KCK, Kürt halkının demokratik siyasi iradesiyle, ayrı bir güç olarak Cenevre’ye katılmak istemesinin en doğal hakkı olduğunu kaydederek, Cenevre çağrıcılarının Kürtlerin bu talebini dikkate almamasına tepki gösterdi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, 22 Ocak'ta yapılması planlanan Cenevre-2'ye Kürtlerin bağımsız bir güç olarak alınmak istenmediğine dikkat çekti. Rojava Devrimi'nin özgürlükçü ve demokratik karakteriyle Suriye halklarına örnek olduğunu ve büyük umut verdiğini; tüm halkların ve dinsel toplulukların özgürce yaşayacağı bir demokratik sistem öngördüğünü belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şunları kaydetti: "Kürtler, Ortadoğu'nun dördüncü büyük halkıdır. Dört parça Kürdistan'da 45 milyon nüfusa sahiptir. Kürtler tüm ülkelerde sınırlara dokunulmadan tüm halklarla yana yana, özgür ve demokratik temelde yaşamak istemektedirler. Bu arzularını Rojava’da da güçlü bir biçimde ortaya koymuşlardır. Demokratik Suriye'nin güçlü bir temeli ve parçası olmak istemektedirler. Üç milyonu aşkın nüfusuyla Suriye'nin ikinci temel halkı olan Kürtler, üç kanton olarak özgür ve demokratik yaşam içinde Suriye halklarıyla demokratik Suriye’de birlikte yaşama iradelerini ortaya koymuşlardır.

Kürtlerin en doğal hakkı

Ancak Kürtlerin bu iradesini şu andaki muhalifler kabul etmemektedir. Mevcut muhalifler Baas iktidarından farklı bir tutum ortaya koymamaktadırlar. Kürtlerin kazanım elde etmesini istemeyen Türkiye'nin belirttiği 'Suriye'de yeni iktidar belirlensin, ondan sonra konuşuruz' gibi Kürt halkını ciddiye almayan bir tutum göstermektedirler. Şimdiye kadar varlığı kabul edilmeyen ve başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri tarafından kültürel soykırıma uğratılmak istenen Kürtlerin, iradesini tanımayan bir yaklaşımı kabul etmesi mümkün değildir. Bu açıdan Kürtler Cenevre’ye bağımsız ve demokratik bir muhalif güç olarak katılmak istemektedirler. Kürt halkı; haklı demokratik talepleri, örgütlülüğü ve ortaya koyduğu demokratik siyasi iradesiyle bunu hak etmiştir. Şimdiye kadar yok sayılan ve kültürel soykırıma uğratılmak istenen bir halkın Suriye'nin demokratikleşmesini isteyen bağımsız, demokratik bir güç olarak Cenevre’ye katılmak istemesi en doğal hakkıdır.

Cenevre-2'nin meşruiyeti

Ancak Cenevre’ye tüm tarafları katılmaya çağıran ülkeler Kürtlerin bu talebini dikkate almamışlardır. Üç milyondan fazla nüfusa sahip Kürt halkının ve bu üç kantonda yaşayan farklı halkların iradesi reddedilmiştir. Böylece Cenevre-2 tüm Suriye halklarının iradesini temsil etmeyen bir konuma düşürülmüş olmaktadır. Suriye'nin demokratikleşmesine güç katacak ve yeni Suriye'nin kurulmasında önemli rol oynayacak Kürtler dışlanarak Cenevre-2’nin meşruiyeti daha baştan tartışılır hale getirilmiş bulunmaktadır.

Yeni Lozan'ı kabul etmeyeceğiz

Kürtler yüz yıldır Lozan’ın acısını yaşamışlardır. Bu nedenle Cenevre 2’nin yeni bir Lozan olmasını kabul etmeyeceklerdir. Kürtlerin katılmadığı bir toplantı Kürtlerin iradesini yansıtmayacağından Kürtler tarafından kabul edilmeyecektir. Suriye'nin demokratikleşmesi ve istikrarı konusunda bu derece sorumsuz yaklaşanların kararlarına ortak olmayacak ve bu kararları tanımayacaktır.

Sorumluluk dışlayanlarındır

Cenevre toplantısına tarafları ve ilgili devletleri çağıran siyasi güçleri bir daha bu kararları konusunda düşünmelerini istiyor, Kürtlerin katılmasını sağlayarak Cenevre-2’yi güçlendirecek ve meşru kılacak adımlar atmaya çağırıyoruz. Bağımsız bir heyetle Cenevre’ye katılan Kürtler, toplantıyı çok güçlendireceği gibi, katılmadıkları takdirde Cenevre-2 daha baştan tutarsız, iradesiz, etkisiz ve meşruiyeti kabul edilmeyecek bir konuma düşecektir. Suriye’nin geleceği ile ilgili bir toplantıya demokratikleşmenin en temel gücü olacak Kürtlerin katılmaması, daha baştan Suriye’nin demokratikleşmesinin boşa çıkarılması anlamına gelmektedir. Bunun sorumlusu da Kürtleri dıştalayan güçler olacaktır.”

ANF/BEHDİNAN