Akademisyen Yusuf Baluken’in yayına hazırladığı ve Viyana Kraliyet Kütüphanesi’nde bulunan “Nüzhetu’n-Nâzır ve Râhetu’l-Hâtır” (Hasankeyf Tarihi) kitabı, Kürtlerin 1250-1450 yılları arasındaki 200 yılına odaklanıyor.
LEZGİN AKDENİZ / AMED
Hasankeyf’te 1231 yılında kurulan ve 230 yıl boyunca hakimiyeti süren Eyyubi Devleti’nin 200 yıllık tarihini anlatan ve tek nüshası Viyana Kraliyet Kütüphanesi’nde bulunan “Nüzhetu’n-Nâzır ve Râhetu’l-Hâtır” (Hasankeyf Tarihi) kitabı, Nûbihar Yayınları tarafından yayınlandı. Akademisyen Yusuf Baluken tarafından yayına hazırlanan kitap, Hasankeyf tarihini ilgilendiren çok sayıda belgeyi içeren eklemelerle şehrin tarihine ilişkin ansiklopedik bir kaynak işlevi görüyor. Baluken, kitabın Hasankeyf Eyyubi hükümdarı el-Meliku’l-Âdil Süleymân döneminde saraydaki önemli bürokratlardan biri olan el-Hasan bin İbrâhîm el-Münşî el-Hısnî tarafından bin 400 yıllarında kaleme alındığını ve doğrudan Hasankeyf Eyyubilerinin tarihini konu alan önemli bir kaynak olduğunu söyledi.
Önemli bir kaynak
Orijinal elyazmasının Avusturya’nın başkenti Viyana Kraliyet Kütüphanesi’nde bulunduğu kitabın bir nüshasını elde ettiğini aktaran Baluken, kitabın orijinal metin olan Arapçasını çıkardığını, Kürtçe ve Türkçe çevirileri için çalışmalarının olduğunu kaydetti. Eserle birlikte Kürt tarihinin kayıp halkasının tamamlanacağını söyleyen Baluken, “İbnu’l-Ezrak el-Fârikî’nin Tarîhu Meyyâfârikîn’i ile Şerefhân-ı Bitlisî’ye ait Şerefname arasındaki tarihi periyotta Kürt tarihi için önemli bir kaynaktır. Kitap, Abbasilerin zayıflamasıyla birlikte ortaya çıkan Mervanî, Şeddadî, Hasanveyhî, Revadî, Hezbanî ve Fazlaveyhî Kürt emirliklerinin yıkılışından sonra kurulan Eyyubi Devleti tarihinin yanı sıra Osmanlı öncesi Kürt beyliklerinin kuruluş dönemlerine ilişkin başka hiçbir kaynakta bulunmayan bilgiler içermektedir. Bohtî, Rojkî, Süleymanî, Zirkî, Mihranî gibi Kürt aşiretleri; Mahalmî Arap aşireti; Karakoyunlu Türkmen oymaklarına dair kayıtlar da mevcut. Öte yandan bölgedeki yerleşim yerlerinin isimlerine ve etimolojisine ilişkin kayıtlar barındıran eser Kürt tarihi alanında çalışan akademisyenler ve araştırmacılar için önemli bir kaynak olacaktır” dedi.
Eyyubi ve Kürt Mîrleri ilişkileri
Kitapta, Eyyubi sultanlarının kendilerini Kürt olarak tanıttıkları ve yine Kürt mirleri arasındaki ilişkilerin yazıldığını belirten akademisyen Baluken, “Kitap, Cizre, Hakkari, Bitlis, Amed ve Mardin çevrelerinde var olan Kürt mirlerinin Eyyubi sultanlarıyla ilişkileri açısından önemli bir kaynaktır. Eyyubi ailesi devletleri yıkıldığında göç edip Hasankeyf’e yerleştiler. Uzun bir zaman Hasankeyf’te kaldılar. Bunlar siyasi deneyimlerini Hasankeyf’te bir minyatür şeklinde yerine getirdiler ve ilerlettiler. Kürt mîrleri çevrelerinde oldukları için bunlar da onlara yol gösterip ilişkilendiler. Biz biliyoruz ki Eyyubi ailesi devletleri yıkıldıktan sonra yaklaşık 250 yıl Hasankeyf’te kalıyor. Fakat bir şey daha var, bu aile neden önemlidir? Bu aileden Melîk Xelîl Eyyubi adında Yavuz Sultan Selim döneminde yaşamış bir mîr var ve Şah İsmail’in damadıdır. Bu aile, daha sonra Osmanlılar bu ülkeye geldiklerinde maalesef ezilmişler, Cizre’ye göç edip oraya yerleşmişler ve egemenlikleri ellerinden gitmiş. Onun için kitap içerik yönünden Eyyubi ailesinden bahsediyor. 1250 yılından tutun 1450 yılına kadar Kürt tarihinin kayıp 200 yılı var. Bu 200 yıl nedir? Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemi ve yayılma dönemidir. Kürtler de bilsinler ki Osmanlı kurulduğunda Hasankeyf’te öyle bir medeniyet kurmuşlardı ki, bu kitap inşallah onu ortaya çıkaracaktır” ifadelerini kullandı.
Aleviler için de önemli kent
Mervani devletinin başkentinin de Hasankeyf olduğunu söyleyen Baluken, HAsankeyf’in Aleviler için de kutsal olduğunu kaydetti.
Baluken, “Şehrin girişinde köprünün sol tarafında bir mezar var. ‘İmam Abdullah’ın mezarıdır’ diyorlar. İmam Abdullah’ın kendisi Caferi Tayyar’ın torunudur. Hz. Ali’nin kardeşidir. Ehli Beyt’tendir. Hasankeyf’te Emeviler tarafından katledilmiş. Cenazesi bulunduktan sonra oraya getirip gömüyorlar” diyor.
Hafız sular altında kalıyor
Hasankeyf’in sular altına bırakılmasına yeterli tepki verilmediğini belirten yazar Yusuf Baluken, “Bugün bir şehri göz göre göre, canlı canlı suyun altına gömüyorlar. Sebep ne olursa olsun, ne şekilde izah edeceklerse etsinler, bu cinayete katılanlar, izleyenler, sağır olanların hepsi suçludur. Biz bu ülkenin evlatlarıyız. Atalarımız bu topraklarda gömülmüş. Hasankeyf’in sular altında kalmasıyla sadece Kürtlerin tarihi, kültürü katledilmez, tüm insanlarınki katledilir. Artuklu Türkmenleri de burada gömülmüş. Egemen oldukları zaman onların da mezarları vardı. Arap ve Farsların da var. Diğer kavimlerin de var. Mihelmilerin de, Süryanilerin de, Yahudilerin de var. Onun için diyorum ki sadece Kürtler değil, bu ülkede yaşayan tüm halkların sahip çıkması gerekirdi.”