrupa Birliği’nin ‘terör listesi’nde yer almaktadır.”
Barış süreci çökünce soykırım başlıyor
Sri Lanka devletinin barış görüşmelerine başlamasında Tamillerin örgütlü mücadelesinin büyümesinin etkili olduğunu söyleyen Gerger, şu tespitlerde bulundu: “Barış görüşmeleri başladığında Amerika, Tamilleri ‘terör listesi’ne alıyor. Bir muhatap olarak barış görüşmeleri içinde yer almalarına engel oluyor. Yani ABD asıl muhatabı devre dışı bırakıyor ve Sri Lanka hükümeti de bundan memnun oluyor. Bundan dolayı barış süreci çöküyor. Barış hareketi çöktükten sonra muazzam bir kırım harekatı başlıyor. Savaş ve soykırım harekatı daha da derinleşiyor.”
Beyinlerinin arkasında Tamil modeli var
“Bu niye önemli biliyor musunuz?” diye soran Haluk Gerger, sözü Türkiye’deki barış sürecine getirdi ve kimilerinin aklında hala ‘Tamil soykırım modeli’nin olduğunu vurguladı: “Tamil çözümü nedir? Soykırımdır. Bu ince ve hassas dengedeki açılım ile onun sonunun ne olabileceğini de Tamil olayında görüyoruz. Böyle bir tehlike Kürtler için de var. Barış hareketinin kendisi gerçek bir barış olmadığı için çökmeye neredeyse mahkum. Onun karşılığında sana sunulan soykırımdır. Tamil modelininin olmaması için Türkler ve Kürtler arasında özel görüşmeler lazım. Çünkü bunun bir örneği var. Biz buna bakarak da hem barış sürecinde hem de sonrasında görevlerimizi çok iyi yerine getirmeliyiz.”
‘Terör listesi’ne karşı birleşin
Kürtlerin diğer mazlum halklarla dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizen Gerger, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’da ezilen halkların temsilcilerini tanıyorum. Onların Kürtlere olumlu baktıklarını, işbirliğine yatkın olduklarını biliyorum. Kürtler buna omuz vermeli. Bu hem kendilerini güçlendirir hem de Avrupa’da bir ezilen halklar platformu oluşturur. Böylece yapılan saldırıları birlikte göğüslerler. Tamillerin ve PKK’nin ‘terör listesi’ne karşı ortak mücadele etmesi, ikisine de kazandırır. Tamiller, Kürtlere sevgi ve saygı duyuyor. Ayrıca Tamiller için aldığımız karar Kürtler için de emsaldir. Mahkemede Kürtlere yapılan katliamları da dile getirdim.”
İLYAS ERSÖZ/BREMEN