Unutulmaya yüz tutan Lazca atasözü ve deyimleri köy köy dolaşarak bir araya getiren Ramazan Kosanoğlu Klemurişi, bugüne dek bin 500 deyim ve atasözüne ulaştı.
UNESCO’nun kaybolan diller arasında gösterdiği Lazca’yı yaşatmaya çalışan Ramazan Kosanoğlu Klemurişi, Rize ve çevre illerdeki köyleri dolaşarak Lazca atasözlerini ve deyimleri derliyor.
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Mek’alesk’iriti (yeni adı Dikkaya) köyünde dünyaya gelen Kosanoğlu’nu herkes ailesinin lakabı olan Klemurişi adıyla tanıyor. Klemurişi, Lazcada ‘ateşin üzerinde asılı zincir’ anlamına geliyor. Çiftçilik yapan ve inşaatlarda kalıp ustası olarak çalışan Klemurişi bugüne dek bin 500 Lazca deyim ve atasözüne ulaştı.
Lazcayı ve Laz kültürünü yaşatmak adına çeşitli dergilerde ve yerel gazetelerde yayınlar hazırlayan Klemurişi, “Dünyanın neresine giderseniz gidin kimliğiniz ve kültürünüzle varsınız ve öyle kıymet görürsünüz” diyor.
Bin beş yüz deyim ve atasözü
Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre Türkçeyi ilkokulda öğrenen Klemurişi, Laz kültürünü ve dilini yaşatmak adına 10 yıl önce ‘www.lazca.org’ adında internet platformu kurdu. Kaybolmaya yüz tutan Lazca’nın diğer nesillere aktarılması için, yaşadığı şehir Rize’nin çevresindeki köyleri dolaşmaya başladı. Lazca bilen yaşlılara ulaşıp kamerasıyla kayıtlar alan Klemurişi, derlediği bin beş yüz deyim ve atasözünü genişletip kitap olarak hazırlamayı planlıyor.
Dil ile birlikte kültür de yok oluyor
Köyde yaşamına devam eden araştırmacı, “Şehre indiğim zaman alışverişlerimi Lazca yaparım ve çok ilginçtir Gürcü muamelesi görüyorum. Böyle bir hale geldik. Eğitim dili Türkçe olduğundan insanlar kendilerini Türkçe ifade ediyorlar. Evde Lazca konuşan insanlar şehre indiklerinde Türkçe konuşma gereğini hissediyorlar. Dolayısıyla Lazca konuştuğunuzda biraz da baskın dilden kaynaklı olarak insanlar sizi yabancı görüyorlar. Dilin yok oluşunu görüyorsunuz. Şehirlerle köyler arasında sıkışmış bir dil var ve her geçen gün geçmişimin yok olduğunu düşünüyorum. Dil ile birlikte kültür de yok oluyor. Bu yok oluşa bir nebze olsun dur demek için başladım bu işe” diye konuştu.
Laz kültürünün yok olmaması için farkındalık faaliyetlerine devam edeceğini belirten Klemurişi, bu tarz çabaların diğer insanlar tarafından da yaygınlaşmasını talep ediyor ve ekliyor: “Bunu bireysel anlamda yaşatmak çok zor. Bu bir insanlık mirası.”
KÜLTÜR SERVİSİ
Lazona çıktı
Lazona Dergisi’nin yeni sayısı çıktı. Laz dili ve kültürü sitesi Lazca.org sitesinin 3 yıl önce çıkartmaya başladığı Lazca ve Türkçe iki dilli e-derginin 4. sayısı okurla buluştu. 10 yıla aşkın faaliyet gösteren Lazca Grubu ortak çalışması olan derginin editörlüğünü Klemurişi Ramazan Kosanoğlu yapıyor. Bilgisayar, mobil ve diğer platformlar için yayınlanan dergide Laz dilinin yanı sıra Karadeniz kültürünü de içinde barındırıyor. Lazona dergisinin bu sayısında pc versiyonu için interaktif dosyalar da içeriyor. Laz şair ve ressam Helimişi’nin kendi sesi de dergiden dinlenebiliyor. Laz kültürünü yaşatma ve gelecek nesillere aktarmayı misyon edinen gönüllülerin yer aldığı dergi internetten okunabiliyor.
Lazika korosu
Lazika korosu, Laz halk müziğinin geleneksel şarkılarını seslendirmek amacıyla 2016 yılında Laz Enstitüsü bünyesinde kuruldu. İstanbul’da faaliyet gösteren çok sesli koroyu Emine Çolak yönetiyor. Çolak, Laz şarkılarını çok sesli olarak seslendiren Lazika Korosu ekibine yeni sesler aradıklarını söylüyor.
Yaklaşık 3 yıldır Lazika’yı yöneten Çolak, sokaktaki insanlara çok sesli Laz müziğini tanıtmayı istediğini söylüyor. Çolak, “Etnik müziklerin, dillerin yok olmaması için çalıştık. Türkiye’de diller yok oluyor. Sahnedeki duruşumuz bu yönü ile önemli” diyor. Çolak, yok olmaya yüz tutmuş dillerden biri olduğu için Lazca’yı sahnede görünür kılmanın çok daha önemli olduğunu söylerken, Kürtçe, Hemşine, Ermenice de Lazika’nın hedefleri arasında.
Koronun üyelerinden Sevinç Alçiçek, Lazca şarkı söylemeyi çok sevdiği için katılıyor kadınların arasına. “Ben bir Lazım. Kendi anadilinde sahnede şarkı söylüyorsun. Kendimi tam olarak Laz hissediyorum. Bu da benim için çok heyecan verici” diyor.
Anadili ile sahnede şarkı söylemekten büyük heyecan duyan Filiz Çervatoğlu da, “Olabildiğince bu dili devam ettirmeye ve sonraki kuşaklara aktarmaya çalışacağız” diye konuştu.
Nana herkese destek oluyor
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Dikkaya köyünde yaşayan 60 yaşında, dört çocuk annesi olan Havva Kosanoğlu, köydeki ihtiyaç sahiplerine yardımcı olabilmek için çocukluğundan beri hayal ettiği terzi dükkanını açtı. Mekaleskiriti köyünde evinin alt katını terzihane olarak düzenleyen Kosanoğlu bir yandan evine katkı sağlarken diğer yandan yardıma muhtaç aileleri de gözetiyor. ‘Nana” ismini verdiği terzi dükkanı için konuşan Kosanoğlu, ”Nana” Lazca da ”anne” demektir. Bir annenin çocuklarına nasıl özverili ve yardımcı oluyorsa ben de köydeki ihtiyaç sahiplerine karşı bir anne gibi destek olmaya çalışıyorum. Boş vakitlerimde ihtiyaç sahipleri için çalışıp onlara destek oluyorum” dedi.
İlk Laz gazetesi
Mçita Murutsxi (Kızıl Yıldız), Lazca olarak basılmış ilk Laz gazetesidir. 7 Kasım 1929 tarihinde, Abhazya’nın başkenti Sohum’da, Abhazya Merkezi İcra Komitesi’nin yayın organı olarak neşredilmiştir. Gazetenin sorumlu redaktörü, İskender Tsitaşi’dir. Gazetede, Tsitaşi tarafından tasarlanan Latin esaslı Laz alfabesi kullanılmıştır. Bu gazeteden günümüze sadece ilk sayısı ulaşabilmiştir.
Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin 1 Nisan 1923’te toplanan XII. kongresinde alınan karar gereği çıkartılan gazetenin çıkış amacı, Lazlara Ekim devrimini ve kazanımlarını anlatmak, kendi anadillerinde okuyup yazabilmelerini sağlamaktır.
Türk devleti tarafından 26 Şubat 1930 tarihli ve 8924 sayılı kararıyla derginin Türkiye’ye sokulması yasaklanmıştır. Mustafa Kemal imzalı kararda derginin komünist çizgide olduğu ve Laz halkına Lazca Sovyet propagandası yaptığı ifadeleri yer alıyor.
Karadenizi Lazlaştırmak Laz dilini YOK ETTİ
Laz Dili ve Kültürü Araştırmacısı Kamil Aksoylu, yok olmakla yüze yüze olan Lazca’nın anadilde eğitim çerçevesine zorunlu ders olarak okutulmasını istiyor. Aksoylu, “Karadeniz topraklarında onca farklı dil ve kültür bir arada barınırken hepsinin Lazlaştırılması, Laz diline ve kültürüne bir değer katmayıp ancak yok oluşunu hızlandırmıştır” diyor.
Aksoylu Lazların Türk olmadığını, Türkiye’de 350-400 bin civarında Laz nüfusu olduğunu belirtti ve ekledi: “Lazların, Gürcülerle de Türklerle de, bir arada yaşamaktan başka herhangi bir soya dayanan bir ortaklığı yok. Lazların büyük bir bölümü farklı dili ve kültürü ile farklı bir etnik kimliğe sahip olduğunun bilincinde değil. Dil ve kültürünün farklılığını benimser. Dilini konuşmak ve kültürünü yaşamaktan keyif alır fakat kimlik bilincine geldiği zaman Laz kimliğini pek öne çıkarmazlar. Bugün Lazların temel talebi Anadili eğitimi kapsamında Lazca’nın okullarda zorunlu ders programına alınmasıdır.