TBMM’nin komisyonlarından biri daha dahiyane bir karar imza attı! Meclis’te, “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi için Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi için” kurulan Araştırma Komisyonu, kadınların ve çocukların haklarının nasıl gasp edileceğini açıkladı! Boşanmaya çözüm olarak, istismara uğrayan çocuğun tecavüzcüsüyle evlendirilmesi gibi iğrenç bir yöntemi önererek tarihe geçti! Bu gidişle, çocuğu ve kadını korumaya yönelik az sayıdaki kanun maddelerini de lağvedecekler!
Söz konusu rapor, çocukların cinsel istismarının “rızaya” dayalı olabileceğini ama yine de suç olarak kalması gerektiğini söyledikten sonra, çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca “sorunsuz” ve “başarılı” bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyor. Kendi çocuklarını en kalifiye eğitimin verildiği okullarda okutanlar, istismar mağduru çocukları evlendirme yolunu açıyor. Her gün en az 3 kadının ev içi şiddet sonucu öldürüldüğü bir ülkede kadının boşanmak yerine, “aile danışmanlığı” hizmetini alarak evlilikleri “kurtarma” rolünü soyunan bu komisyona sormak lazım, günde kaç kadın boşanamadığı için öldürülüyor, haberiniz var mı? Ayrıca aile terapisti olarak sadece sağlık ve eğitim alanları mezunlarının değil, din görevlilerinin de atanmasını öngörüyor aynı rapor. Şiddetle mücadele etmek, kadını ve çocuğu etkin şekilde koruyan mekanizmaları hayata geçirmekle sorumlu olan Devlet, aileye kutsallık rolü atfederek, “kadın ölürse ölsün, çocuk istismara uğrarsa uğrasın” yeter ki, aile yıkılmasın diyor!
Bunların tek kutsalları aile ve devlet!
Bu çağdışı zihniyete karşı çıkan, eşbaşkanlık başta olmak üzere kadın iradesini Meclise taşıyan tek parti olan HDP’nin, neden Meclis dışına itilmek istendiği apaçık ortada.
Bir halka apaçık savaş ilan eden, bodrumlarda insanları diri diri yakan, ailelere evlatlarının cenazesini dahi vermeyen, çıplak kadın naaşlarını teşhir eden, halkın malvarlığına zorla el koyan AKP, önceki gün dokunulmazlık oylamasını yaptırırken, İstanbul GOP’daki evinin balkonunda çamaşır sererken PÖH tarafından öldürülen 3 çocuk annesi gencecik bir annenin, Pınar Gemsiz’in naaşı toprağa veriliyordu. Naaşını yıkayan kadınlar “…Pınar’ın göğsünden hala süt akıyordu. Bu vahşi cinayetin hesabını kim verecek” diye ağıt yakıyorlardı.
Ertesi gün, Van’daki genç anne Remziye Bor, kendi evinde yine özel timler tarafından vurulduktan 26 gün sonra hayatını kaybetti. Vurulduğunda 7 aylık hamile olan Remziye’nin kuvözdeki bebeği Neval, Pınar’ın bebeği Avşin… Bu bebekler, her gece katillerin rüyasına girsin!!
Devlet tarafından katledilen genç annelerin göğsünden akan sütle kanın birbirine karıştığı anlarda aybını Meclis’teki AKP’li kadın vekiller açık oy kullanarak, sandıkların önünde selfie çektirip kahkaha atıyorlardı! Eril zihniyetin kadın bedenlerinde de kendini yaşattığının en bariz göstergesi bu olsa gerekti! Öyle kendilerinden geçmişlerdi ki mutluluktan, devrik Başbakanın oyunu kullanmak için hemen arkalarında sırada olduğunu dahi takmıyorlardı. Mutlak güce, rant ve iktidar sahiplerine yaranmanın bir başka adı da AKP olmuş. Neymiş, HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldırarak o mutlak güce nasıl biat ettiklerini ispatlayacaklarmış. Ya siz zaten o vekillere oy veren yüzbinlerin yaşam hakkına dokunmuyor musunuz? Sokağı, kilisesi, camisi, tarihi eseriyle; evlerin yatak odaları dahil bir halkın yaşadığı yerlerde gasp etmediğiniz ne kaldı ki? Cesetlere, işkence ederek, mezarlıkları bombalayarak bir halkın en kutsallarına dokunmadınız mı?
Tecavüz mağduru çocuğun kurtuluşunu tecavüzcüsüyle evlenmekte gören siz zihniyet sahiplerinden utanç duyuyoruz.
Göğüslerinden süt ve kanın birlikte aktığı anneler aşkına, sizden hesap sorana kadar, suçlarınızdan yargılanana ve bağımsız mahkemeler önünde hak ettiğiniz cezaya çarptırılana kadar peşinizi bırakmayacağız.