Fransa Gündemi
Avrupa’da yaşayan Kürdistanlıların yüzü geçtiğimiz hafta boyunca Paris’e dönüktü. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in hesabını sormak için Paris’e akan Kürdistanlılar, somut taleplerini sokakta eylemleriyle dillendirdiler.
Fransa; katliamın yıl dönümünde İçişleri Bakanı Manuel Vals’in bir Kürt dostunun kendisine soru sorması üzerine verdiği “bu konuda oluşturulan bir komisyon var” cevabı dışında susmayı yeğledi. Bu suskunluğu baştan itibaren şer eksenini birlikte oluşturan güçler tarafından geldi. Önce Ömer Güney adlı zanlının ses kayıtları Pazar gecesi servis edildi. Ardından MİT’e ait olduğu belirtilen bir rapor basına yansıtıldı. Kürtler bugüne kadar bu katliama dair sayısız açıklama yaptı. Avrupa’da çok sayıda Kürt siyasetçisinin başına paralar biçildiği, hedef halinde olduğu yönde bilgiler daha önce basına ve kamuoyuna yansımıştı. Bütün bunlar kendi içinde değerlendirilmesi, bir bütün olarak süreçle birlikte ele alınması gereken konular.
Burada Fransa boyutuna bakmakta fayda var. Türkiye ya da derin devletin Kürtler üzerindeki hesapları, katliam politikaları onyıllardır devam eden bir süreci içeriyor. Peki Fransa’nın bunda ne tür katkıları vardı, bunu sormak gerekiyor! Örneğin söz konusu ses kayıtlarında hedef haline gelen Kürt siyasetçiler konusunda Fransa’nın uygulamaları düşünüldüğünde bu daha net anlaşılacaktır. Kürt siyasetçilerin dosyalarını yargı işbirliği adı altında Türk MİT’iyle paylaşan Fransa’nın kendisidir. Türk MİT’i örneğin Nedim Seven gibi bir siyasetçiyi hedeflemiş ise Fransa bu sürecin birincil aktörlerinden biridir.
2007 yılında aralarında Nedim Seven’in de bulunduğu birçok Kürt siyasetçi gözaltına alınır alınmaz, emniyette dosya için çekilen fotoğraflarının diğer gün Türk basınında çıkması bir tesadüf olması mümkün mü! Ya da diğer Kürt siyasetçiler hakkında giden bilgiler kim tarafından sunuldu sorusunun yanıtı çok net ve açıktır. İşte bu aşamadan sonra Paris MİT’in hedefi olmaya başlamıştır. Fransa anti-terör timi zaten Türk devletinin LEJYONER’liğini o tarihten itibaren sistematik bir biçimde yapmıştır.
Ses kaydında da ifade edildiği gibi Fransa’da gözaltına alınıp adli kontrol altında tutulan birçok Kürt siyasetçi adım adım izlenmekteydi. Bu izlemeler söz konusuyken Ömer Güney adlı zanlı da sözkonusu kişileri izleyebiliyor, haklarında bilgi toplayabiliyor. Daha önce sayısız kez sorulan soru “Ömer Güney’in Fransız istihbarat birimlerinin gözünden kaçmış olması mümkün mü!” Bugüne kadar susmayı planlayan Fransa hükümetinin bu aşamadan sonra nasıl bir açıklama yapacağı ise merak konusu!
Şimdi Hollande yolculuk yapacağı Türkiye için hazırlanıyor. Birkaç gün önce Suriye’deki iç savaşa değinen François Hollande, ülkede 700 kadar Fransız vatandaşının ‘Cihatçı’ örgütlerle birlikte savaştığını itiraf etti. Kürt halkı soruyor; Fransa’da bilginiz dahilinde olan Kürtlere karşı kullanılan kaç Türk ajanı ya da tetikçisi var? Kürt siyasetçileri izlerken anti-terör timlerinin Ömer Güney’de dahil tespit ettiği kaç isim var? Bu kişiler şuan ne tür bir faaliyet içerisindeler? Şuana kadar hangi Kürt siyasetçileri hakkında MİT bilgilendirildi, bu bilgilendirmelerin düzeyi nedir?
Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledilmesinin ardından kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşıldığı üzere, Kürt derneklerine dönük kimi sabotaj girişimleri yaşanmıştı. Örneğin Avignon Kürt Derneği’nin önüne bomba süsü verilmiş bir paket bırakılmış, Moulhause Kürt Derneği yakılmak istenmiş, cenaze töreni için Paris’e gelen otobüsler taşlanmıştı. Bu saldırılar nedeniyle Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu FEYKA’nın ilgili makamlara yaptığı başvurular basına yansımıştı. Bu konuda bugüne kadar ne tür sonuçlara ulaşıldı? Neden Kürt kurumlarının bizzat İçişleri Bakanlığı‘na güvenlik gerekçesiyle yaptığı başvurular şimdiye kadar yanıtsız bırakıldı?
Fransa’nın öncelikli yanıtlaması gereken ise kendilerine daha önce Paris Katliamı konusunda bir istihbarat bilgisinin gelip gelmediği sorusu! Kürt halkı bütün bu soruların yanıtlarını almak istiyor.