Hamburg'ta düzenlenen Kürt Film Günleri, 'Xal û Xwarzi' ve Bûka Baranê filmlerinin gösterimiyle sona erdi. Etkinliğin son gününde seyircilerle buluşan Bûka Baranê'nin yönetmeni Dilek Gökçin, sözlü bir tarih çalışması olarak adlandırdığı filminin çekimleri sırasında tutuklanacağını düşündüğünü söyledi.Bu yıl altıncısı yapılan ve geleneksel hale gelen Hamburg Kürt Film Günleri'nin son gününde ilk önce dayı ve yeğenin basit bir çekişmeden dolayı silahla birbirini yaralamasını anlatan 'Xal û Xwarzi' adlı kısa film gösterildi. Başrollerini Nazmi Kırık, Kemal Ulusoy, Gülsen Turan ve İsmet Kaya'nın paylaştığı film, seyirciler tarafından beğenildi.


Öğrencileri duygularını anlatıyor

Daha sonra yönetmenliğini Dilek Gökçin'in yaptığı belgesel film 'Bûka Baranê' gösterildi. Çolemerg'in Gever İlçesine bağlı Befîrcan (Karlı) Köyü'nde çekilen film, gökkuşağının sarıp sarmaladığı bir eski zaman fotoğrafından yola çıkarak 80'li yılların sonundan 90'lı yıllara kadar bölgenin panoramasını çiziyor. Görsel efektlerle zenginleştirilen belgesel çalışması aynı zamanda sözlü bir tarih çalışması olması açısından önem taşıyor. Fotoğraf karesinde bulunan 27 öğrenciden 10 kişiyle yapılan görüşmelerde Türk eğitim sisteminin Kürdistan'da öğretmenler eliyle yürüttüğü asimilasyon, OHAL zamanında geliştirilen koruculuk, bölgedeki faili meçhul cinayetler ve o zaman öğrenci olan insanların özlemleri, korkuları ve geleceğe dair olan hayalleri ele alınıyor.

Çocuk gözünden acı

Film gösteriminden sonra yönetmen Dilek Gökçin, seyircilerle sohbet etti. Film çekimlerinde yaşadıkları zorlukları anlatan Gökçin, 2011 yılında 'Hafıza Merkezi'nin katkılarıyla çektiği film sırasında siyasi soykırım operasyonların yapıldığına dikkat çekerek "Biz de film çekimleri sırasında her an KCK davasından tutuklanma riskiyle karşı karşıyaydık" dedi. Fotoğraf karesinde 27 kişinin bulunduğunu ve hepsine ulaşmak istediklerini söyleyen Gökçin, "Ancak fotoğrafta bulunanların bazıları dağdaydı. Bazıları da geçmişe dair birşey konuşmak istemiyordu" diye konuştu. Otuz yıllık savaşın travmalarının bölgede halen yoğun olarak devam ettiğine dikkat çeken yönetmen Gökçin "Bu belgeseli Fırat'ın diğer yakasında yaşayan insanlarda bir farkındalık yaratsın diye çektik. Bölgede insan ölümlerinin yanısıra ekoloji açısından da bir yıkım sürüyor. Ve bunlar onarılmaz yaralara neden olmuş" diye konuştu.
Filmin aynı zamanda sözlü bir tarih çalışması niteliğini taşıdığını söyleyen Dilek Gökçin, çocuk gözüyle bir coğrafyanın acılarını beyazperdeye taşımak istediklerini belirterek "Umarım bir gün bu acılar biter ve umarım bir gün Kürt halkı da kendi ülkesinde insanca ve onurluca yaşar" diyerek sözlerini bitirdi.

Tertip komitesinden teşekkür

Hamburg Kürt Filmleri Günlerinin organizesini yapan tertip komitesi adına Yaser Irmak, filmleri izlemeye gelen seyircilere teşekkür etti.
6. Hamburg Kürt Filmleri Günleri Tertip Komitesi'nde olan Yaser Irmak, bir hafta boyunca yoğun ama bir o kadar da heyecan dolu bir tempoda çalıştıklarını belirterek "Kürt filmlerinin Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller almasının moral ve gücüyle Film Günleri'ni başlattık. Film Günleri'yle Kürdistan'daki yönetmenlerle Hamburg'da yaşayan halkımızı buluşturmak istedik. Böylesi bir etkinlikte bizi yalnız bırakmayan, katılımlarıyla bizi onore eden yönetmen arkadaşlarımıza ve tüm halkımıza teşekkür ediyoruz" dedi.


MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG