
2013 bütçesinin katılımcı, şeffaf, hesap verebilir olmaktan uzak olduğunu belirten Demir Çelik, Meclis’in bütçe üzerindeki denetim fonksiyonunun baypas edildiğini söyledi. AKP’nin de iliştirildiği neoliberalizmin, özelleştirme-piyasalaştırma-taşeronlaştırma olduğunu kaydeden Çelik, “Özgürlüklerin reddedildiği, sömürünün, baskının ve şiddetin topluma rağmen topluma dayatıldığı siyasal sistemin ideolojisidir” dedi. AKP’nin de bunu yaptığını belirten Demir Çelik, şöyle devam etti: “Bütçe, özgürlükleri, meşru demokratik talepleri es geçen; yasağı, inkarı, baskıyı, dolayısıyla da güvenlikçi ve asayişçi politikaları topluma dayatan, o yönüyle de bir savaş bütçesi olmaktan uzak duramamıştır.”
Yasakçı, tekçi, katı merkeziyetçi devlet algısıyla yaklaşılan Kürt halkının 2009’dan bu yana topyekün düşmanlaştırma hukukuna tabi tutulup iradesi kırılarak teslim alınmaya çalışıldığını anımsatan Muş Milletvekili Demir Çelik, bilim ve teknolojinin devlet eliyle halka karşı nasıl kullanıldığını anlattı.
Kürt coğrafyasına üretime dayalı yatırım yerine askeri yatırıma yüklenildiğini kaydeden Çelik, bunun tek bir izahatı olduğunu savunarak, şöyle açımladı: “Bölgeyi insansızlaştırmak, bölge insanını Türkiye’nin batı yakası başta İstanbul olmak üzere İzmir, Bursa, Adana, Mersin, İzmit’e göçertmek. Buradan da arzulanan fayda Kürtleri asimilasyona tabi tutarak hızlı entegrasyonla sistem içine çekmek, ehlileştirmektir. Bu politika neticesinde Kürt nüfusunun yüzde 70’i, doksan yıl boyunca siyasal ve sosyal koşullardan kaynaklı göçürtüldü, hala da göçürtülüyor. Yakın zamanda 4 bin köy boşaltıldı, yakılıp yıkıldı; köylerin insanları, yoksulları metropol kentlerinin varoşlarında yaşamlarını ikame etme durumuyla karşı karşıya kaldılar. Biz, bu ve benzeri uygulamalarla Kürt sorununu nasıl ki öteleyip erteleyerek, çözümsüz ve karşısında çaresiz kaldığımız bugünlere taşıdıysak, aynı zamanda, İstanbul’da, Bursa’da, Mersin’de, Adana’da, İzmir’de ve hissettiğimiz kentten çevreye, sosyal travmadan siyasal travmaya, etnik ayrışmadan çatışmaya, ulaşımdan trafiğe, yoksulluktan açlığa kadar her türlü sorunun da yaşandığı mega kentler yarattık.”
Halbuki, Türkiye’yi Ankara’dan İstanbul’dan yürütmek, yönetmek yerine önerdikleri Demokratik Özerklik ile nefes aldırılabileceğini kaydeden Çelik, “20-25 bölgesel yönetimle herkesin kendisini, kendisiyle birlikte kentini yönetebildiği bir siyasal mekanizmayla; idari, mali, siyasal özerklikle, demokratik ortak vatanda birlikte yaşamak mümkündür. Bu birlik iradesi Türk’ün de, Kürt’ün de yararınadır” dedi.
ANKARA