Rusya'nın Suriye'de hava bombardımanlarına başladığı YPG'nin DAİŞ'e karşı direnişinin iyice yükseldiği bir dönemde Moskova önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Uluslararası Kürt Konferansı'nın konuşmacılarından Adil Rusya Partisi Genel Başkanı Sergey Mironov,  "PYD varlığıyla Suriye sorununa demokratik çözümün mümkün olduğu tezini güçlendiriyor" dedi. PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah ise "Amacımız Suriye'yi bölmek değil demokratikleştirmektir" diye konuştu. 


Moskova’da Kürt Konferansı

Rusya'nın başkenti Moskova dün önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Uluslararası Kürt Sosyal Kurumlar Birliği ve Rusya Stratejik Araştırma Enstitü RISI'nın organize ettiği Uluslararası Kürt Konferansı, Kürtler ile Rus siyasetçileri ve uzmanları biraraya getirdi. "DAİŞ'e Karşı Uluslararası Mücadele Koalisyonun Kurulma Perspektifi" yapılan konferansa Rojava’dan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Asya Abdullah ve Kobanê Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı Enwer Muslim davet edildi. Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü konferans salonunda yapılan konferansa ayrıca Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Selma Irmak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı ve HDP Dış İlişkiler Sorumlusu Nazmi Gür, Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) üyesi Selahattin Soro, İşxan Ankosi ve Cemal Şamoyan, Rusya Kürtleri Ulusal ve Kültürel Federal Otonomi Başkanı Ferhat Patiyev, Adil Rusya Partisi Başkanı Sergey Mironov ile çok sayıda siyasetçi, diplomat, Ortadoğu, Kafkasya ve Asya konusunda uzman siyaset bilimciler katıldı.


Kürtlerin konumu stratejik

Konferansın açılış konuşmasını RISI Direktörü Leonid Petroviç yaptı. Petroviç konuşmasında Ortadoğu'da yeni bir süreçten geçildiğine değinerek "Bu yeni süreçte Kürtlerin önemli bir rolü var. Bunun için konferansımızda, hem bölge hem de Kürtlerin stratejik konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunacağız" dedi. 


ABD kimseyi hesaba katmıyor

Konferansın ilk konuşmacısı olan Adil Rusya Partisi Başkanı Sergey Mironov ise Ortadoğu'daki son gelişmelerin herkesi çok ciddi anlamda etkilediğine dikkat çekerek "Özellikle de bu coğrafyada yaşayan halkları çok etkiledi" dedi. Ardından sözü 14 aydır Suriye'de DAİŞ'e karşı hava bombardımanları yapan ABD'nin politikalarına getiren Sergey Mironov, "Amerika kendine göre Suriye'nin kaderini belirleyecek kararlar alıyor. Bu kararları alırken de kimsenin görüşüne başvurmuyor. Fakat gelinen noktada aldığı bu kararların ne kadar yanlış olduğu ortaya çıktı. Ayrıca Amerika kendi çıkarı doğrultusunda hareket ettiği gibi halkların ulusal çıkarlarını hiç hesaba katmıyor. Zaten şuan bölgenin içinde bulunduğu nokta bu duruşumuzu doğruluyor. Ayrıca Amerika gittiği her yerde bir enkaz bırakıyor. ABD vurulması gereken yerleri vurmayarak DAİŞ'e yardım ediyor" eleştirisini yöneltti. 


Suriye meselesi tek bir devlete bırakılamaz

Adil Rusya Partisi Başkanı, konuşmasının devamında "Suriye ve bölgede yaşayan halklar konusunda tüm uluslararası güçlerin toplanıp, ortak karar alması gerekir. Bu konu bir devlete veya bir güce bırakılmayacak kadar önemli bir konudur" ifadelerini kullandı. 


Rusya olup bitene sessiz kalamazdı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 29 Eylül tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmasına da atıfta bulunan Mironov, "Putin, Rusya'nın yaklaşımını çok açık bir şekilde değerlendirdi. Artık Rusya'nın da bölgede olup bitenlere artık sesiz kalmayacağını dile getirdi" dedi.


Rusya olmazsa çözüm de olmaz

"DAİŞ'e karşı oluşturulan koalisyon, eğer üstüne düşen sorumluluğu yerine getirirse çok önemli işler yapacağını düşünüyorum" diyen Mironov, "Tabii bu konuda Rusya'nın da etkisini dikkate almak gerek" diye de ekledi. Rusya'nın Suriye müdahalesinden dolayı rahatsız olan güçlerin olduğunu söyleyen Rus siyasetçi, "Global güçler Rusya'yı kendileri için bir tehdit görüyor. Ama Rusya olmadan da uluslararası koalisyonun ne Suriye de ne de DAİŞ'e karşı ekili olamayacağı da tüm güçler tarafından da bilinen bir gerçek. Bu konferansta önemli kararların çıkacağına inanıyorum. DAİŞ ile ilgili her türlü tehlikelere karşı ciddi önemlerin alınması gerektiği konusunda ciddi olduğumuzu artık herkesin bilmesi gerek" diye konuştu. 


PYD varlığıyla çözümü güçlendiriyor

Sergey Mironov, PYD-Rusya ilişkileri konusunda ise şunları söyledi: "Suriye'de biz, başından beri PYD'ye önemli bir misyon biçtik. PYD varlığıyla, Suriye sorununa demokratik çözümün mümkün olduğu tezini güçlendiriyor. DAİŞ'e karşı biz herkesle oturmaya ve onlarla bu konu hakkında çalışma yapmaya hazırız."


KCK'den uluslararası güçlere mesaj

Mironov’un konuşmasının ardından, KCK Eşbaşkanlığı tarafından konferansa gönderilen mesaj okundu. KNK Üyesi Selahattin Soro tarafından okunan mesajda "Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK’nin çizgisinin dikkate alınmadığı hiçbir yerde başarıdan söz edilemez. Kuzey Kürdistan’da özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra TC’nin içinde bulunduğu durum bunu çok daha iyi özetliyor" denildi. 


Kürtlerin taleplerine kulak verilmeli

KCK’nin mesajından sonra Stratejik Araştırma Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Anna Glazova konuştu. Glazova konuşmasında Kürtlerin Ortadoğu'da önemli bir aktör olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Kürtleri ve onların bölgedeki konumunu ciddiye almayan güçler bölgede ağırlığını hissettiremez. Bu bakımdan Kürtlerin taleplerine ve onların birlikte yaşam isteklerine kulak verilmeli. Tüm dünya DAİŞ gibi bir bela ile baş edemezken Kürtler onu kendi topraklarından çıkarabilecek kadar güçlü bir iradeye sahiptir. Abdullah Öcalan ve PKK'nin Kürtler üstündeki ağırlığını da bilmek ve ona göre Kürtlere yaklaşmak gerek. Artık içinde bulunduğumuz yüzyılda inkar ve imha anlayışı ile siyaset yürütülemez."


Rusya Kürtleri ciddiye almalı

Konferansın devamında, Rusya Federasyonu Hukukçular Derneği Başkan Yardımcısı Andrey Baklanov söz aldı. Banklanov, "Rusya hukuka ve adalete inanan bir devlet. Bunun için Kürtleri ciddiye alması ve hukuk normları çerçevesinde onlarla diyaloğa girmesi gerek" dedi.


Kürtler yüzyıla damgasını vurdu

Ardından konferans Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Asya Abdullah konuşmasıyla devam etti. Abdullah, DAİŞ’e karşı verilen mücadeleye dikkat çekerek "Rojava’da Kürtler hiç kimseden yardım almadan DAİŞ gibi faşist ve ilkel bir güçle savaştı. Kürtler bu savaşta özellikle Kobanê de sergilediği direniş çizgisi ile yaşadığımız yüzyıla damgasını vurdu“ tespitini yaptı.  


Kürtler kendilerini yönetiyor

Kürtlerin askeri alandaki başarısı kadar Rojava'da inşa ettikleri Demokratik Özerklik modeliyle de dikkat çektiğini belirten Abdullah şu değerlendirmede bulundu: "Şu an Suriye sınırları içerisinde Kürtler kendi sistemlerini kuruyor. Bu sistemimiz özerk kantonlardır. Şimdiye kadar Kürt hiçbir güce bağlı olmadan kendi kendini bu sistemle yönetiyor. Bu modelimizde kadınlar, gençler ve toplumun diğer kesimleri kendi özgün kimlikleri çerçevesinde kendilerini ifade edebiliyor. Biz bu sistemi kurarken, bunu hiçbir zaman Suriye’nin parçalanmasına ön ayak olacak şekilde kurmadık. Bizim amacımız Suriye’nin demokratikleşmesi ve Demokratik Suriye’de tüm halkların kendi kimlikleriyle kendilerini ifade etmesidir."


YPG/YPJ tüm halkları koruyor

Kürtlerin DAİŞ karşısındaki direnişine bütün dünyanın tanıklık ettiğine dikkat çeken Abdullah, "Askeri olarak da Kürtler artık bir düzeye gelmiş bulunuyor. YPG ve YPJ  bugün Rojava’da Kürt savunma birlikleridir. Bu birlikler sadece Kürtleri değil bölgede yaşayan halkları tehdit eden tüm unsurlara karşı mücadele eden bir askeri güçtür. Kaldı ki, geride bıraktığımız dönemde buna tüm dünya da tanıklık etti. DAİŞ Rojava’ya başladığında bizim direnemeyeceğimizi söyleyenler oldu. Onlar daha Kürtlerin gücünü ve iradesini tanımayan ve Kürtleri inkar eden zihniyetlerdir. Artık Kürtler öyle bir noktaya geldi ki, hiç kimse onları inkar edemez“ diye konuştu.

Gazetemiz baskıya girdiği saatlerde Moskova'daki konferans diğer konuşmacıların değerlendirmeleriyle devam ediyordu. 


 ANF/MOSKOVA