Yeşil Ergenekon ve polis akademisine bağlı bir araştırma merkezi bir anket yaptırmış. Bu anket sonuçlarına göre gerilla saflarına neden katılım gerçekleştiğini açıklamış. Kuşkusuz bu anketin soruları da yönlendirmek için düzenlenmiştir. Anket sonuçları kendine göre analiz edilmiş. Bu anket psikolojik savaş amaçlı yapılmış, hatta düzenlenmiş olsa da değerlendirmek gerekir. Çünkü birçok televizyon ve gazetede bu çakma anket üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır.
Bu ankete göre gençlerin gerilla saflarına koşmasının nedeni: işsizlik, yakınlarından ölenlerin ve cezaevinde olanlar bulunması ve erken evlilikten kaçmaymış. Bunlar tam da Türk devletinin eski tezleriyle yeni Ergenekon’un tezlerinin birleştirilmesidir. Erken evliliğin bir neden olarak gösterilmesi de Kürt kızlarının özgürlük ve demokrasi özlemini çarpıtmayı ifade etmektedir.
Dikkat edilirse bu anket sonuçlarında katılımın nedenleri içinde Kürt sorununun varlığı yoktur. Başbakan “Kürt sorunu yoktur”, İçişleri Bakanı Şahin, “arıyorum arıyorum böyle bir sorun göremiyorum” dedikten sonra yeşil Gladio ve polis akademisinin çakma anketinde böyle bir şıkın olması zaten beklenemezdi.
Kürt sorunu neden çözülmüyor sorusunun cevabı bu ankette de açıkça ortaya çıkıyor. Devlet anketinde gerillaya katılımın nedenleri arasında Kürt sorunu yoksa o zaman çözecek bir sorun da yoktur. Zaten bu ankete göre ekonomik ve sosyal tedbirler arttırılır ve psikolojik savaş arttırılırsa gerillaya katılımlar da azalır. İlker Başbuğ’un belirttiği gibi “katılımlar azalırsa terörizm de biter”. Zaten yeşil Ergenekon ve psikolojik savaş merkezleri İlker Başbuğ’un “kazanma umutları kırılırsa terörizm biter” biçimindeki tezinin gereği olarak psikolojik savaşı arttırmışlar; hem de çok abartılı bir biçimde yapıyorlar.
Bu anketin bugünlerde yayınlanması AKP hükümetinin Kürt politikasıyla bağlantılıdır. AKP politikasına akıl verenlerin “bu akıllılarını” güçlendirmek için böyle bir anketi gündemleştirdiler. Bu anketlerle katılımın önlenebileceği ve PKK’nin tasfiye edilebileceği algısını yaratmak istiyorlar.
İşsizlik konusunu 30 yıldır dinliyoruz. Ama katılanların önemli bir bölümünün üniversiteli olması, yine Avrupa’dan katılanların olması bu tezin çürük olduğunun açık kanıtıdır. Zaten sorunu Kürt sorunu olarak ifade etmek istemeyenlerin en kolay argümanları bu oluyor. Bu anketle böyle sonuçların yansıtılması, Kürt sorununda bir çözüm politikaları olmadığını, bu nedenle çatışmalı durumun devam edeceğini göstermesi açısından göz önünde tutulmalıdır.
Yakınlarından ölümler ya da cezaevinde yatanlar bulunması konusu da gerillanın mücadelesini duygusal ve psikolojik etkenlerle açıklamak için öne çıkarmışlardır. Mutlaka bu etkiler vardır. Olması da doğaldır. Ancak bunlar da Kürt halkının özgürlük ve demokrasi özlemi ve mücadelesinin sonucudur. Katılımı etkileyen yaşamını yitirmiş gerilla da siyasi hedefle katılmıştır. Katılım da yaşamını yitiren gerillanın siyasi amacına sahiplenmek için gerçekleşmiştir. Eğer siyasi bir amaç olmasa hiç kimse şu veya bu etkenle katılmaz. Yaşamını yitiren gerillanın ya da cezaevinde yatan tutuklunun siyasi bir amacı olmasaydı ne kardeşi ne de akrabası böyle fedailik gerektiren bir mücadeleye katılmazdı. Hangi etkenle katılım olursa olsun gerillaya katılanlar büyük bir fedailik gerektiğini biliyor. Hele Türk devleti gibi faşist bir devlete karşı mücadele etmek büyük bir siyasi amaç gerektirir.
Kırk yıldır süren bir mücadeleyi köklü bir siyasi soruna bağlı görmemek kadar cehalet olamaz. Bu anketi yapanların cahil olduğunu kabul etmek mümkün olmayacağına göre, bunun bilinçli yapıldığı açıktır. Kürtler üzerindeki tüm katliamlar, soykırımlar, baskılar ve zulüm Kürt sorunu kabul edilmediği için yapılmıştır. Dolayısıyla bu anket sahipleri Kürt sorununu geçmişte olduğu gibi zorla ortadan kaldırma anlayışının yeni sahipleridir. Bunlar da AKP ile iç içe olanlardır. Bu gerçeklik AKP’nin önümüzdeki politikasının ne olacağını açıkça göstermektedir. Kaldı ki AKP bu baskı politikasını sadece dillendirmiyor, pratiğini de her gün yapıyor.
Kürt kızlarının erken evlilikten kurtulmak için gerillaya katıldığını söylemek de bir psikolojik savaş harekatıdır. Kürt Özgürlük Hareketi’nin büyük özgürlük gücünü basitleştirmektir. Kuşkusuz erken evlilikler büyük bir toplumsal sorundur, ancak Kürt hareketine katılımı buna bağlamak yine siyasi bir sorunu gözden kaçırmak içindir. Kürt kızları Kürt hareketinin büyük özgürlük karakterini görüyor ve katılıyor. Üniversite katılımları da bu katılımların önemli bölümünü oluşturuyor. Ancak yine büyük bir siyasi sorun ve mücadele olmasaydı, Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi olmasaydı gerillaya katılım yerine da özgürlük arayışı farklı bir örgütlenme ve mücadele içinde yürütülebilirdi. Ancak Kürt toplumu bütün olarak özgürleşmedikçe, demokratik toplum gerçeğine ulaşmadıkça kadınların da özgürleşmeyeceği bilinmektedir. Zaten PKK’nin kuruluş bildirgesinde “kaderi Kürdistan gibi kara olan Kürt kadınları“ tespitiyle Kürt halkının özgürlüğüyle Kürt kadınının özgürlüğünü özdeşleştirmiştir.
Böyle bir anketle sorunu ortaya koymak, bir yönüyle ortada bir siyasi sorun olmadığını göstermeyi amaçlarken, diğer taraftan gerillaya katılımları basitleştiren bir psikolojik savaş harekatı olduğunu görmemiz gerekir.
Kürt halkı açısından gerilla kutsallık düzeyindedir. Onları çağdaş dervişler olarak görüyor. Büyük fedakarlıkla halkının özgür ve demokratik yaşamı için savaştığını biliyor. Kürtlerde en temel yükselen değer gerilladır. Gerilla, Kürtlerin iradesi, onuru ve övünç kaynağı olarak görülüyor. Özel savaş merkezi bunu biliyor. İşte bu tür anketlerle gerilla ve gerillaya katılım basitleştirilmeye ve siyasi boyutundan soyutlanmaya çalışılıyor. Son zamanlarda gerilla mücadelesinin anlamsız ve sonuçsuz olduğu propagandasının yapılması da aynı amaçlıdır.
Kürdistan halkına, gençliğine yönelik bir psikolojik savaş harekatı olarak bu anket gündeme getirilmiştir. Ancak esas olarak da Türkiye toplumuna yöneliktir. Zaten bu tür anlayışlar ve çakma anketler en fazla da Türkiye toplumuna zarar vermektedir. Türkiye toplumundaki çözüm talebi böylece ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.  Siyasi bir sorun değil de bir terör sorunu olarak göstermek için bu anketler yayınlanıyor. Bu tür anketlere dayanarak da savaş ve şiddetle ezme politikasında ısrar edilmektedir.
Psikolojik harekat merkezi tarafından böyle bir anket sonucu yayınlamıştır. Bunu anlıyoruz. Ancak bu anketin ciddi ciddi tartışılması Türkiye’de basın ve yazar-çizer takımının AKP hükümetinin çözümsüz politikalarının nasıl bir parçası haline geldiğini bir daha gözler önüne sermiştir.