
* Prof. Dr. Mithat Sancar, stratejik olarak derin planların devreye sokulduğunu belirterek, ilerleyen aşamalarda Kürtlere karşı savaşın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Sancar, “Sıcak çatışmalara belki Şii’lerle gireceklerdir ama temelde siyasi denklemlerini bozan ana unsur Kürtlerdir ve Kürdistan hakikatidir” dedi.
* Türkiye’nin son 2-3 yıl içerisinde kendi eliyle oluşturduğu karmaşık işbirliğini tasfiye etmekte zorlandığına dikkat çeken Sancar, “IŞİD ile birbirlerine karşı kullanabilecekleri kirli ittifaklar vardır. Geçmişte IŞİD gibi örgütlerle çeşitli sırlar paylaşıldı” diye konuştu.
* Prof. Mithat Sancar, IŞİD ve benzeri çetelerin Rojava’da başarısız olduğunu, ancak Kürtlerin kaçınılmaz savaşa hazırlıklı olmayı ihmal etmemelelerini salık verdi. Sancar, Kürtlerin siyasi olarak iç koordinasyonlarını sağlayacak mekanizmalarını oluşturmaları gerektiğini vurguladı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar, Ortadoğu’da yeni bir yapılanmanın mücadelesinin verildiğini belirterek, “Irak’ta Sünni bir devlet ya da federatif bir yapı yaratılmaya çalışılıyor” dedi.
Hem Rojava hem de Federe Kürdistan’a yakın Musul’un stratejik bir öneme sahip olması, Kürtlere karşı yeni bir savaş konseptinin geliştirilmesi planlarının devreye sokulduğuna dair soru işaretlerini barındırıyor. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Mithat Sancar, bölgedeki denkleme dair DİHA’nın sorularını yanıtladı. IŞİD’i Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi için çeşitli aktörlerin hesapları ışığında değerlendirmekte fayda olacağını vurgulayan Prof. Sancar, 1.Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu düzenini belirleyen temel yazılı anlaşmaların artık hiçbir şeyi ifade etmediğini; daha önce oluşturulmuş sınırların ortadan kaldırılmak istendiğini ve yeni bir yapılanmayı ortaya çıkarmak için mücadele edildiğini söyledi.
Sünni bir devlet amaçlanıyor
Sancar, yeni sınırların belirlenmesinde ise her bir mezhebin ve etnik grubun bir devleti veya devletçikleri olacağı öngörüsünde bulundu. Bu yeni Ortadoğu haritasının da yine IŞİD eliyle gerçekleştirilmek istendiğini söyledi. IŞİD’in Musul’u alması ve oradan Bağdat’a ilerlemesinin özellikle Sünni İslamcı kesim tarafından bir devrim olarak selamlandığına işaret eden Sancar, “Tamamen Sünni bir devletin ya da federatif bir yapının açığa çıkarılması amaçlanıyor” dedi.
IŞİD, Rojava’da başarısız oldu
Sancar, AKP Hükümeti ile IŞİD arasındaki ilişki üzerinde de durdu. AKP’nin sürekli olarak IŞİD ile işbirliği halinde olduğunu kaydeden Sancar, AKP’nin daha önce Esad’ın yıkılmasına dair umudunu IŞİD gibi örgütlere bağlamasını hatırlattı. IŞİD’in Suriye’de başarısız olmasının temel nedenlerinden bir tanesinin Rojava gerçekliği olduğunu vurgulayan Sancar, Kürtlerin mezhep üstü ve tüm etnik kimlikleri kapsayan bir ulus devleti çok geride bırakan modelleri oluşturmasından kaynaklı IŞİD’in başarısız olduğunun altını çizdi.
Şiiler ile çatışacaklar
Musul’un el değiştirmesinden sonra başta ABD olmak üzere Türkiye’nin ciddi anlamda derin bir sessizliğe büründüğünü anımsatan Sancar, stratejik olarak derin planların devreye sokulduğunu ifade etti. İlerleyen aşamalarda Kürtlere karşı savaşın kaçınılmaz olduğunu dile getiren Sancar, “Sıcak çatışmalara belki Şii’lerle gireceklerdir. Ama temel olarak onların siyasi denklemini bozan ana unsur Kürtlerdir ve Kürdistan hakikatidir” şeklinde konuştu.
Kürt ulusal birliği çok önemli
PYD’nin KDP ile ortak mücadele çağrısının oldukça anlamlı olduğunu belirten Sancar, Kürtlerin siyasi olarak iç koordinasyonlarını sağlayacak mekanizmalarını oluşturmaları gerektiğini ve bu anlamda Kürt Ulusal Kongresi’nin çok önemli bir noktada olduğunu kaydetti. Irak yönetiminin IŞİD’e karşı olan sessizliğini de değerlendiren Sancar, sessizliğin iki nedenden dolayı olabileceğini aktardı:
* Yönetimin sadece Şii bölgesini koruma altına almak için tüm güçlerini geri planda tutma arayışına girme ihtimali,
* Doğrudan bir savaşın içine girmek yerine İran ile koordinasyon içinde daha kapsamlı bir savaşa hazırlık yapma olasılığı.
İkinci seçeneğin çok daha yüksek bir noktada olduğuna dikkat çeken Sancar, “Maliki yönetimi Irak’ın tamamını gözden çıkarabileceğini düşünmüyorum” dedi.
IŞİD ile çeşitli sırlar paylaşıldı
Türkiye’nin bu süreçte çok derin bir çıkmazın içerisine girdiğini belirten Sancar, “IŞİD ile birbirlerine karşı kullanabilecekleri kirli ittifaklar vardır” dedi. Türkiye’nin son 2-3 yıl içerisinde kendi eliyle oluşturduğu karmaşık işbirliğini tasfiye etmekte zorlandığına dikkat çeken Sancar, geçmişte IŞİD gibi örgütlerle çeşitli sırların paylaşıldığını ifade etti. IŞİD’in Türkiye’yi doğrudan doğruya hedef alması halinde Erdoğan yönetiminin Müslüman Kardeşler hattı üzerinde yaptığı ağabeyliğinde büyük yara alacağını belirten Sancar, konsolosluk işgalinde Türkiye’nin sert tavır sergileyememesini bu ilişkilere bağladı.
ŞAFAK ÇELEN/DİHA/AMED
Ortak savunma hattı tarihsel kazanım getirir
Işık Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Sinan Birdal, ortak bir savunma hattı oluşturulması halinde Kürtlerin tarihsel bir kazanım elde edebileceğini vurgulayarak, bunun için de Kürt Ulusal Kongresi’ne gerçekleşmesinin çok önemli olduğunu söyledi.
Sünni koalisyonun vurucu çetesi Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Musul’u devralmasıyla birlikte Ortadoğu’daki güç dengelerinin değişeceği tartışmaları sürüyor. Işık Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Sinan Birdal, değişen güç dengelerini DİHA’ya değerlendirdi.
Musul’un el değiştirmesiyle başlayan yeni
durumun sadece Irak’ı değil, İsrail’in statüsünü, İran ile İsrail
ilişkilerini; İran’ın Lübnan’daki, Suriye’deki etkisini ve İran’ın
nükleer silahlanma konusunda ABD ve Avrupa ülkeleri ile yaptığı
görüşmeleri ilgilendirdiğini söyledi. Ortadoğu’da değişen güç dengesinde
İran’ın konumunun önemine dikkat çeken Birdal, İran’ın manevra
kabiliyeti ile birlikte belli güçlerle pazarlık yapacağına vurgu yaptı.
“Şu anda nükleer silah kapasitesine doğru ilerleyen bir İran var ve bu
kapasiteye dayanarak da bölgede belli bir güç havzası oluşturuyor” diyen
Birdal, Obama yönetiminin bölgedeki hegemonik rolünden kaynaklı da olsa
İran ile koordineli bir şekilde Ortadoğu’daki yeni güç dengeleri içine
gireceğini savundu: “Obama yönetimi, biraz daha İran’la koordineli bir
şekilde belki hava gücünü kullanır ama kesinlikle kara gücünü
kullanmayacak, bölgesel müttefikleri ile çalışmayı tercih edeceğini
düşünüyorum.”
Türkiye’ye bir cevaptı
IŞİD’in
Irak’a yönelmesinden önce Türkiye’den bu gruplara ciddi yardım desteği
gittiği yönünde iddia ve istihbaratların olduğunu anımsatan Birdal,
“Türkiye’nin, içinde El Kaide’ye bağlı olan Suriye’deki silahlı selefi
gruplarla ilişkisi zaten ciddi eleştiri alıyordu. Ancak Türkiye, Musul
Konsolosluğu baskını öncesi tutum değişikliği içine gideceğinin
işaretlerini vermişti. Belki de konsolosluk baskının buna verilmiş bir
cevap olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz” dedi.
PYD’ye baskı oluşturuldu
Türkiye’nin
esas yanlışını, Rojava’yı boğmaya dönük PYD’yi sıkıştırma politikaları
ile yaptığını belirten Birdal, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın
başlatmış olduğu diyalog sürecinin de bu durumla bağlantısına değinerek,
“Bir yandan Rojava’da PYD’yi sıkıştırarak, bir yandan da Irak tarafında
Barzani yoluyla bir baskı unsuru oluşturarak masanın karşı tarafının
manevra alanını daraltmaya çalıştı. Demokratik bir Türkiye’ye doğru adım
atılması konusunda yanlış yapıldı. Çünkü o masada yeri olmayan
aktörleri o masadaki müzakerenin parçası haline getirmeye çalıştı”
şeklinde konuştu.
Türkiye yanlış yaptı
Türkiye’nin,
Ortadoğu’ya dönük yayılmacı ve nüfuz alanını genişletici politakaya
yönelmekle hata ettiğini ifade eden Birdal, şunları söyledi: “Halbuki
bunun karşısında Türkiye’deki barışı sağlamalıydı. Türkiye’nin tüm dış
ve iç politikaları barışa hizmet etmeli. Öyle kursaydı o vakit
Rojava’da, PYD ile Türkiye’nin de sınır güvenliğini alan, IŞİD/El Nusra
gibi unsurlara karşı işbirliği içine girebilirdi. Sonunda gidilecek olan
yol da bu olacak. Bir yandan da müzakere ettiği taraflarla bir güven
ilişkisi kurmuş olacaktı.”
Ortak savunma hattı
Kerkük’ü
denetimi altına alan Peşmerge ile PYD ve KCK tarafından yapılan ortak
savunma çağrısını da değerlendiren Birdal, “Ortak savunma hattı
oluşturulursa tarihsel bir kazanım elde edilir. Bu kadar bölge
güçlerinin birbirleriyle çatışmaya girdikleri bir yerde, Kürt siyasi
aktörlerinin de birbirlerine karşı kullanılması gibi bir risk söz
konusu. Bu noktada daha önce yapılması planlanan ama yapılamayan Kürt
Ulusal Kongresi’nin gerçekleştirilmesi çok önemli” diye vurguladı.
KADRİ ÖZKAN/DİHA/İSTANBUL
Sürecin kazananı Kürtlerdir
ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) eski üst düzey yetkilisi ve Ortadoğu uzmanı Graham E. Fuller da yeni kitabı “Türkiye ve Arap Baharı: Orta Doğu’da liderlik” (Turkey and the Arab Spring: Leadership in the Middle East) Arap coğrafyasındaki isyan dalgalarını ve Türkiye’nin bu süreçteki rolünü irdeliyor. RAND Düşünce Kuruluşu’na da danışmanlık yapan Fuller, Soğuk Savaş döneminde ABD dış politikasının parçası olarak komünizm tehdidine karşı ‘kökten dinci, ılımlı İslamcı hareketleri desteklemeyi’ öne süren Yeşil Kuşak Projesi’nin de mimarları arasında yer alıyor.
BBC Türkçe’den Çağıl Kasapoğlu’nun sorularını yanıtlayan Graham Fuller, Ankara, Washington ve birçok devletin Suriye rejiminin devrileceğini düşündüğünü; ancak hesaplarının tutmadığını söyledi. Fuller, “Esad, dayanıklılık gösterdi ve kendisini sevmeyenlerin ama alternatifleri yerine onu tercih edenlerin bile desteğini aldı. Bunun Türkiye tarafından çok ‘geçici’ bir taktik olduğunu düşünüyorum. Çok büyük bir hata, belki başka ülkeler de bu hatayı yaptı. Ama bana göre Türkiye’nin bu stratejiyi tersine çevirmesi önemli. İşe yaramıyor ve Türkiye’nin İran’la, Irak’la, başka ülkelerle ilişkisine zarar veriyor” dedi.
Kitabında da bahsettiği gibi, tüm bu Arap Baharı sürecinin kazananının Kürtler olduğunu vurgulayan Fuller, şunları söyledi: “Irak’ta IŞİD ve diğer cihatçı gruplar, Irak’taki Kürtlerin bilfiil özerkliklerini güçlendirdi” diye konuştu.
Kuzey Kürtlerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde büyük bir etkisi olacağını; bunun da iyi olduğunu, demokrasinin bu şekilde işleyeceğini düşündüğünü ifade eden Fuller, “AKP politikalarının, Kürt sorununun çözümüne yönelik işleyeceğini umuyorum. Bu, her şeyden önemlisi Türkiye’nin çıkarına” dedi.