Abimael Guzmán bundan tam 17 yıl önce devlet güçleri tarafından yakalandı. Ve yatay çizgili bir hapishane elbisesi giydirilmiş bir şekilde bir kafese konularak basın önüne çıkartıldı. Peru Hükümeti, bununla Guzmán’ı “Kafese kapatılmış bir kaplan gibi sergileyerek” küçük düşürmeyi amaçlıyordu. Ancak bu politika tam tersi bir sonuç verdi ve insanların daha çok öfkelenmesine neden oldu.

Zabel MİRKAN

Guantanamo Hapishanesi neoliberalizm, savaş politikaları ve işkencenin iç içe geçtiği bir yer. Yazar Naomi Klein, “Şok Doktrini” isimli kitabında Guantanamo Hapishanesi’ni şöyle anlatır: “Tutsaklar götürülecekleri yere varır varmaz, bir kısmı CIA ya da ordu tarafından değil, bu işi üstlenen özel şirketlerce yerleştirilen sorgucularla yüz yüze gelmektedirler. Bu alandaki nitelikli karşı-istihbarat uzmanlarının yarısından çoğu taşeronlar adına çalışmaktadır. Eğer bu sözleşmeli sorgucular kazançlı işler çıkarmak istiyorlarsa, sorgulanan kişi hakkında ‘dava açmaya yeterli’ bilgileri alabilmeleri gerekir. Tam da kötü muameleyi körükleyen bir dinamiktir bu. Tıpkı işkence altındaki tutsakların genellikle acıya maruz kalmamak için her şeyi anlatmaları gibi taşeronlar da güvenilirliğine bakmaksızın, istenen bilgiyi temin etmek için gerekli her tür tekniği kullanmak üzere güçlü bir ekonomik teşviğe sahiptirler.”

Guantanamo, ABD’nin 11 Eylül 2001’deki saldırılardan hemen bir yıl sonra askeri hapishane olarak kullandığı Küba’daki askeri üssünün bir bölümü. Guantanamo, El Kaide ve Taliban şüphelisi mahkumların ABD hukuku ve uluslararası anlaşmaların dışında değerlendirildiği, işkence ve insanlık dışı uygulamalarıyla ünlü bir hapishane.

2002’de askeri hapishane olarak kullanılmaya başlanan Guantanamo bütün dünyadan insan hakları savunucuları ve aktivistlerin tepkilerini toplamıştı. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, “teröre karşı savaş” konsepti ile birlikte örgütü üyelerinin Cenevre Sözleşmesi’ndeki hükümlere uygun olarak değerlendirilmeyeceğini savunuyordu. Bu çerçevede, ABD Guantanamo’daki tutuklulara “savaş esiri” değil “yasadışı savaşçı” veya “düşman savaşçı” adını veriyor.

Bir önceki ABD Başkanı Barack Obama, hapishaneyi kapatacağını söylemiş olsa da, çok yakında 15. yılını dolduracak Guantanamo Hapishanesinden, bugüne kadar 780 tutuklu geçti. Bugün ise 41 tutuklu bu hapishanede kalmaya devam ediyor.

Callao Hapishanesi

Guantanamo modelini uygulayan hapishanelerden bir diğeri Callao Hapishanesi. Callao, Peru’nun 1.453.720 nüfuslu bir liman şehri. Peru, Amerika kıtasındaki yerli nüfusun en çok olduğu üç ülkeden birisi. Yalnızca Peru Amazonunda 65 değişik etnik grup var. Kıta, yoksulluğun yaygın olduğu ülkelerden biri aynı zamanda. Ulusal İstatistik ve Bilgi Enstitüsü’ne (IBGE) göre ülkenin en yoksul 10 milyon kişisi ayda yaklaşık 90 dolarla yaşıyor. 1990’dan 2000 yılına kadar geçen 10 yıl içinde ülkeyi yöneten diktatör Fujimori ise 2009 yılında insan haklarını çiğneyerek şiddet uyguladığı gerekçesiyle 25 yıl hapse mahkum edildi.

Callao, Lima ile beraber kentsel bir bütünlük oluşturmasına rağmen politik olarak Peru’nun ayrı bir bölgesi. Callao Bölgesi’nin altı tane mıntıkası var ve sahilde çok sayıda adası bulunuyor. Bunlar, La Isla San Lorenzo, Isla El Frontón, Islas Cavinzas ve Islas Palomino adalarıdır. Bugün Callao, aralarında Aydınlık Yol lideri Abimael Guzmán, Alberto Fujimori’nin yolsuzluklardan hükümlü eski gizli servis başkanı Vladimiro Montesinos gibi kişilerin tutuklu bulundukları bir hapishaneye ev sahipliği yapıyor.

Manşetlere çıkan felsefe profesörü

“Guzmán, Fidel Castro dışarıda tutulursa, bir hükümeti devirip iktidarı almaya en çok yaklaşan Latin Amerikalı devrimcidir.”

Abimael Guzmán üniversitede felsefe ve hukuk eğitimi gördü. 1962 yılında felsefe dalında öğretim üyesi olarak Ayacucho’daki San Cristóbal Huamanga Üniversitesine rektörünün daveti üzerine üniversitede çalışmaya başladı. Antropolog olan üniversite rektörü Dr. Efraín Morote Best, sonradan Aydınlık Yol hareketinin fikir alanındaki liderlerinden olacaktır. Morote’nin desteğini alan Guzmán, Peru’daki yerel halkın dili olan Quechua dilini öğrenmeye ve sol siyasetle daha fazla ilgilenmeye başladı. Kendisi gibi genç entelektüellerle, Peru’nun bir devrim ile kurtarılması fikirleri bu dönemde şekillendi. 1970’li yıllarda hükümet karşıtı gösterilerde iki kez tutuklandı. 1965 yılında Çin’i ziyaret etti ve üniversitedeki görevinden 1970’li yılların ortasına doğru istifa etti. Yeraltına çekildi.

Aydınlık Yol (Sendeiro Luminoso) Hareketi ise 1970’lerden itibaren gelişmeye ve nihayetinde 80’lerde silahlı mücadeleye başladı. Hareket, zirvede olduğu yıllarda kurtarılmış bölgelerde egemenlik sürüyordu. Özellikle Ayacucho bölgesinde etkiliydi. Aydınlık Yol, Kolombiya’daki FARC ile birlikte en büyük iki gerilla hareketinden birisiydi.

Marksizmin dördüncü kılıcı

Abimael Guzmán bundan tam 17 yıl önce, 10 Merkez Komite üyesiyle birlikte devlet güçleri tarafından yakalandı. Daha sonra yatay çizgili bir hapishane elbisesi giydirilmiş bir şekilde bir kafese konularak basın önüne çıkartıldı. Böylece Peru Hükümeti, bununla Guzmán’ı “Kafese kapatılmış bir kaplan gibi sergileyerek” küçük düşürmeyi amaçlıyordu. Ancak bu politika tam tersi bir sonuç verdi ve insanların daha çok öfkelenmesine neden oldu. Guzmán, o dönemde taraftarlarınca  Marx, Lenin ve Mao’dan sonra “Marksizmin dördüncü kılıcı” olarak nitelendirildi. Guzmán’ın yakalanmasında CIA ajanlarının da rolü olduğu ortaya çıktı. “Başkan Gonzalo” lakaplı Guzmán’a yapılan bu insan haklarına aykırı uygulamalar, dünyanın dört bir yanında protesto edilse de Aydınlık Yol hareketi, ABD’nin “terör örgütleri” listesinde olduğu için uluslararası insan hakları örgütleri bu konuda bir şey yapmaktan kaçındı.

Daha sonra bu konu, hızla gündemden düştü ve unutuldu. Guzmán, televizyona çıkarak devlete ve gerillaya ateşkes çağrısında bulundu. Örgütün bir kanadı bu çağrıya uyarak silah bırakırken, diğer kanadı silahlı mücadeleye devam kararı aldı. İşte tam bu noktada Aydınlık Yol bölündü ve yavaş yavaş eski gücünü yitirmeye başladı. Hakikat ve Uzlaşma Komisyonuna göre (Comissão da Verdade e Reconciliação) 1980-1990 yılları arasında Aydınlık Yol ile hükümet güçleri arasındaki savaşta Peru’da 70 bin kişi yaşamını yitirdi.

Abimael Guzmán, hala başkent Lima yakınlarındaki bir hapishanede kalıyor. Aydınlık Yol ise hala yaşıyor ve yeniden eski gücüne kavuşmaya çalışıyor...