
Nazi kuvvetlerinin Sovyetler Birliği şehri Leningrad’daki (bugünkü adıyla St. Petersburg) kuşatmadan yenilgiyle ayrılmasının üzerinden 73 yıl geçti. 8 Eylül 1941’de başlayan ve 27 Ocak 1944’e kadar devam eden kuşatma boyunca 2 milyon civarında Sovyet yurttaşı, çatışmalar dolayısıyla veya açlıktan yaşamını yitirmişti. Kentte yiyecek karneye bağlanmış, buna rağmen tükenmiş, sıra kuşları yemeye gelmişti; onlar da tükendiğinde, açlık ve soğuk dirençsiz kalmış bedenleri tüketti. Bazen bir günde 30 bin insan ölüyordu. Daha sonra kendisi de açlıktan ölen 12 yaşındaki Tanya Saviçeva’nın günlüğüne düştüğü not, yaşananı gözler önüne seriyordu: “Zhenya 28 Aralık 1941’de saat 12.30’da öldü. Büyükannem 25 Ocak 1942’de saat 3’te öldü. Lyoka 17 Mart 1942’de saat 5’te öldü. Vasya amcam 13 Nisan 1942’de saat 2’de öldü. Lyoşa amcam 10 Mayıs 1942’de saat 4’te öldü. Annem 13 Mayıs 1942’de saat 7.30’da öldü. Saviçeva’lar öldüler. Herkes öldü. Yalnızca Tanya hayatta.”
Leningrad’da yurttaşların umudunu diri tutan, onları direniş mevzileriyle bağlayan ise sanat olmuştu. Leningrad Sanatçılar Birliği ve kentteki radyo, kuşatma boyunca, bütün kısıtlı imkanlara rağmen aralıksız çalıştı. Konser verdiler, afiş yaptılar, tiyatro gösterimleri düzenlediler. Zafer günü geldiğinde Leningrad halkı, açlıktan bir deri bir kemik kalmıştı; ama buna rağmen umutlu ve bilinçliydiler. Enkaza dönüşen kenti de kısa sürede yeniden inşa ettiler.
Fotoğrafta, kuşatma günlerinde şehre atılan patlamamış bir bomba ve bu durum içinde dahi resimlerini şehrin meydanından eksik etmemiş Sovyet sanatçılarının çizdiği bir afiş görünüyor. Afişte, “Bebek katillerine ölüm!” yazıyor.
KÜLTÜR SERVİSİ