
Türkiye’de yeni eğitim ve öğretimde dönemiyle birlikte birçok sorun ve tartışma yaşanırken, anadilde eğitimin önemine dikkat çeken Laz dili ve kültürü üzerine çalışma yürüten Adnan Avcı, bir dilin yaşaması için eğitim dili olmasının şart olduğunu hatırlattı.
5 yıl önceki “Yaşayan Diller ve Lehçeler” seçmeli dersi dışında eğitimde Türkçe dışında anadilde eğitimin olmadığını hatırlatan Avcı, “Hatta bilinçli bir devlet politikası ile dışlandığını görebiliyoruz. Seçmeli dersler konulmasına rağmen eğitim dilinin tekçi bir zihniyetin ürünü olduğunu biliyoruz. ‘Tek dil, tek bayrak, tek millet’ söyleminden Türk olmayan tüm halklar ile birlikte Lazlar da payını almış durumda” dedi.
Avcı, Lazca’nın UNESCO’nun raporunda da yer aldığı gibi yok olmak ile karşı karşıya kaldığını dile getirdi ve ekledi: “30 yaş üstü insanlar Lazcayı biliyor ama aktaramıyor. 30 yaş altı gençler ise anlıyor fakat konuşamıyor. Bir dil eğitim dili değilse yaşaması imkansız. Bir dilin yaşamasının yegâne noktası eğitim dili olmasıdır. Lazlarında yıllardır talep ettiği şey Lazca’nın anadilde eğitim dili olmasıdır.”
Lazlar aşağılanıyor
“Son 2-3 yıla baktığımız zaman oraya konulan seçmeli derslere, artan milliyetçi dalga ile birlikte rağbet görmemekte. Devlet kurumları yeterince kaynak ayırmadığı için de ilgi gösterilmiyor” diyen Avcı, ana okuldan üniversiteye kadar anadilde eğitimin olması gerektiğini söyledi.
Eğitim müfredatında diğer halklar ve inançların yer almadığı gibi Lazların da dilleri, kültürleri, tarihleri konusunda bir bilginin yer almadığını sözlerine ekleyen Avcı, “Müfredata baktığımızda Lazlar ya da Karadeniz insanı ile ilgili yer alan tek şey aşağılayan söylem ve fıkralar. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda söz konusu. Bir halkın inancını, dilini yansıtmak bir yere, Lazcanın bir dil olmadığını, Karadeniz yöresinin bir ağız yapısıymış gibi yansıtılıyor. Diğer halklarda da aynı durum mevcuttur. Lazların kendi kültürlerini, tarihlerini gerçek anlamda eğitim alanında görmediklerini biliyoruz. Eğitim stratejisi belirlenirken ortaya konulan paradigma ile birlikte bilinçli bir asimilasyon politikası uygulanmaktadır” diye konuştu.
Lazca yok olmakla yüz yüze
Anadilde eğitim almanın temel bir hak olduğunu dile getiren Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye gibi çok dilli kültürlerde, farklı dillerin eğitim dili olması temel insan hakkıdır. Dünyada bu yapıya benzer birçok ülke var ve birçok dilde eğitim hakkı tanınıyor. Türkiye farklı dillere sahip olup eğitim diline yansıtmayan nadir ülkelerden biridir. Bizim temennimiz çeşitli sivil toplum örgütlerinin de desteği ile farklı dil, kültür ve inançların eğitim alanında yerini almasıdır. Eğitim dahil olacak dillerinde konunun muhatabı olan kurum veya kişiler üzerinden geliştirilmesi gerekiyor. Laz dili ve kültüründen bahsediyorsak bununla ilgilenen bilimcileri muhatap almak gerek. Bu girişimlerin daha fazla geç kalınmadan yapılması gerekiyor. Lazca gibi bir dil kaybolmak ile karşı karşıya ve bunun önlenmesi için acil olarak girişimlerin yapılması gerekiyor” diye belirtti.
Rojava yanıbaşımızda duruyor
90’lı yıllardan sonra halkların dil ve kültürleri ile ilgili çalışmalar yapmaya başladığını aktaran Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Lazca için özel girişimler yok. Bunun için tek dayanağımız devlet kurumları ve ilgili bakanlıklardır. 10 yıldır eğitim dili için girişimlerimiz mevcut, fakat bir 10 yıl daha bekleyecek zamanımız söz konusu değil. Benim çocukluğumda anlatılan Lazca destanlar, sosyal hayatın önemli bir parçasıydı. Şimdi ise bir derleme konusu olmanın dışına çıkamıyor. Lazca üzerinde hızlı bir erozyon söz konusudur. Bir adım atmak için çok uzaklara bakmaya ya da sil baştan bir şey yazmaya gerek yok. Yanı başımızda demokratik bir yapıya sahip olan Rojava’da birçok halk kendi anadilinde eğitim alabiliyor. Dünyadaki deneyimi Türkiye’ye aktarılıp yeni ve demokratik bir eğitim sisteminin oluşması en büyük temennimizdir.”
MA/İSTANBUL