Amerika'daki ikiz kulelerin yıkılmasından hemen sonra dünyada bir İslamofobi yaratıldı. Amerika Ortadoğu'ya daha rahat girmek için bir sebep yaratmalıydı, bunu da fazlasıyla başardı. IŞİD'le birlikte bu algı daha da güçlenmiş oldu. İslamın doğru olmadığını, bütün Müslümanların kötü olduğunu bununla birlikte güçlendirmiş oldu. Çünkü bu örgüt Allah-u Ekber nidalarıyla Müslüman olan, olmayan herkesin kafasını kesiyordu ve böylece doğu-batı arasındaki uçurum iyice büyümüş oldu. Hatta Amerika ülkesine gelen Müslümanları, özel bir odaya alıp,  araştırmalarını yaptıktan sonra ülkesine alıyordu. Bununla Müslümanlarda ''uygar olmayan dünyadan, uygar dünyaya geldikleri'' algısını yaratmaya çalışıyor, bunu en keskin çizgilerle çiziyordu.
Müslümanlık adı altında kandırılan Kürt halkı ise dinin, İslam'ın nasıl kullanıldığını ve bunun sonuçlarını IŞİD ile birlikte daha net gördü. Dinin devlet politikalarıyla ne kadar tehlikeli bir araca dönüştürüldüğünü Kürtler IŞİD'le anladı. Yıllarca devletin kanallarında dini ticaret haline getiren sözde din adamları (din simsarları) Kürt halkı ve diğer halkları diğer özgünlüklerini yadsıyarak, İslam adı altında  bir araya getirmeyi hedefledi. AKP, özellikle Müslüman Kürtleri ''Biz kardeşiz, bize İslam yeter'' söylemiyle, kendi çatısı altında topladı. Kürtleri dinle kandıran bu parti, maalesef Kürt'ün verdiği her oyla IŞİD'e zemin hazırladı, büyüttü, besledi. Bugün AKP'ye giden her oyun Kürtlere karşı IŞİD belası olarak geri döndüğüne tanık oluyoruz.
Din, AKP'nin ele geçirdiği televizyon ve gazetelerde de iyice magazinleştirildi. Hatta o kadar ileri gidildi ki ekranlardan ayrılmayan hocalar İslamı anlatırken sanki o dönemin içinden çıkmışçasına, bir bir anlatarak toplumu ikna etmek istedi. Bu sayede para kazanan hocalar stand-up yapar gibi il il, şehir şehir ülke ülke gezerek, bu işin ticaretini yapmaya başladılar. Bu politika AKP iktidarı boyunca sürdürüldü. AKP'yle kandırılan halkımız IŞİD belasını görünce AKP'yi ve söylemlerin nedenlerini daha da iyi anlıyor.
AKP'ye oy veren Kürtler, Kobanê ile birlikte aslında bir vahşete imza attıklarını görmüş oldular. Çünkü Kürt'ün verdiği her oy Kürt'e IŞİD vahşeti olarak geri döndü. AKP İslam'ı kullanarak aynı millet, aynı din vurgusuyla, Sunni Kürtler, Êzîdî Kürtler ve Alevi Kürtler diyerek de Kürtleri ayrıştırmak, bizi birbirimize düşman etmek istemektedir.
 İslam da dahil olmak üzere hiçbir din kötülüğü, öldürmeyi emretmez. Kur'an'da ilk sözcük ''oku''dur. Yani eğitimi emreden bir din, bugün din düşmanlarınca kullanılmak istenmekte, vahşete alet edilmektedir. İslam dinindeki birçok olgunun, din düşmanlarınca kendilerine göre yorumlanarak, çıkar politikaları ve vahşete alet edildiğini görüyoruz. Belki de peygamberimiz şimdi yaşasaydı akademisyen, çağdaş biri olarak karşımızı çıkar, bu yobazların ne kadar geri olduklarını anlatmaya çalışırdı. Çünkü IŞİD insanlara her türlü geriliği empoze ederken, şimdiki çağdaş dünyanın ürettiği en gelişmiş araçlarını, tekniğini de kullanmaktan geri kalmıyor. Kendi tabirleriyle 'gavur icadı' dedikleri tüm araçları kullanıyorlar. Onların bu mantığı göz önüne getirildiğinde, kendilerinin kılıç ve kalkanla savaşması daha uygun düşmez mi?
Geçmiş yıllarda okuduğum ''Lego dinler'' başlıklı bir yazı bu konu için örnek vermek isterim. Yazıya göre, Amerika'da bilim insanları bütün dinlerin en iyi taraflarını alıp ''lego'' gibi birleştirerek, yeni bir din algısı oluşturmaya, bunu tüm insanlığa anlatmaya çalışacaklarmış. Bazı bilim insanlarının bu konu üzerinde yazdıklarını görünce, mantıklı geliyor. Çünkü, merkeze insan ve insan sevgisini koyuyorlar. Bunun mantığı uygun gelse de toplumda ne kadar kabul bulabileceğini zaman gösterecek. İnsanlık için hayırlı/yararlı olmasını diliyoruz.
Sonuç olarak, artık Kürt halkı, özelllikle de AKP ve CHP'ye oy verenler şapkalarını önlerine koyup bir daha düşünmeli. Alevi Kürt'ü, Êzîdî Kürt'ü sunni Kürt'ü ayırmaya çalışan bu zihniyet bilmeli ki; bu halk artık uyanmıştır. Aidiyet duygusunu çoktan kazanmıştır. Uluslaşmaya doğru giden bu halk, artık kendisine yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmayacaktır. Ama Kürtler şunu da unutmamalıdır: Amerika'ya yanaşırken, Türkiye'nin uyguladığı politikaları unutmadan ve bundan ders çıkararak,  temkinli davranılmalı. Bilinmeli ki, Amerika almadan kimseye bir şey vermez. Dans edeceğimiz güçleri daha iyi analiz etmeliyiz! Kürt halkı olarak elbet de bir araya gelebiliriz. Bir araya gelmemizin nedenleri çok olduğu gibi, zemini de oldukça güçlü. Birlik için gerekli ulusal değerlerimiz, halkımız, milletimiz, gücümüz ve örgütlülüğümüz mevcut. Kürt halkı olarak birliği sağlarken, başka halklarla da birlik olabilir, ortak mücadele geliştirebiliriz. Bunun da koşulları mevcut. Onun için halk ve din düşmanlarına inat, ''Yaşasın halkların kardeşliği'' diyorum.