Fransız Komünist Parti’nin 36. Kongresi, Pazar günü yapılan seçimle sona erdi. Kongrede partinin başına yine Pierre Laurent getirildi. 4 gün süren Kongre’ye 800 delege ile Avrupa’nın tamamı, Afrika, Asya ve diğer kıtalardan toplam 117 yabancı delegasyonun katıldı. Kongrede ayrıca tüzük de yenilendi. Yerelden tartışılarak gelen parti tüzüğü bir komisyon tarafından delegelere sunuldu. Delegeler her madde üzerinde özenle tartışmalar yürüttükten sonra tüzük oylamaya sunuldu. Tüzük delegelerin yüzde 90 katılımıyla kabul edildi. Kadın ve erkeğin parti içerisindeki eşitliği üzerinden başlayan tüzük metni, kollektif duruş, parti üyelerinin yaşam içerisindeki duruşu, hakları ve sosyal sorumlulukları, diğer oluşumlarla çalışma prensipleri, enternasyonal görevler, Avrupa Sol Parti’ye karşı sorumluluklar ve kurallar, yerel çalışma prensipleri ve daha birçok başlık altında tüzük yenilendi. Büyük bir disiplinle parti delegelerinin üzerinde durduğu tüzük tartışmaları yerelden yürütülerek salona bir taslak metin etrafında sunulmuştu. “Komünist Parti bir kadro hareketidir, işçileri ve çalışan bütün kesimlerin halen temsilcisi durumundadır. Onların yerelden ihtiyaçlarını da gören bir tüzük oluşturulmuştur” diyen bir delegenin deyimiyle Fransa’nın her noktasından parti biriminin fikirleri salona yansıdı. Kongre boyunca nededeyse şuan Fransa çapında işsiz kalan birçok sektörden işçide pankart ve flamalarıyla salonda temsiliyetini buldu.


İşçilerin çığlıkları
İşsiz kalan ve direnişte olan işçiler için halen umut Komünist Parti’de. Bu kongredeki konuşmalarda çok açık şekilde görülüyordu. Burada dikkat çekici önemli nokta ise kürsüye çıkan işçilerin gözyaşları içerisinde “Ekonomik krizin faturası bizlere çıkarılıyor. Sol artık bu işe bir son vermeli. Bu süreç durdurulmalı” çığlıklarıydı. İşsiz kalacak 11 bin Citroen işçisi adına salona gelen temsilciler pankartlarında “İşimizi geri istiyoruz ve bunun için sonuna kadar direnişe devam edeceğiz” kararlılığı içerisindeydi.

Sol tüm kıtada birleşmeli

36. Kongresi’ni yapan Komünist Parti bu kez daha özgüvenli bir duruş içerisindeydi. Kongre tazelenen özgüven ve sisteme karşı daha güçlü bir duruşun işaretlerini taşıyordu. Kongre boyunca öne çıkan ise Avrupa çapında solun birlikte hareket etmesi gerektiği fikriydi. Bir taraftan Avrupa’daki kapitalizmin karanlık tablosu her konuşmacı tarafından sürekli yenilenirken, Avrupa’nın her bir noktasında gelen delegasyonlar kürsüden ortak mücadele kararlılığının altını çizdi. Kongrede Komünist Parti’nin Avrupa solu için öncü bir misyon üstlendiği ve Avrupa solunu daha güçlü bir biçimde biraraya getirmek için yeni dönemde daha güçlü bir açılım yapmayı hedeflediği görülüyordu.

Kürtlerle dayanışma

Avrupa ve diğer birçok ülkeden katılım sağlayan delegasyonlar arasında Kürtler de bulunuyordu. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, milletvekili Nazmi Gür ve BDP Avrupa Temsilcisi Eyup Doru ve Fransa’daki Kürt kurum temsilcileri kongre boyunca çeşitli temaslarda bulundu.


SELMA AKKAYA/PARİS