
Suriye'de iç savaş başladığından beri "üçüncü yolu" tercih ederek bölgelerinde (Rojava'da) halkların eşit ve özgür birlikteliğini esas alan Demokratik Özerklik sistemini kuran ve DAİŞ'e karşı sahada savaşan en etkili güç konumunda olan Kürtler, uluslarası arenada da aranılan bir ortak haline geldi. Özellikle 13 Kasım gecesi DAİŞ'in eşzamanlı saldırılarında 130 kişinin hayatını yitirdiği Paris Katliamı sonrası DAİŞ'le mücadele eden uluslarası koalisyonda yer alan Avrupalı ülkelerin liderlerinden Suriye'de Kürt güçleriyle işbirliği yapılması gerektiğine dair açıklamalar gelmeye başladı.
Cameron: Kürt güçleri desteklenmeli
Bu liderlerden biri de İngiltere Başbakanı David Cameron'dı. İngiltere'nin de artık DAİŞ çetelerine karşı Suriye'de hava operasyonlarına başlaması gerektiği ifade eden Cameron, Kürt güçlerinin, Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) ve muhalif kimi Arap güçlerin de olası harekata karadan destek verebileceğini söyledi. Perşembe günü İngiliz Parlamentosu'nda konuşan Cameron, Kürt güçlerini de "Suriye'de DAİŞ'e karşı savaşan kara birlikleri" arasında sayarken, "Bu gruplara biz de destek vermeliyiz" dedi. Milletvekillerine seslenen Cameron, Suriye'de DAİŞ'e karşı savaşan yaklaşık 70 bin Suriyeli ve Kürt savaşçı olduğunu belirterek, "Onların bizim yardımımıza ihtiyacı var. Yardımı aldıkları zaman çok başarılı oluyorlar. Benim görüşüme göre onlara havadan verdiğimiz destekle yardımcı olmalıyız" diye konuştu.
Hollande'dan da aynı çıkış
Benzer bir açıklama da Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'dan geldi. DAİŞ'e karşı "mega bir koalisyon" kurulması için bu hafta ABD Başkanı Barack Obama, İngiltere Başbakanı Cameron, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen Hollande, Fransa olarak DAİŞ'le mücadelede Suriye'deki yerel güçleri destekleme kararı aldıklarını da bildirdi. Hollande bu açıklamasıyla üstü kapalı olarak YPG/YPJ güçlerini de destekleyebileceklerini ilan etmiş oldu. Hollande bu sözleri Perşembe akşamı Moskova'da Putin ile yaptığı ortak basın toplantısında sarf etti.
Valls: Kürtlerin yiğit savaşçıları desteklenmeli
Fransa Başbakan Manuel Valls de aynı gün Fransa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada DAİŞ'e karşı Kürt güçlerinin desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Suriye'de hava operasyonlarının yanısıra kara harekatının da artık gündeme alınması gerektiğini ifade eden Valls, bölgede gerekirse DAİŞ karşıtı Sünni güçlerin ve Kürtlerin dahil edildiği ve Fransa'nın öncülüğünde bir operasyonun yürütülebileceğini savundu.
Valls, "DAİŞ'e karşı 'küresel cephe' bilinciyle İslam Devleti birliklerine karşı savaşan kişilere tam destek verilmelidir. Yani Kürtlerin yiğit savaşçıları, bölgedeki ılımlı Suriyeli muhalifler desteklenmelidir" dedi.
Fillon da aynı görüşte
Parlamento'ya seslenen Fransa eski Başbakanı François Fillon da halefi Valls'e destek verdi. Suriye'de sadece hava harekatının yeterli olmayacağını belirten Fillon, tıpkı Valls gibi karada savaşan Kürt güçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Almanya sessiz
Fransa ve İngiltere'den Rojavalı Kürtlerle işbirliği yapılmasına dair açıklamalar yükselirken, iki ülkenin de önemli müttefiklerinden Alman hükümetinden bu konuda sessizlik hakim. DAİŞ'in Kobanê'ye saldırdığı zamandan bu yana muhalifet partileri Sol Parti ve Yeşiller'den YPG/YPJ'nin desteklenmesine dair yapılan çağrılara rağmen Merkel liderliğindeki koalisyon hükümeti bu konuda adım atmıyor. Almanya, resmi olarak DAİŞ'e karşı Güney Kürdistan hükümetini destekliyor. KDP'ye bağlı Pêşmergeler eğitilip donatılıyor ve Kürt hükümetine silah desteği veriliyor.
ABD Kürtlerle askeri işbirliği yapıyor
Suriye'de hava operasyonlarına devam eden ABD ise YPG/YPJ'nin de dahil olduğu Demokratik Suriye Güçleri'ne (QSD) destek veriyor. DAİŞ'e karşı operasyonlarda Amerikan uçakları Kürt savaşçılara havadan destek sağlıyor. Ayrıca bir kez Kobanê savaşı sırasında olmak üzere iki kez de son haftalarda olmak üzere Kürtlere silah ve mühimmat yardımı da yapıldı.
Rusya'dan sinyal var karar yok!
Suriye'deki savaşın önemli aktörlerinden Rusya da 24 Kasım'da Türkiye'nin savaş uçağını düşürmesinin ardından şimdiye kadar Kürtlerle yapmayı sürekli ertelediği siyasi ve askeri işbirliğini gündemine alabileceğine dair sinyaller veriyor. Putin'den henüz bu yönlü bir açıklama gelmese de hükümet yetkilileri zaman zaman Kürtlerle işbirliğinin gerekliliğine dair açıklamalarda bulunuyor. Ancak bu konuda kamuoyuna ilan edilmiş resmi bir karar henüz yok.
PYD ile diplomatik ilişki sürüyor
Son zamanlarda Demokratik Birlik Partisi (PYD) de Rus hükümeti yetkilileriyle sık sık biraraya geliyor. En son geçtiğimiz Ekim ayında PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah liderliğinde bir heyet Moskova'da temaslarda bulunmuştu. Abdullah'ın Rus hükümetiyle yaptığı görüşmede, Moskova'da Demokratik Özerklik Yönetimi temsilciliği açılması kararı alınmış ve gerekli resmi başvuru da yapılmıştı. Moskova'nın yanısıra Paris ve Berlin'de de Demokratik Özerklik Yönetimi temsilciliği açılması için diplomatik girişimler devam ediyor.
Kantonlar tanınmalı
DAİŞ'e karşı verdikleri mücadeleyle Suriye'de önemli bir aktör haline gelen Kürtler, uluslararası güçlerle işbirliği için ise Rojava'daki kantonların tanınmasını şart koşuyor. PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Moskova temasları sırasında işbirliğinin şartlarını "Rojava kantonları tanınmalı, düşüncemiz ve ilkelerimiz kabul edilmeli" olarak sıralamıştı.
HABER MERKEZİ
Restleşme sürüyor
Rus uçağının düşürülmesinden sonra Putin ile Erdoğan arasındaki restleşme devam ediyor. Putin, Erdoğan'ın görüşme talebini reddederken, Türk Cumhurbaşkanı ise Putin'e "Sizin orada ne işiniz var?" diye sordu.
Türkiye'nin Rus savaş uçağını düşürmesiyle Ankara ve Moskova arasındaki kriz daha da derinleşti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan ise karşılıklı sert açıklamalar gelmeye devam ediyor.
Putin: Türkiye ateşle oynuyor
Rusya Devlet Başkanı, Erdoğan ile güdümündeki AKP hükümetinin DAİŞ'le işbirliğini ifşa eden açıklamalarda bulunmayı sürdürüyor. Perşembe akşamı Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yaptığı ortak basın toplantısında Putin, Türkiye'yi yeniden petrol satın almak suretiyle DAİŞ'i desteklemekle suçladı ve şu uyarıyı yaptı: "DAİŞ ile ekonomik ilişki kuranlar ateşle oynuyor."
Erdoğan’ın "Rus uçağı olduğunu bilmiyorduk" açıklamasını da inandırıcı bulmadığını söyleyen Putin, "Bu mümkün değil" diye konuştu.
İhanete uğradık
‘Uçak krizi'nin ardından Lazkiye’ye yerleştirilen yüksek menzilli S-400’lere de değinen Putin, "Türkiye’yi dostane bir ülke olarak görüyorduk, böyle bir ihanete uğrayacağımızı tahmin etseydik daha önce konuşlandırırdık" dedi.
Lavrov: Soru işaretleri artıyor
Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Ankara'dan gelen sert tonlu açıklamalara atıfta bulunarak, "Gerçek niyetlerine dair soru işaretleri artıyor" dedi.
Erdoğan: O kadar da haysiyetsiz değiliz!
Daha önce "Rusya'dan özür dilemeyeceğiz, asıl hava sahamızı ihlal edenler özür dilesin" diyen Erdoğan dünkü açıklamasında da savaşın başlamasından bu yana güdümündeki Türk devletinin Suriye'de vekalet savaşı yürüttüğünü unutarak, "Putin'e 'davetsiz misafir olmaz' dedim, sizin orada ne işiniz var?" sorusunu yöneltti.
Rus uçağının düşürülmesini savunan Erdoğan, DAİŞ-Türkiye işbirliğini ifşa eden Putin'e de yanıt vererek "DAİŞ'ten petrol alacak kadar haysiyetsiz değiliz" dedi.
Kremlin: Özür yoksa görüşme de yok
Kremlin'den ise bu açıklamalara karşılık, "Türkiye özür dilemeye hazır değilse Erdoğan'ın görüşme talebini reddediyoruz" açıklaması geldi Bu açıklamadan saatler önce Erdoğan'ın 30 Kasım Pazartesi günü Putin’le Paris’teki İklim Zirvesi’nde görüşmeyi talep ettiği duyurulmuştu. Erdoğan, olaydan sonra Putin'in telefonlarına çıkmadığını da açıklamıştı.
Vizesiz seyahat da askıya alındı
Putin yönetimi jetlerini kasıtlı ve planlı olarak düşürmekle suçladığı Türkiye’ye yönelik diplomatik, askeri ve ekonomik yaptırımları tam gaz yürürlüğe koymaya devam ediyor. Dün bir açıklama yapan Rus Dışişleri Bakanlığı, Ocak ayından itibaren Türkiye ile vizesiz seyahat uygulamasına son verdiklerini açıkladı. Rus SU-24 savaş uçağının düşürülmesinin ardından Rus polisi de ülkede faaliyet gösteren Türk şirketlerine baskın yapmaya başladı. Rusya’da yatırım yapan Türkiyeli iş insanlarına ait bazı şirketlerin faaliyetleri de askıya alındı. Krasnodar'da düzenlenen Tarım Fuarı'na katılmak için Rusya'ya giden 26 işveren ise pasaport kontrollerinin ardından gözaltına alındı. Rus savaş uçağının Suriye sınırında düşürülmesinden bu yana Türkiye'den giden TIR'lar Rus gümrüklerinden geçirilmiyor. Bu durumun da özellikle Rusya ile büyük çapta iş yapan AKP'li işverenleri etkileyeceği belirtiliyor.
HABER MERKEZİ