
Değişikliğin sadece isimle sınırlı kaldığını, bunun da ÖYM'lere yönelik toplumsal infiali dindirme amacı taşıdığını belirten Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Aydın, bürokratları korumaya yönelik iyileştirmeye dikkat çekti.
Türkiye Meclisi Genel Kurulu'ndan geçen 3. Yargı Paketi'yle, Özel Yetkili Mahkemelerin görev alanlarına giren suçlara ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 250, 251 ve 252. maddelerinin yürürlükten kalktı. Bundan sonra ÖYM'lerin görev alanlarına giren suçlar Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında Bölgesel Ağır Ceza Mahkemeleri'nde (HSYK tarafından yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde) görülecek. Şimdiye kadar açılan davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar, bu mahkemelerce bakılmaya devam edilecek. AKP'nin bu düzenlemesi hukukçular tarafından yeterli görülmüyor.
Gümüş: Kürtlere karşı güçlendirildi
Uzun yıllardır bölgede avukatlık yapan Fethi Gümüş de kamuoyuna yansıtıldığı gibi 250. madde ile yetkili ÖYM'lerin kaldırılmadığını, tam aksine Kürt halkı ve siyasetçileri aleyhine daha da güçlendirildiğini söyledi. Sadece ismen bir değişikliğe gidildiğini belirten Gümüş, kurulan yeni mahkemenin de devletin ya da hükümetin politikasına muhalefet eden insanlara karşı özel yetkiler ile görevlendirildiğine işaret etti. Bölgesel mahkemelerin daha önce de var olduğunu, halen Türkiye'de 5-6 bölge mahkemesi ve bu mahkemelere bağlı 7-8 il bulunduğunu hatırlatan Gümüş, "Siyasi anlamda nitelendireceğimiz davalar yine aynı yerde görülecektir. Zihniyet değişmedikçe bakış açısı aynı olacaktır. Hükümet şu an siyasi anlamda hem içten hem de dıştan büyük bir bunalım içindedir. Bu yüzden manevra yapmakta, farklı davrandığını göstermektedir. Ama gittikçe batıyor. Bir taraftan savaşın tüm koşullarını dayatıyor. Özellikle bölgede her gün onlarca insanın kanı akıyor. Diğer taraftan bir iyileşmenin işaretiymiş gibi işte 'Ben ÖYM'leri kaldırdım' demek istiyor. Politik bunalıma girmiş, halkı aldatmaya dönük adımlar içine girmiştir. Basının büyük bir kesimi de muhtemelen hükümet lehine yorumlayacak. Ama hükümet bu konuda samimi değil" dedi.
Aydın: Tabela değişti
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Cihan Aydın ise, kanun değişikliğinin garip şekilde toplumdan ve hukuk örgütlerinden gizlendiğine işaret etti. Tasarının alelacele hazırlanarak Meclis gündemine getirildiğini belirten Aydın, mevcut durumun kendisini koruduğunu dile getirdi. Kanuna kısmi rutüş ya da makyaj yapıldığını söyleyen Aydın, bu bağlamda toplumdaki ÖYM'lerin yaratmış olduğu infial halinin kaldırılması yönündeki yoğun beklentinin karşılanmadığını söyledi. Söz konusu değişikliğin de bir kısım kamu personeli ile ilgili olduğunu düşündüklerini dile getiren Aydın, "Özellikle Oslo görüşmelerine katılan MİT mensuplarının tedbiri şeklide daha iyi bir tedbir ya da koruma sağlanması amacıyla belki bir takım değişiklikler yapılmış olabilir. Bunun ötesinde bir değişiklik yapıldığını söylemek çok zor. Değişikliğe ilişkin hükümet yetkilileri; devam eden dava ya da soruşturmaların her hangi bir akamete uğramadan aynı şekilde devam edeceği şeklinde bir beyanatı olmuştu. Tabi bu kendi içerisinde bir tutarsızlıktır. Sanırım bundan kasıt da demek ki yapılan şey değişiklik değil. Sadece bu bir tabela indir yeni bir tabela tak işidir" ifadelerini kullandı.
Danış: Yeni bir şey getirmedi
ÖYM yerine Bölgesel Ağır Ceza Mahkemeleri'nin kurulmasının hiçbir şeyi ifade etmediğini, öncelikli olarak TMK'nın kaldırılması gerektiğini söyleyen Av. Fehmile Danış, ÖYM'lerde devam eden davalar ile suç ve cezaların bu yasaya dayandırıldığına dikkat çekti. Bu nedenle TMK'nın kaldırılması gerektiğini vurgulayan Danış, "Yeni yargı paketinde kararlar yine hakimlerin takdirine bırakılmış durumda. Düzenlemenin uygulayıcısı hakimler ve bu anlamda hakimlerin takdiri önemli duruma geçiyor. Hakimlerin takdir yetkisini özgürlükler lehine kullanmaları halinde olumlu şeylerin yaşanacağına inanıyorum" dedi.
Bilici: Zihniyet aynı kaldı
Bölgede DGM'de olduğu gibi ÖYM'nin de temel görevinin tüm bireysel ya da kolektif hakların gasp etmek olduğuna dikkat çeken İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici, devlete karşı gelen herkesten bu mahkemeler sayesinde hesap sorulduğuna vurgu yaptı. Bu anlamda her iki mahkemenin görevini çok iyi yaptığını, DGM'den sonra AKP Hükümeti tarafından tasarlanan ÖYM'lerin binlerce insanı haksız ve hukuksuz şekilde gözaltına alınıp cezalandırdığını hatırlatan Bilici, "Amaç buydu" diyerek düşünce ve ifade özgürlüğüne dair her şeyin bitirildiğini ifade etti. Bu uygulama ile birlikte sistemin deşifre olduğu ve değiştirilmesi gerektiğinin anlaşıldığını söyleyen Bilici, şunları kaydetti: "Artık dayanılamayacak bir hale gelmişti verilen kararlara kendileri dahi gülüyorlardı. Kendileri de artık daha yeter dedi. Bu vesileyle Bölgesel Ağır Ceza Mahkemesi'ni kurdular. Zihniyet aynı yasa ve yetki aynı. Bu nedenle artık oturup tüm meselelerle ile yüzleşip 'Biz güvenlik eksenli baş edemedik', Yargıyı kullanarak baş edemedik' deyip yeni bir sürece girmelidir."
TMK tamamen kaldırılmalı
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), yaptığı yazılı açıklamayla Özel Yetkili Mahkemelerin 3. Yargı Paketi ile kaldırılmasını "kapatma değil, makyaj" olarak değerlendirdi. "Aslında kapatılan bir mahkemeden veya yargı pratiğinden söz edebilmek mümkün değildir" diyen ÇHD, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Hak ve özgürlüklere karşı ihdas edilmiş her türlü özel yargı usulleri, olağan üstü yargı yerleri ve terörle mücadele yasaları tamamen kaldırılmalı, bugüne kadar alınan tüm mevcut kararlar ortadan kaldırılmalıdır. Halkın mücadelesine karşı dizayn edilmiş olan tüm gayrı-meşru yasa ve mahkemeler tamamen ortadan kalkana kadar Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi olarak mücadelemizin süreceğini bir kez daha kamuoyunun bilgilerine sunarız."
HABER MERKEZİ