Selim FERAT

Selimferat@web.de

‘Emperyal Platform’ yazıma 22 yıldan beri Avrupa’da Doktorluk yapan H. T’den haklı bir itiraz geldi.

Seviyeli notunda: "Platformdan bahsediyorsunuz bu en üstteki platformun üstünde de platformlar var" tesbitinde buluyor; tamamen katılıyorum. Bu nota atfen yazıyorum:

Korona en üstün daha daha üstündeki bir platformun ürünü olduğunu iddia etsem, karşı çıkanlar güvenilir argümanlara sahip olmayabilirler.

Şimdilik dünyayı sarsan bir vakanın olduğu doğru.

Ancak, bu vakanın dünyayı sarsmadığı ve geçici olacağı savı da doğru.

Korona’dan sonra, dünyanın eski dünya olmayacağı savı, dünya insanlığına kanıksanmak isteniyor. Neden?

Çünkü her devlet, Korona’yı gerekçe göstererek, yaptırımlara ve kısıtlamalara gidecek.

Almanya’da, Doğu Almanya’nın çöküşünden sonra getirilen "Solidaritätzuschlag“ (Dayanışma ek ücreti/vergisi) alındı ve hala devam ediyor. Gelecek yıldan sonra bir Korona ek vergisi getirilmeyeceğini kim söyleyebilir ki?

Şimdilerde, resmi olmayan tıp bilim oluşumlarının bu konuda geç kaldığına inanıyorum.

Korona, resmi kurumlar dışı varolmayan alternatif bir tıp ağı için de beklenmeyen bir felaket oldu.

Ancak son dönemde, devlete yakın Enstitüler‘in sorumlularının yaptığı açıklamalar kamuoyu nezdinde eskisi gibi rağbet görmüyor; söylenenler bir tekrardan ibaret.

Bunun nedenlerinden biri, bilimle politika arasındaki dirsek temasıdır.

Böylece, son hafta Berlin’de yüzlerce kişinin, insanın hareket özgürlüğünün kısıtlanmasını protesto etmek üzere sokağa çıkması, kitlelerin katılımının olmadığı karar mekanizmalarına karşı bir protesto olarak anlaşılmalı.

Korona, Türkiye gibi bireylerin diktesiyle çark eden devletler için "can simidi" mi oldu?

Son haftalarda Türk ordusunun Kandil ve Kandil-Karok dağları arasındaki Wertê bölgesini/köyünü bombalaması, Korona’ya karşı tedbir değil, Korona vizesine dayalı bir yaptırım olarak algılanmalı. Daha üst bir Platforma bakarsak;

Korona’nın, geleceğini Çin’in bildiğini söyleyen Trump.

Bunun bir uydurma olduğunu iddia eden ise Çin yönetimi.

Çin laboratuarlarında ürettildiyse Korona, Trump’ın daha üretime geçmeden önce, Korona virüsünü üreteceğinden haberi olmadığını biliyor muyuz?

Korona’nın bir Çin/ABD ortak projesi olduğu daha mantıklı değil mi?

Çünkü dünya biraz de iki kutuptan idare edilmek istenmiyor mu?

ABD ve Çin Korona üzerinden, dünya ekonomisine yeni bir ayar verecek potansiyeli yakalayabilirler mi?

Hiçbir güç bilmiyor idiyse geleceğini, üst platformlardaki hareketlilik, şimdilerde Korona gölgesinde bir soğuk savaş döneminin başladığına işaret ediyor.

Platform’la ilgili haklı itirazı olan kaleme geri dönüyorum. H.T. notunu şöyle bitiriyor:

"Kürtlerin bir ilahi koruyucusu var mıdır? Çünkü her halkın illaki bir İlah tanımı ve ismi vardır. Kürtler kendi ilahları dışında ki bütün ilahlara dua etmektedirler. Yezdan Kürtlerin İlahı mıdır? Kürtler, barbar Türkler‘in tanrısı ve gaddar Araplar‘ın Allah’ının peşinden gitmektedirler. Bu Kürtleri selamete ulaştırır mı?"

İlahlar ve tanrıların bulunduğu merdivene tırmanmadan, yazmak istiyorum:

Yer küresinin güçlü devletlerinden olan İsrail‘in nüfusunun 7 misline sahip, devletsiz halk Kürtler’dir. Bir felsefeleri var: Rojava’daki enternasyonalist bileşke; erkeklerin hükmetmediği bir toplumsal mutabakat.

Bu felsefeye dayanan direniş anıtlarından biri Halise Ana’nın notu:

"Bütün bu insanlık dışı vahşet sadece bilincimizi geliştirir, inancımızı güçlendirir."

Bir zamanlar Türk müezzinlerin ezan okudukları Eruh ve Şemdinli camilerinin minarelerinde 15 Ağustos’ta barbarlığa karşı söylev okuyan Kürt mücadele adamlarının anısına yazıyorum:

Sonrasında, deyim yerindeyse Özgürlük, sadece tiranlığı hedef alan bir "virüs“ oldu.

İlahlardan azad olmak gibi bir şansı Kürtlerin yakalaması, İslam dünyasında son 50 yıla damgasını vurdu!

Kürtler’i ilahlardan kurtaran, bu dünyevi zincirlerden kurtuluş felsefesi değil mi?