Son dönemde karmaşa hakim. Kürtler sahneye hakim gibi dursalar bile, her lider bir başka konuşuyor.
Barzani iyi şeyler söylemiş olabilir.
Bağımsızlıktan bahsetti.
Talabani, her defasında olduğu gibi, “tilkice” şeyler söyledi.
Kürdistan’ın Bağımsızlığı’nın mümkün olmayacağını belirtti.
Dinliyorum:
Talabani, “Dönek Kautskí” gibi duruyor.
Barzani, “sözünün eri”.
Murat Karayılan ise hep “dağların kartalı”.
Uzun yıllardır takip ediyoruz:
Talabani’nin sosyal kimliği, “orta sınıfa” dayanıyor.
“Entelektüel bir tabakaya” dayanıyor. Haklı olduğu birçok sorunun sorumluluğunu taşımıyor ve sözünde durabileceği uzun bir zaman dilimine rastlamak mümkün değil.
Zikzaklarla örülü bir yaşam.
Talabani sembolik bir liderdir. Kendi cephesindekilerin hepsi Talabani’ci, hiçbiri Talabani’ci değildir.
Yalnız adamdır. Geçmişine saygı duyulur. Troçki’ye yakın bir yaşamı var. Troçki, Alma Ata’ya, Talabani Bağdat’a sürgün edildiler. Troçki geri döndüğünde, kıymeti harbiyesi sıfırlandı.
Talabani’nin şansı, geri döndüğünde, yaşına orantılı olarak, kitleler nezdinde “mekli” sınıfına dahil edilmesidir. Sıfırlaması söz konusu değil; geri dönüşü bir “son”dur.
Barzani’nin “sözü söz” dür. Hedefini gizlemez. Karşıt olduklarını ifşa eder. Safını belirledikten sonra, hedefine ulaşmak için yoluna devam eder. İdeolojiden yoksun, ancak politikada hareketlidir.
Ama tek tüfektir.
Barzani’nin dediği dediktir.
Onun kararlarına tam uymayanlar arasında, şimdilik Mahmud Osman’ı sayıyorum.
Mahmud Osman, Baba Barzani’nin danışmanıdır ve Mesud Barzani’ye boyun eğemeyecek çapta bir diplomattır.
Murat Karayılan, “Dağların Kartalı”dır.
Politika ve ideolojik manevra alanı geniştir ve kendisine “müdahale” eden bir kollektif güç olduğundan, uzun nefesli sözler söylemekle mükelleftir.
Dağ ile kentler arasındaki iletişimi kuran bir mekanizmanın adamı olduğundan, dağın sivri çıkışlarıyla, kentlerdeki “yumuşak inişler” arasında denge bulmak gibi tarihi bir ödevin üstesinden gelmek sorumluğunu taşımak zorunda kalmıştır.
Otuz yılın başarıları, acıları, kayıpları, yalnışlıkları adına konuştuğu için “ölçülü”dür.
Emekçi kitlelerin gözetimindedir.
Yapılan her yalnışın, kitlelere çarpıp dönen “Echo”sona kulak vermek gibi bir sorumluluğu vardır.
Çocuklarının mirası üzerinde yükselen bilince sahip Kuzey Kürdistan, bu açıdan hem önderleri ve hem de geleceği için önemli bir zenginlik olmaktadır.
Dünyadaki egemen politikada, Güney Kürdistan rağbet görse de, toplumsal bilinç ve siyasallaşma açısından Kürdistan’ı uzun vadede etkileyecek olan toplumsal bilinç, Kuzey Kürdistan merkezlidir.
Bundan dolayı da bu tarihi dönemeçte, tüm parçaların ve önderliklerin “rolü”nu Kürdistan merkezli kılmak gibi tarihi bir sorumluluk var.
Dünya Kürtler’i izliyor.
Kürtler’de kendilerini dünyaya anlatacaklar.
Yani hüner en çok şimdilerde revaçta.
Kuzey Kürdistan’ın şansı